Skip to content

Attilâ İlhan hakkında genel bilgi...

17 Eylül 2010, ekleyen samata

İlhan, 15 Haziran 1925 günü Menemen'de doğar. Ailenin havası iki etkinin altındadır: bir yandan toprak ve kasaba geleneği, göreneğinin, öte yandan, Meşrutiyet ve Cumhuriyet alafrangalığının. Attilâ iyi de bir öğrenci olmasına rağmen okulu sevmez. Çok küçük yaşlarda şiir yazmaya başlar. Ortaokulun üçüncü sınfında ise karmakarışık bir şekilde Nazım Hikmet'i, Şolohov'u Gorki'yi, 1001 Roman'ı ve Esat Mahmut Karakurt'u okur. Onun yaşamını köklü bir şekilde etkileyecek şey ise onun başına 16 yaşında gelir. Bir kızla mektuplaşmasında Nazım Hikmet'in adı geçiyor, gerekçesiyle komünistlikten tutuklanır, bu durum onun hayatında erken bir olgunlaşmayı getirecektir. Danıştay davası ile okuma hakkını yeniden kazanır, ancak İstanbul'da okuduğu yıllarda da polis onu rahat bırakmaz. Bu durum onda bir tepki uyandırır ve o günün deyişiyle toplumculuğu, yani sosyalizmi çok da bilmeden benimser. İlk şiiri 1943'deYeni Edebiyat dergisinde yayımlanır. Daha sonra ise bir şiiri CHP şiir yarışmasında Cahit Sıtkı ile Fazıl Hüsnü'nün arasında ikinci olur. Attilâ İlhan yetişmesinde etkili olan kişileri de şöyle sıralıyor: Tornacı Ömer, Nazım Hikmet, Maksim Gorki, Reşat Enis, Ömer Faruk Toprak, Hasan Tanrıkut ve André Malraux. André Malraux'un İnsanlık Hali ve Umut romanlarının üzerinde çok büyük bir etkisi olur. İlhan'ın hayatında Paris yıllarının önemli bir yeri vardır. Fransız şiirine ilgi duyar ve emperyalizm, 3. Dünya hakkındaki görüşleri şekillenir ve derinleşir. Türkiye'ye döndükten sonra da bir çok edebi ve politik tartışmanın başlatıcısı ya da parçası olur. Garipçilere ve İkinci Yeni şiirine karşı olumsuz tutumu ve sivri tavrı çok da tepki çekmesine yol açar. Biz şimdilik İlhan'ın hayatının bu ilk kısmını onunla ilgili görüşleri de paylaşıp bitirelim. Metin And Forum dergisinde 1955'de 41. sayısında şöyle demektedir: "İşi şiir, roman yazmakla kalsa belki bu kadar ilgi çekmeyecek, ama dediğinde ayak diremesi, sert tartışmaları, eğilmez, bükülmez kuramları ile çevresini ekilemeye, yöneltmeye kalkışması ona karşı yaygın bir tepkiyi çağırıyor." Konur Ertop Varlık dergisinin 632. sayısında onun romanını aşk ve macera romanı olarak yargılamaktadır. Asım Bezirci ise Okudukça kitabının 38. sayfasında, onun ne yapıp, edip kendinden söz açmanın bir yolunu bulduğunu söyler. Ayrıca Seyda'ya onun gürültülü, patırtılı çıkışlarını, yine de uygarca bulduğunu söylemekte, ve başkaları sinsice kulis yaparken, o her şeyi ile bize açıktır demektedir. İlhan hakkında daha formel bilgiye ve eserlerinin listesine de buradan ulaşılabilir: 

http://tr.wikipedia.org/wiki/Attil%C3%A2_%C4%B0lhan

 
 
Kaynak: Mehmet Seyda, Edebiyat Dostları, Kitaş Yayınları, İstanbul: 1970, sf. 265 280.

Yorumlar

Gün Zileli'den Attilâ İlhan Selçuk yazısı

18 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4649

Attilâ İlhan iyi bir şair ve yazar olduğu kadar kötü bir politika teorisyeni; İlhan Selçuk ise, akıllı ve ihtiyatlı bir politika stratejisti olduğu kadar kötü bir yazardı. Açıklamaya çalışayım.

Devami: http://www.gunzileli.com/2010/07/08/attila-ilhan-selcuk/

mükemmel! ulusalcılar

18 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4650

mükemmel! ulusalcılar hakkında bilgi anarşistlerden yorum falan filan. maksat?

İlhan hakkında bilgi vermek

18 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4654

İlhan'ın muhtemelen, sizin de sadece TRT 2'deki programlarından hatırladığınız, yaşlanmış, sürekli Sultan Galiyef'ten bahseden Ulusalcı değil, aynı zamanda Fena Halde Leman romanını ve Aysel Git Başımdan şiirini yazan, genç te olmuş, tutkulu, büyük bir edebiyatçı olduğunu hatırlatmaktı amacım. Dikkat ederseniz Zileli de İlhan'ın edebiyatçı kişiliği üzerine değerlendirmelerini de paylaşıyor yazısında...

Ee, madem sürekli bir merak maksata dair, ben de bu güzel şiiri size gönderiyorum.

 

AYSEL GİT BAŞIMDAN  

 

Aysel Git Başımdan

Aysel git başımdan ben sana göre değilim

Ölümüm birden olacak seziyorum.

Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Aysel git başımdan istemiyorum.

 

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün

Dağıtır gecelerim sarışınlığını

Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,

hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Benim icin kirletme aydınlığını,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

 

Islığımı denesen hemen düşürürsün,

gözlerim hızlandırır tenhalığını

Yanlış şehirlere götürür trenlerim.

Ya ölmek ustalığını kazanırsın,

ya korku biriktirmek yetisini.

Acılarım iyice bol gelir sana,

sevincim bir türlü tutmaz sevincini.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Ümitsizliğimi olsun anlasana

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

 

Sevindiğim anda sen üzülürsün.

Sonbahar uğultusu duymamışsın ki

içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,

uzak yalnızlık limanlarına.

Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,

Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.

Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.

Sakın başka bir şey getirme aklına.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim,

ölümüm birden olacak seziyorum,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Aysel git başımdan seni seviyorum... Attilâ İlhan

http://www.dailymotion.com/video/x4v2z3_attila-ilhan-aysel-git-basimdan_music

fena halde berbat

18 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4656

isin kotusu, tanitmaya calistiginiz kisilerin eserleri hakkinda pek birsey bilmeden ve buyuk ihtimal okumadan tanitmaya calismaniz. okusanız fena halde leman'in attila ilhan'in en berbat romani oldugunu bilir, ornek diye onu gostermezdiniz. kurtlar sofrasi derdiniz en azindan.

fena halde attilâ ilhan

18 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4658

"dinle böceğim, uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım.
yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman, dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı; iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal kurmaya kalkıştığından, sükût-u hayaller eksik olmaz!
sen dediğime kulak ver, kendimizden başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz, şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının üzerinde somutlaştırılmış hayâli; o başkası da kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle sandığımız farklı!
muvaffak bir çift, yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manâsını taşır: çift demek, yan yana iki yalnızlık demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile zor! onun için böyle bir hayatı, içine girip kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan.
uzaktan, soyut, hemen hemen yok bir şahsı sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum.
yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır, hayalde yaşatmak az evvel açıkladığım kaideye uygun olarak, onu kendine benzetmektir; yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz edebilir, ne müdahale: sevdiğini, hayalinde değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok seversin, böylece denge korunmuş olur.
sevmek! sevmek esasında alıp başını gitmektir, sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır, sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden yaratarak..."
 

Kaynak: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=fena%20halde%20leman

sorun da burada zaten. eksi

18 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4659

sorun da burada zaten. eksi sozlukten, ansiklopedilerden, edebiyat derlemelerinden alintilarla yarim yamalak bilgi yapistirmakta. ahmet altan'in aldatma'si bile bu zirvadan iyidir. en azindan seksen sonrasi seks furyasinin mahsulu degil. doksan sonrasi beyin igfalinin parcasi, ne oldugu belli.

Aşk, seks ve macera da İlhan'ın eserlerinde mevcut

18 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4661

Evet burada yazilanlar parçali da olsa yazarimizin sadece Ulusalci polıtık bir kimlık olmadigini da goruyoruz, aşk, seks ve maceranın da onun eserlerinde bolca bulunduğunu, kitabina boyle bir kapak koymayi tercih ettigini de... Bu kitabi tercih etmemin nedeni İlhan bunu da yazmış demekti. Bu kitap ta onun uretiminin bir parçasi, begenirsiniz, begenmezsiniz, ama yok sayamazsiniz, ayrica Zileli'nin yazisinda da onun çok yonlu edebi ve dusunsel kisiligi vurgulanmis, yazdiklarinizdaki zirva, berbat vs tarzi bana donuk elestirilerinizdeki yarimyamalak vurgusunu fena halde golgeliyor, umarim kendinize donup bakariniz ve asil sizin yorumlarinizda surekli birseyleri kestirip attiginizi ve zenginlestirmekten ise saldirgan bir uslupla yazdiklarimi golgelemeyi tercih ettiginizi gorursunuz. Oysa bu sitede eskisozluk tarzini harmanlama kaygisi tanitim sayfasinda bile mevcut, yani kucumsenmiyor; kullandigim edebiyat derlemesi ise Mehmat Seyda'nin son derece ozenli ve internet ortaminda bulamayacaginiz bilgileri iceren Edebiyat Dostlari kitabi, sonuc olarak yine de ben size siirler vs ile cevap vererek bu maddenin hakkini vermeye calisiyorum, saygilarimla...

Attila İlhan'ın Toplumsal Gerçekciliği

19 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4676

Attila İlhan’ın Toplumsal Gerçek’ciliği

Attila İlhan,toplumcu yazınımız’da özellikle muhalif yazılarıyla göze batan,bazen dışla’nan bazen tepkileri üzerine çeken bir şair,romancı,eleştirmen.
Elbetteki o’nun şair yönü diğer yönlerinden önde gelmekte ve’ Attila İlhan ‘denil
diğinde yine ‘Attila İlhan’ tarzıyla yazılmış değişik,güzel şiirler akla gelmektedir.
Ben bu yazımda Attila İlhan’ın tüm yönlerini ele alıp da bir sentez’e girişecek de
ğilim.Onun önemle sanat’a bakış açısını, yaptığı birkaç önemli tartışmadan ha
reketle yorumlu-yorumsuz anlatmaya çalışacağım.
Attila İlhan,’köy romancılığı’ na bakış perspektifinde’ki statükocu tekdüzeliğe
son vermiş,öne sürdüğü çağrışımlı tez’lerle ‘bir anlamda’ dokunulmaz olan’ın
üstüne üstüne gitmiştir.Tezlerinde doğru ile doğru olmayan iç-içe geçmiş olma
sına karşın Yazınımıza önemli bir katkı sağlamış,düşünü ve bakış ufkumuzu
bir anlamda genişletmiştir.
‘Köy roman’ı ‘ tartışmasının daha iyi anlaşılması için 1950’ler’e dönüp bakmak
gerekiyor.Mahmut Makal genç bir köy öğretmeni olarak 1948’de Varlık Dergisinde
‘Köy Notları ‘ nı bölüm bölüm yayınlıyor.1950’de de bu bölümler bir araya getirilip
‘ Bizim Köy’ olarak kitaplaştırılıyor.Kitap bomba gibi patlıyor !Tüm Türkiye bu kitabı
konuşuyor,okuyor.Kitabın etkisi büyük oluyor.Hani Köylerimizde pınarlar şırıl şırıl akıyor,yaylaklarında kuzular meleşiyor,kuşlar cıvıl cıvıl..Irmaklarında ördekler kazlar oynaşıyor’du ya ! Bizim Köy hiç de böyle söylemiyordu...!Açlıktan,suyu akmayan pınarlardan,çoraklıktan,terkedilmişlikten,unutulmuşluktan,köy sorunları
nın beşkuruşluk ‘oy’a satılmışlığından ve acı’dan anlatıyordu..!
Orhan Kemal şöyle yazıyordu :
‘Mahmut Makal’ın kitabını bir hamlede yer,yutar gibi okuduktan sonra elimde olmı
yarak “yaşa aslan ! “ diye haykırdığım zaman,saat gecenin üçüne çeyrek vardı.’
(Bak.Radikal,İnternret Baskısı,O Köy Bizim Köyümüzdü.)
Mahmut Makal’ın ‘Bizim Köy’ yapıt’ı Köy yazınında bir ‘milat ‘ sayılmakta.1950
Sonrası çok sayıda köye ilişkin ve köy enstitüleri çıkışlı öğretmen-yazar kaleme
Sarılıp değerli yapıtlar kazandırdılar Türkiye edebiyatına.Bunlardan birisi de
Fakir Baykurt’tur. Attila İlhan ‘Bizim Köy ‘ romancılarına sıraladığı eleştirileri
1975 yılında Yeni ortam gazetesinde Fakir Baykurt’un üzerinden gündeme getir
miştir.(İlahi Fakir-İ Pür Taksir 8 Kasım 1975,Fakir-İ Pür Taksir’in Açık İtirafı
9 kasım 1975,Yeni Ortam )
(Ayrıca Bak.Nesin Vakfı Ed.Yıllığı 1976)
Attila İlhan özetle şöyle diyordu :” Türk romanı,köy romanıyla toplumcu,gerçekçi bir
çizgi yakalayım derken,farkında olarak-olmayarak ilkel bir natüralizm çizgisine,kül
türsüz ve estetik dokuması zayıf bir popülüst romancılığına düşmüştür.” (Cumhuriyet
30.6.1975 )
“ Köyden çıkalı 25 sene olmuş,onbeşinci kitabında hala o 25 sene önceki köy.Hani
o köyü,o kasabayı anlatırken,değişik bir anlatımla gelse,yüreğim yanmayacak,en
İlkel anlatım,en alışılmış konum !Tek özelliği ne oluyor o zaman,Türk köylüsü ya da
kasabalısının “ neler çektiğini “ göstermesi öyle mi ? Ezber ettik birader. “
“ Yok kasabada akşam olunca içine gariplik çökermiş de,yok köyde öğretmenle imam dalaşıp dururlarmış da,yok cezaevinde’ adem baba ‘ koğuşunda hükümlüler
çıplak dolaşırmış da...Anladık birader,yeter artık..Biraz da roman yazın.(Milliyet
Sanat 11 temmuz 1975 )
Attila İlhan’a göre Bizim Köy edebiyatı hep aynı tema etrafında dolaşıp duruyor. Ana
fikri de köy öğretmeni’nin köy’ü kalkındıracağı,kalkındırma yöntemi’nin de ‘eğitim ‘
olduğudur.Köy enstitüleri köylünün proleteşmesi amacını engellemektedir.Köy ensti
tülerinin yarattığı ‘Bizim köy ‘ edebiyatı da bu proleterleşme’yi önleme’nin bir aracıdır.
Köy Enstitüleri ve ‘Bizim Köy’ edebiyatı köy’ün ve köylü’nün kalkınmasını bir ‘üst yapı’ sorunu olarak ele almaktadır.
Türkiye kapitalist yolda hayli yol almışken ‘Bizim Köy ‘cüler hala 25 yıl öncesini durup durup betimliyorlar ve Türkiye’nin 25 yıl önceki yerinde durduğunu vurgu
luyorlar.
bu edebiyat toplumcu bir edebiyat değildir.Atatürk’ün tek partili ‘dikta ‘ ideoloji
sinin bir yansıması ve savunusudur.
Attila İlhan estetiksel ve ideolojik olarak Köy Enstitülerini ve köy yazını’nı işte böyle
değerlendiriyordu.
Yukarda Orhan Kemal’den bir alıntı vermiştim.Bir alıntı da Sabahattin Ali’den vereyim:
“ ....Carl Ebert Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne ziyarete gelir.Konuşmasını yapar.Sonra
öğrenciler Sabahattin Ali’yi de israrla dinlemek ister.S.Ali onlara “Rüzgar “ şiirini ve
başka bazı şiirlerini okur.Öğrencilerden birisi bir şiirinde geçen “ zaman zaman mağlup olsam bile betimel insan olmak dokunuyor haysiyetime “ dizelerini anımsa
tarak “hocam insan olmak haysiyetine dokunuyor mu ? “ deyince,o hemen :
“ Bakın bir açıklama yapma gereği duyuyorum burada.Ellerinizle yükselttiğiniz yapıları,diktiğiniz ağaçları gördük,yetiştirdiğiniz bağı,açık hava tiyatronuzu çalış
malarınızı gördük.Bambaşka bir hava esiyor Hasanoğlan’da.Kişi kendini,dünyasını
yeniliyor,mutluluk duyuyor.O dizeyi şöyle düzeltmek istiyorum sizin önünüzde.
“ Gayri insan olmak dokunmuyor haysiyetime “(Bak.Haber Veriyorum Net. Cansu
fırıncı,S.Ali’ye dair bazı yanılgılar ve düzeltmeler.28 tem.2009.Ek.Ali Mert)
son söz olarak şöyle diyebiliriz: Attila İlhan olguya Diyalektik Materyalist bakış
açısı ile bakayım derken tek yanlılığa düşmüş,Köy Enstitüleri’nin cehalete açtı
ğı savaşımın sosyalist bir bilinçlenmeyi de beraberinde getirmiş olduğunu ,Mark
sist aydınlanmada da önemli bir katkısı’nın olduğunu görememiş veya görmek is
tememişti. Saygıyla anıyorum.!

“ Toplumcularız karakollarda açtık gözümüzü
Verirse halklar verir tarihte hükmümüzü
Gizli de yargılansak 3. Ağırceza’ da “
Attila İlhan
Saygılarımla Maden

Attilâ İlhan'dan Sisler Bulvarı

20 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4695

Attilâ İlhan kendisine yaygın bir ün kazandıran Sisler Bulvarı şiir kitabını 1954'te yayımlar. Sisler Bulvarı'nda ilk kitabı Duvar'da 1948 örneklerini verdiği, halk şiirinden beslenen destansı anlatımı sürdürür. "Kitabında kent insanının acılarla yoğrulmuş aşklarını, yalnızlığını, yorgunluğunu dile getirmektedir" deniyor. Sisler Bulvarı İlhan'ın Garip akımına karşı da bir başkaldırısı olarak değerlendirilmektedir. İlhan bu kitabında kendi şiir yaklaşımı "sosyal realizmi" yansıtmaya çalışmıştır. Fakat eleştirmenler bu kitabında kendi görüşünü yansıtamadığını ileri sürerler. Daha sonra İlhan, İkinci Yeni şiirine de karşı çıkacaktır. İlhan'ın genç şiirler üzerinde büyük etkisi olur.

Sisler Bulvarı 

elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk

sisler bulvarı´na akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü
kesik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateşler yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk

sisler bulvarı´nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarda bulutlar yürüyordu

terkedilmiş bir çocuk gibiydim
dokunsanız ağlayacaktım
yenikapı´da bir tren vardı

sisler bulvarı´nda öleceğim
sol kasığımdan vuracaklar
bulvar durağında düşeceğim
gözlüklerim kırılacaklar
sen rüyasını göreceksin
çığlık çığlığa uyanacaksın
sabah kapını çalacaklar
elinden tutup getirecekler
beni görünce taş kesileceksin
ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!

sisler bulvarı´ndan geçtim sırılsıklamdı
ıslak kaldırımlar parlıyordu
durup dururken gözlerim dalıyordu
bir bardak şarapta kayboluyordum
gece bekçilerine saati soruyordum
evime gitmekten korkuyordum
sisler boğazıma sarılmışlardı

bir gemi beni afrika´ya götürecek
ismi bilmiyorum ne olacak
kazablanka´da bir gün kalacağım
sisler bulvarı´nı hatırlayacağım
kırmızı melek şarkısından bir satır
lodos´tan bir satır yağmur´dan iki
senin kirpiklerinden bir satır hatırlayacağım
seni hatırlatanın çenesini kıracağım
limanda vapurlar uğuldayacak

sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
ağaçları yatıyordu yoksuldu
bütün yaprakları sararmıştı
bütün bir sonbahar ağlamıştı
ağlayan sanki istanbul´du
öl desen belki ölecektim
içimde biber gibi bir kahır
bütün şiirlerimi yakacaktım
yalnızlık bana dokunuyordu

eğer sisler bulvarı olmasa
eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
sabah ezanında yağmur yağmasa
şüphesiz bir delilik yapardım
hiç kimse beni anlıyamazdı
on beş sene hüküm giyerdim

dördüncü yılında kaçardım
belki kaçarken vururlardı

sisler bulvarı´ndan geçmediğin gün
sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
yağmurun altında yalnızım
ağzım elim yüzüm ıslanıyor
tren düdükleri iç içe giriyorlar
aklımı fikrimi çeliyorlar
aksaray´da ışıklar yanıyor
sisler bulvarı ayaklanıyor
artık kalbimi susturamıyorum

http://www.dailymotion.com/video/x4v4ta_attila-ilhan-sisler-bulvari_music

Kaynak: Cumhuriyetin 75. Ylı, Cilt 2,1954-1978,Yapı Kredi Yayınları, s. 385.

 

 

 

AdaptiveThemes