Skip to content

Hasan Âli Ediz kimdir?

16 Eylül 2010, ekleyen samata

Hasan Âli Ediz, 1904 yılında, o zamanlar Osmanlı toprağı olan, Avusturya sınırına yakın Prikoy kasabasında doğar. Daha sonra yerleştikleri Taşlıca kasabasında Sırpça, Boşnakça öğrenir. Balkan Savaşları'ndan sonra birçok Balkan göçmeni gibi o da ailesiyle beraber İstanbul'un yolunu tutar. Buradan Bandırma'ya geçerler. Bandırma Rüştiyesi'nde okuduğu yıllarda edebiyata duyduğu büyük ilgi de başlar. İstanbul'a dönerler ve Aksaray Mercan lisesinde okumaya başlar. Dünya klasikleriyle başladığı okuma serüvenine bu yıllarda Tevfık Fikretler, Halide Edipler, Hüseyin Rahmiler katılır. 1917 yılında çıkan "Yeni Mecmua"nın onun düşünsel gelişiminde de büyük etkisi olur. Yeni Mecmua İttihatçıların çıkardığı, edebiyat sayfalarında Orhan Seyfilerin, Yakup Kadrilerin, Halit Refığlerin yazdığı bir dergidir. Bu dergide ilk kez Halit Refiğ'le Ruşen Eşref'in yaptıkları Dostoyevsky, Gorki, Tolstoy, Turgenyev çevirileri ile tanışır. Çocukluğu ve ilk gençliği savaş yıllarının yoklukları ile geçer. 1918 yılında Askeri Tıbbiye'ye yazılır, 1923 yılında okuldan kovulur. Nedeni, yayınlanan bir bildiri dolayısıyla Aydınlık dergisini çıkaran Şefik Hüsnü ve Sadrettin Celal ile birlikte tutuklanmasıdır. Tutukluluğu kısa sürer, Moskova'ya gider ve burada ekonomi ve toplumbilim okur. 1929 yılında Türkiye'ye döner. 1935 ile 1936 yıllarında yazı hayatına atılır. İlk basılı eseri 1936 yılında yayınlanan "Sovyetlerde Stehanov Hareketi" adlı bir incelemedir. Bir yandan da "Son Posta" gazetesinde yazmaya başlar, burada yayınlanan ilk öyküsü "İnsan Biraz Hergele Olmalıdır" adını taşır. Son Posta gazetesinde aralıksız olarak, 1947 yılından 1962 yılına aralıksız olarak 15 yıl tiyatro kritikleri yazar.

Hasan Âli Ediz'in bir özelliği sosyalist kişiliğidir: TKP'nin eski tüfeklerindendir, 1930'larda Hikmet Kıvılcımlı ve Eczacı Vasıf ile çalışır, Nazım'la sert bir mücadeleleri olur, Nazım'ın Benerci Kendini Niçin Öldürdü şiirinde Benerci'ye ilk taşı atan Somadeva karakteri olduğu söylenmektedir, bu karakter sonra şiirde hapse düşer, hastalığa yakalanır ve intihar ederek ölür, burada Ediz'in de gerçek hayatta hapishaneden sonra mücadeleyi bırakması ölümle sembolize edilmektedir, Nazım sonrasında Ediz'i affedecektir. Ediz'in diğer önemli özelliği ise yaptığı Rus klasikleri çevirileridir. Puşkin, Gogol, Dostoyevski, Turgenyev, Gorki, Ehrenburg ve daha nicelerini Türkiyeli okur onun sayesinde tanır. Dostoyevski'den yaptığı Suç ve Ceza çevirisi de unutulmazlar arasındadır.

Kaynak: Mehmet Seyda, Edebiyat Dostları, Kitaş Yayınları, İstanbul: 1970, sf 111-135.   

 

 

AdaptiveThemes