Skip to content

Birgün'e itiraz: 'Hayır diyecek olanlar komünistler'

16 Ağustos 2010, ekleyen Hasan Duru

Özellikle Zaman gazetesinin İnternet sitesindeki uyduruk haberlere "kaynak olma" görevini üstlenen aktifhaber.com sitesinde, Birgün gazetesinin bugünkü birinci sayfa manşet haberiyle ilgili bir "analiz" yazısına yer verilmiş. "Birgün'den referandum yalanı!" başlıklı yazı şöyle (Türkçe bozukluklarına dokunulmadı, kalınlaştırmalar bize ait)

“Halkın gazetesi” sloganıyla yayın yapan ve kendini Solcu Kürt olarak gören Birgün gazetesi manşetten bir yalan haberle bugün okuyucularıyla buluştu.

Analiz / Aktifhaber.com

Solcu Kürt gazetesi olduğu iddiasıyla yayın yapan Birgün gazetesi ‘Ergenekoncu Cihaner’i aklama’ haberlerinin ardından şimdi de referandumla ilgili yalan yanlış haberler yapıyor. Gazete bugün okuyucularının karşınsına kocam bir HAYIR yazılı manşetle çıktı.

“Eşit, özgür bir ülke için 12 Eylül Anayasası’na da, AKP Anayasası’na da HAYIR” manşetiyle çıkan Birgün gazetesi bu haberinde göstere göstere okuyucusunu kandırmaya çalıştı.

Birgün gazetesinin yalan haberine ‘AKP’nin anayasa değişiklik paketinin oylanacağı 12 Eylül referandumu öncesi sosyalistler AKP’ye ve 12 Eylül’e karşı ‘hayır cephesi’nde birleşti…’ diyerek başlıyor. Oysa ki Ufuk Uras başta olmak üzere bir çok sosyalist referandumda evet diyeceğini açık açık söyledi. Referandumda neden evet denilmesi gerektiğini bir televizyon programında sıralayan Birikim Yayınları Aylık Sosyalist Kültür Dergisi Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) Genel Başkanı Doğan Tarkan da Birgün gazetesini yalanlar durumda.

Birgün’ün haberinde tek doğru olan yer ise “Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Emek Partisi (EMEP), Halkevleri ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) ortak bir hayır deklarasyonu hazırlayarak imzaya açtı.” Bülümüdür.

İşte Birgün gazetesinin o haberi;

[Birgün resmi]

Referandum da hayır diyecek olanlar tamamen hayır diyecek olanlar sosyalistler değil komünistlerdir.

Kaynak: http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=315570

İLGİLİ SAYILABİLECEK YAZILAR:

Hangi sol yapı referandumda ne diyecek?

ERKİN ÖZALP: F tipi sol parti (18 Haziran 2009)

Yorumlar

Komik olmayın

21 Ağustos 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4268

Hangi sosyalistlermiş onlar?Gündeme gelmek için elinde pankartlar akp destekçisi ne idiğü belirsiz gösterilerde, basın açıklamalarında karşımıza çıkan Lale Mansur mu mesela.Yukarıdaki isimlere eklediğimizde 4 kişi oldular galiba.Şarkıcı Teoman da sosyalist olmasın sakın.ya da Mustafa Erdoğan...

Onlar eskiden sosyalistti.

10 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4523

Şimdi sosyalistlikle, komünistlikler uzaktan yakından alakası kalmamış olanlar EVET oyu verecekler, bunu biliyoruz. EVET demeleri bizi ilgilendirmez, herkesin görüşüne saygımız var. Ama biz sosyalistiz demesinler.

Hiç güleceğim yoktu

11 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4524

Bu din tüccarı zevzekler, Ömer Laçiner ile Doğan Tarkan'ı sosyalist sanıyorlarmış.
Hiç güleceğim yoktu.
Zırvalamakta hakikaten üstlerine yok!

Ahlaksız evetçiler, 12 Eylül'ü istismar ediyorlar...

11 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4526

Bir ahlaksız evetçi, aşağıdaki maili sağa sola göndermiş.
Sosyalistleri, devrimcileri aptal sanıyor herhalde bu gerizekalılar.
Buyrun okuyun:

------------------------------------------------
Ortalama yaşı 28,5 olan Türkiye nüfusuna “12 Eylül rejimini” anımsatmakta fayda var.

12 Eylül rejimi neydi?

12 Eylül rejimini...

Diyarbakır Cezaevi Gerçeğiyle Yüzleşme Araştırma ve Adalet Komisyonu raporundaki akıllara durgunluk veren işkence yöntemlerinden sadece bir kaçını anımsatalım:

Köpek saldırtma: Tutuklu çırılçıplak soyulur, kurt köpeği üzerine saldırtılırdı.
Zincir: Tutuklu tek ayağından zincire bağlanır, bu zincir yüksek bir yere asılır, tutuklu bayılıncaya kadar askıda kalırdı.
Germe: Tutuklunun bir bacağı merdiven kenarlığına bağlanır, diğer bacağı da açık bırakılan koğuşun gözetleme deliğine bağlanıp kapı kapatılır, tutuklunun bacakları koğuş kapısının eni kadar gerilir ve öyle kalırdı.
Ayaktan asma/Tepe: 50-60 kişi havalandırmaya alınırdı. Gardiyan “tepe ol” komutu verince tüm tutuklular üst üste bindikten sonra, bir tutuklu da üst üste yatan tutukluların üstüne çıkar, İstiklal Marşı’nın on kıtası okutulurdu.
Kantar: Tutuklular havalandırmada çırılçıplak soyundurulup tek sıra halinde dizilirler, sıranın ön tarafında duran tutuklu sırt üstü yatırılırdı. İkinci tutuklu, yatan tutuklunun testis ve erkeklik organlarından tutarak yukarı kaldırır, tutuklunun kaç kilo geldiğini söylemesi istenirdi.
Cop Sokma: Gardiyanlar copu zeytinyağına batırır ve yağlı copu tutuklunun makatına zorla sokardı. Sonra bu copu kendisine ya da bir başka tutukluya yalatırlardı.
Çek-Çek: Tutuklu çırılçıplak soyundurulur ve erkeklik organına bir ip takılırdı. Gardiyan ipin diğer ucunu alıp hızla koşar, tutuklu da zorunlu olarak gardiyanın peşinden koşar.
Lağım suyuna sokma: Tecrit bölümünün alt katındaki bazı tuvaletlerin delikleri tıkanır. Hücrelerin pisliği ve lağım suları burada biriktirilir, diz boyu kadar oluşturulan pisliğin içine tutuklu atılır ve pislik yedirilirdi.
Kitap okuma: Koğuşta bir tutuklunun eline kitap verilir, tutukluya avazı çıktığı kadar yüksek sesle tek tek sözcükler okutulurken, diğer tutuklular bu sözcükleri tekrarlarlardı. Sabahtan akşama kadar yapılan bu işlem sırasında, tutuklular ayakta durmak zorundaydı.
Sigara içirme: Koğuşta kalan tutukluların eline beş adet sigara verilir, sigaraların tümü yakılarak devamlı ağzında tutulurdu. Gardiyanın “çek-bırak” komutuyla sigaralar bitinceye kadar içirilir, sigaralar -filtreleri dâhil- tutuklulara yedirilirdi. Bu sırada koğuş pencereleri kapatılır, havasızlık ve dumanla boğulma ortamı yaratılırdı.
Banyo: Tutuklular çırılçıplak soyundurulur ve tek sıra halinde banyoya götürülürdü. Banyoda sabun kullanılmazdı. Hortumla tazyikli su tutukluların üzerine fışkırtılırdı. Daha sonra tutuklular koridora çıkarılır, “yat-sürün” komutuyla tutuklular yerlerde süründürülerek koğuşlarına götürülürdü.
Sayım düzeni: Tutuklular günde en az beş kez sayılırdı. Her sayımdan önce tutuklular sayım düzenine geçer, sayım talimi yaptırılır, yüksek sesle tekmil verilir, rahat-hazır ol ile çöker kalkarlardı.
Lokomotif: Tutuklular havalandırmaya çıkarılır, iki kişi çırılçıplak soyundurulur, bunlardan birisi domalıp iki eliyle diz kapaklarını tutar, diğeri de arkadan kucaklardı. Gardiyanın “uygun adım marş” demesiyle her iki tutuklu havalandırmada dolaşırlar, diğer tutuklular zorunlu olarak izlerdi.
İşeme: Havalandırmada bir tutuklunun yere yatması istenir, diğer tutuklulara yerde yatan tutuklunun yüzüne işemesi istenirdi.
Tecavüz: Cezaevinde görev yapan gardiyanlar, genç tutuklulara merdiven altlarında zorla tecavüz ederlerdi. Ayrıca iki tutuklu çırılçıplak soyundurularak birbirlerine tecavüz etmeleri istenirdi.
Verem: Veremlilerle sağlam tutuklular birbirinden tecrit edilmez, aynı kapta yemek zorunda bırakılırdı. Aynı battaniyenin altında yatırılırlardı. Veremlilerin balgamları tahlil yapılacak bahanesiyle toplanır, karavanadaki yemeklere karıştırılır ve bu yemekler tüm tutuklulara yedirilirdi.
***
Unutmayın...

Yukarıda okuduklarınız darbe dönemi işkencelerinden birkaçıydı..

Referandumda oyunuzu kullanırken bir defa daha düşünün. O dönemi yaşayanlara sorun.

DARBELER DÖNEMİ KAPANSIN MI?

EVET yada HAYIR

--------------------------------------

RTE'nin Önlenebilir Yükselişi

12 Eylül 2010, yazan habiskurus,
Yorum no: 4530

1933 yılının 23 Mart'ında bir RTE'nin soydaşı bir başka oylamada (Gesetz zur Behebung der Not von Volk und Reich  - Halkın ve Ulusun Sıkıntısını Giderme Kanunu) başlatmıştı o büyük yıkımı; faşizmin %38 oyla iktidarda olduğu o gün anayasanın RTE benzeri için geçerli olmadığını ilan etti o oylama. Yasalar tarafından sınırlandırılmak istemediğini defalarca belirten RTE şimdilik yasaların üstünde olduğunu onaylatmakla işe başlıyor.

Ümit Kıvanç da Birgün'e saldırmış..

18 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4655

Taraf'tar Ümit Kıvanç da referandum dolayısıyla Birgün'e saldırmış.
Bu arada yazısından ögreniyoruz ki, biz onu iktidar yanlısı bir gazetede yazan bir liberal sanırken, o meğer Anadolu halk kitlelerinin arasında Leninist propaganda yapan bir komünistmiş.
Sol liberaller şizofrenik bir kişilik bölünmesi mi yaşıyorlar acaba?
İnanmadıysanız, alın işte yazası burada.

-------------------------

AÇIN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ Taraf, 18.09.2010
Ümit Kıvanç
Sosyalistlikten istifa işlemleri tamamlanıyor

Erken öten horoz konumu netamelidir. Hele olabilecek felaketler konusunda birilerini uyarmaya çabalıyorsan. Hem öttüğün sırada bıçağı kapan üstüne saldırır hem de söylediklerin gerçekleştiğinde “ben demiştim”ciliğin keyfini sürmen ihtimali yoktur.

Bîçare köşeyazarınızın da aralarında bulunduğu bazı solcular, uzun yıllardır, sosyalistlerin devrimciliğinin telef olduğunu, silkinip, bizi sosyalist yapan şeyin özünü yeniden kavramaya çalışmazsak sonumuzun kötü olacağını söyleyip durduk. Elbette işitmediğimiz küfür kalmadı. Halen, dünyada eşitliğin bir noktada zor kullanılmaksızın asla sağlanamayacağına iman etmiş benim gibi biri bile “liberal” diye yaftalanıyor. Sırf durumun saçmalığını göstermek için hatırlatıyorum; burada takılmayacağız.

Bugün memleketteki birçok samimi solcu insanın hâlâ bir tür gönül bağıyla bağlı olduğu Birgün gazetesi, halkın seçtiği siyasî iktidar ile İttihatçı rejimin bekçisi ordu arasında kaçınılmaz kapışma nihayet başladığında, “Yesinler birbirlerini” dedi, hatırlayacağınız üzre. Bu kendi başına dünya sosyalist hareket tarihine geçecek bir ayıptı, bunu anlatamadık. Ergenekon soruşturmaları, davaları ardarda gelmeye başladığında, özellikle Taraf gazetesi, memleketteki gerçek iktidarın ipliğini pazara çıkarmaya koyulduğunda, Birgün, “Taraf hazine yardımıyla çıktı” cinsi haberler yapıyordu.

Tarihin herhangi bir döneminde, dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir sosyalist için, Taraf gazetesi, “doğal müttefik”tir. Aksini savunmanız ancak Taraf’ı, Ümit’i ya da herhangi birilerini, baştan, kendi kurduğunuz yalan sistematiği içerisinde biryerlere yerleştirmenizle mümkündür. Bunun, ne yazık ki ahlâkını çoktan terk etmiş sol içi geleneksel mekanizması şöyle işler: Önce herkesi birilerinin şeytan olduğuna inandırırsınız, sonra onların her yaptığı kötü olur. Nitekim Birgün (çevresi) de böyle yaptı.

Bu yüzden, benim gibilerin “arkadaşlar, yapmayın, etmeyin, kendinizi çok kötü durumlara düşüreceksiniz” uyarıları sadece düşmanca sataşmalar olarak algılandı.

Ve referandum sonrasına geldik. Azıcık izan sahibi hiç kimse gözlerine inanamamıştır herhalde: Birgün, referandum sonucunu “milliyetçi muhafazakâr tablo değişmedi”, “yüzde 60 sağ - yüzde 40 sol dengesi oturdu” filan gibi akıl kaçırtacak sözlerle yorumladı. Buna göre, Nişantaşı’nın halktan iğrenen ırkçıları, Cihangir’in ille de orijinallik peşindeki şuursuzları, İzmir’in Kürtleri taşlayan beyinsizleri, şehit cenazesi kaldırmaktan ruhu kararmış, kinle dolmuş Egeliler, Hrant’ı yaşarken öldüren o ahlâksızca hükmü veren yargıçlar, devletin koçbaşı Hürriyet gazetesi, dağda bekleşen dokuz gerillayı sebepsiz yere öldürten kuvvet komutanı, Silivri cezaevindeki Ergenekon sanıkları... “yüzde 40 sol”a dahildir. Birgün ile birlikte. Biz de işte, ABD ve AB emperyalizmleri ile F tipi örgütlerin ya gönüllü hizmetkârı ya şuursuz şakşakçıları olarak, “yüzde 60 sağ”a dahiliz.

Lütfen gece yatağa uzandığınızda gözlerinizi kapatıp kendinizi samimi olarak yoklayın; siz buna sahiden inanıyor musunuz, ey Birgün okurları? Düşünürken kolaylık sağlaması için size ek malzeme vereyim. Bunun yanısıra, solcular Hrant’ın duruşmalarına niye gitmedi, “Hrant için adalet için” arayışına niye omuz vermedi, bunu da katarak düşünür müsünüz lütfen. Ya da isterseniz başka bir konu seçin. Son yıllarda memleket gündemini meşgul eden, insanların ama öyle ama böyle tavır almaya zorlandığı hangi olayda, sizin çevrenizden dikkate alınmaya değer bir yaklaşım, bir öneri geldi? Var mı cevabınız?

Aslında çenemizi boşuna yoruyoruz. Çünkü giderek tuttuğumuz saflar öyle bir ayrışıyor ki, ben Gaziantepli esnafla, Bursalı benzinciyle, mahalledeki otoparkçıyla, “ben komünistim” diye açık açık da belirterek gayet iyi anlaşabilirken, siz devrimci karargâh sandığınız küçük burjuva lokalinde duvarlara hayalî şeytan figürleri asıp bunlara ok atıyorsunuz. Ve sözümona devrimci kalıyorsunuz. Maalesef bu mümkün değil.

Sizin dünyadaki ve memleketteki gelişmeleri anlamaktan aciz olduğunuzu kabul etmekle birlikte, esas sorunun burada olmadığını düşünüyorum. Baksanız elbette anlayacaksınız, kimseden eksiğiniz yok, ama bir şey sizi gözlerinizi kapatmaya itiyor. Çünkü esas sorun sosyalistliğin, devrimciliğin ne olduğuna dair kendi yarattığınız bir uğursuz tasvire tapınmanızda. Şiddetle Lenin okumanızı öneririm. Evet, insanın aşırı iradecilikle, “Leninist parti”yle özdeşleştirilmiş bir teorisyenden demokratik mücadele konusunda akıl almasını önermek tuhaf; ama inanın çok faydalı olacaktır. “Kitleler”in eğilimleri, talepleri ile “bilinçli önderlik”in atacağı adımların ilişkisine en çok kafa yormuş insandır.

Ağabeylerinizin Lenin’den anlayıp size aktardığı, galiba aşağı yukarı şöyle bir şey: Bütün iktidar sovyetlere verilmesin, çünkü bu meclislerdeki işçi ve asker temsilcileri dindar.

Rosa Luxemburg’u hatırlayabilirsiniz, meselâ. Böylesine kahraman, akıllı ve güzel bir kadın var tarihimizde. Acaba ne demiş, ne yapmış, bilir miyiz? Antonio Gramsci neler karalamış o defterlerine, sizi hiç ilgilendiriyor mu?

Ama doğru. Bunlar kitap. Size lâzım değil. Bizim gibi cahiller için. Siz hâlâ “önce ithal ikâmeci ekonomi vardı, sonra emperyalizm gelip şey yaptı” falan diye konuşan ağabeylerinize kulak verirsiniz, yeter. Böylece taş atıp kolunuz yorulmadan en sıkı sosyalist olursunuz. Memleketin aslî sorunu olan derin devlet diktatörlüğü rejiminin değişmesine yolaçabilecek gelişmeler yaşanırken, siz, otokrasi, burjuvazi ve Çarlık ordusu subaylarıyla birlikte “sol” kampı oluşturun. Bu halinizle, değil devrimci, “demokrat arkadaş” bile olamazsınız.

Ben Humeyni ile aynı safta Şah rejimine karşı savaşır, sonra da iktidar mücadelesini kaybedip öldürülürdüm. Kabul. Siz ne yapardınız? Şah’ın ordusu kefen giymiş yürüyen on binlerce insana ateş açarken “yesinler birbirlerini” derdiniz, onu biliyoruz. Sonra?
Artık maalesef sonrasını da biliyoruz galiba

http://www.taraf.com.tr/umit-kivanc/makale-sosyalistlikten-istifa-isleml...

 

 

AdaptiveThemes