Skip to content

Kemal Karpat'a göre Türkiye'de edebiyat

20 Eylül 2010, ekleyen samata

Kemal Karpat'ın "Çağdaş Türk Edebiyatında Konular" adlı yazısı Harvard Üniversitesinin Haziran 1959'da tertiplediği bir seminere konferans olarak sunulur. Bu yazı birkaç ay sonra da Middle East Journal'ın iki sayısında makale olarak yayınlanır, ilgi görür. Sonrasında  ise, bu yazı Ülkü Tamer'in de yardımları ile Türkçeye aktarılır. Aralık 1962'de basılan Çağdaş Türk Edebiyatında Sosyal Konular adlı kitabın ilk baskısının önsözünde Kemal Karpat 27 Mayıs sonrasına dair notlarını ekler ve bu kitapta aslında 27 Mayısı önceleyen aydın hareketinin dinamiklerinin izlerinin sürülebileceğini söyler Kemal Karpat'ın daha önce de halk aydın ikiliğine dair görüşlerini aktarmıştık buraya, bir kısmını hatırlayalım:

Bizde rejim bunalımı, yirminci yüzyılın ihtiyaçlarına uygun olarak gelişmiş bir sosyal yapı ile, eski devirden kalmış bir sosyal teşkilat, skolastik ve şekilci felsefe, otoriter devlet ve kişi tutumunun çarpışmasından doğmaktadır. İdare eden aydın ile idare edilen halk birbirinden ayrı şekilde yetişmiş, kültür seviyeleri ve anlayışları, hayat standartları birbirinden alabildiğine ayrılmış iki sosyal grup olarak gözükür. Bizim aydın kitlenin toplum içindeki yeri ve fonksiyonu, tarihi ve sosyal gelişme sonunda, halktan uzak, yanlış bir şekilde tayin edilmiştir.

http://www.haberveriyorum.net/haber/sabahattin-eyuboglu-halk-kavrami-uzerine#comment-2933

Daha önceki yazıda da, Karpat'ın aydın, halk ayrışması merkezli yaklaşımının bugünde önemli bir konu olduğundan bahsetmiştik. Bu yazısında ise Karpat bu ayrışmada edebiyatın rolünü ve sosyal konuların nasıl da bu ayrışmayı kapatmayı amaçladığını kapsamlı bir şekilde ele alıyor ve burada iki geleneğin, Osmanlı İslam mirasının özellikle Yunus Emre'nin ve Tekke edebiyatının, ayrıca ise Tanzimat döneminden beri İngiliz siyasi nüfuzuna rağmen, o dönemin kafa yapısına daha uygun görülerek benimsenen Fransız Romantizminin etkili olduğunun vurguluyor. Oluşmakta olan Nazım Hikmetlerin, Sabahattin Alilerin ve Yaşar Kemallerin toplumsal gerçekçi geleneğini de bu çerçevede biraz daha uçta değerlendiriyor. Kadro hareketini, Yedi Meşalecileri, Köy Romanını da kitabında değerlendiriyor. Yazısından bugün bile tartışılmaya değer bir Türkiye Edebiyatı değerlendirmesini de buraya ekleyelim:

Karpat’a göre Çağdaş Türk Edebiyatı ülkenin daha uygar, daha batılı olma çabasına sıkı sıkıya bağlıdır, yenilikleri kökleştirip yaymak için bir araç ödevini görür. İlerlemeye, değişikliğe kendini adamış gibi görünür, esininim yenilikleri sağlam temellere oturtabilecek toplumsal, iktisadi, kültürel konularda arar. Geçen yüzyılın ortasından beri, yani yenilik hareketinin kültürel alana aktarılıp daha çok sayıda aydının batılı düşüncelerle karşı kaşıya geldiği zamandan beri, bu edebiyatta göze çarpan ilk özellik toplumun kaderiyle yakından ilgilenmesi olmuştur. Bu dönemin en büyük edebiyatçıları ünlerini yazılarının edebi değerlerinden fazla edebiyat kisvesi altında açıkladıkları, toplumun kaderine bağlı siyasi ve toplumsal görüşlerden almışlardır. Karpat’a göre bir de eski kültürel değerleri hiçe sayan aydınlar var. Bunlar gerek yaşamada, gerek düşünmede bütün bütüne yenileşme istemektedirler. Karşılarında ise yenileşmenin yalnız maddi yanlarını alıp, kendi İslam geleneklerinin ölçüleri dışında buldukları dinsel ve kültürel yanlarını istemeyen bir çoğunluk vardır. Böylece aydınların savunduğu toptan ve tezelden yenileşme, yine aydınların savunup, son on, on beş yılda kurdukları siyasi demokrasiyi (1945 -1960 arasi kastediliyor) ortadan kaldıracak bir güç olmadığı sürece meydana gelmeyecek gibi görünmektedir. Öte yandan yenileşme, çoğunluğun bilime dayanmayan, tamamiyle pragmatik çerçevesi içerisinde gerçekleştirilmeye çalışılırsa hem dar bir alanda kalır, hem de dayanacak akli desteği olmadığı için kısa ömürlü olur.

Arada beliren gittikçe de açılan uçurum ancak bu iki topluluk tarafından kabul edilıp onları ortak amaçlarına sürükleyen bir üçüncü yenileşme anlayışı bulmakla kapatılabilir. Bu yenileşme arayışının ruhu edebiyat eserlerinde bulunabilir.

Edebiyat iki topluluğu bir araya getirmeye çalışmaktadır. Bunu ilk önce Cumhuriyet’in ilk zamanlarında denenmiş olan “zoraki” yenileşmenin dogmatik, doktriner anlamından ayırarak ama yine de yenileşmenin ana ruhuna bağlı kalarak yapar. Sonra da batının kültürel kavramlarını toplumun kendi kültürel değerlerine yatkın bir şekilde yorumlayarak, Türk toplumunun kültür değiştirme metodlarına uygun olarak benimsemeye çabalar. Bunu yaparken de çağdaş toplumsal edebiyat bütün toplumun sözcüsü gibidir, içinde doğup büyüdüğü toplumun, bütün kişilere bir sorumluluk yüklediğini hatırlatır: Başlıca sorumluluk, toplumun ana ihtiyaçlarını kavrayıp onun yaşama yollarını küçümsemeyecek kişilere, çevrelerini ışığa kavuşturacak önder aydınlara düşmektedir. Öteki yurttaşların da değişen dünyayı anlayıp aydın önderlerin gösterdiği yollara göre hareket etmeleri gerekmektedir. Bütün bireyler arasında bir dayanışma olduğu peşinen kabul edilmiştir; bunu zayıflatmaya çalışanlar kötülenir.

Kemal Karpat yazısında 1960'ların başı için birinci sınıf yazarlar ortaya çıktı diyor ve Orhan Kemal'in, Kemal Tahir'in, Samim Kocagöz'ün ve İlhan Tarus'un eserlerini örnek gösteriyor ve bu kitaplarının en belirgin özelliği, gerçekçi, nesnel, özel yaşantılara ve gözlemlere dayanan edebi anlatımlardır diyor ve son olarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

Diyebiliriz ki, Türk edebiyatı devlet siyasetinden yararlanarak gelişmiştir. Devlet, batı kültürüne açılan yolda ön ayak olmuş, bunu engellemek isteyen kuvvetleri yeterince denetlemiş ama toplumu yeni düşünceleri istediği gibi benimsemekte özgür bırakmıştır. Her zaman olduğu gibi baskının az, özgürlüğün çok olduğu yerlerde görülen uzun ömürlü, ilginç sonuçlar burada da kendini göstermiştir. İşte bu özgürlüklerden dolayı yepyeni bir dünya yaratılmıştır edebiyatla. Bugün genç Türklerin kafalarına ve kalblerine ülkenin gerçeklerine göre şekil veren, toplumu demokratik gelişme yolunda ilerlemeye hazırlayan gerçek bir Türk edebiyatı vardır.

Kaynak: Kemal Karpat, Çağdaş Türk Edebiyatında Sosyal Konular, Varlık Yayınları, İstanbul: 1971, s. 30-58.

Yorumlar

Kemal Karpat kimdir? (Yahut yuh artık!)

20 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4693

Taraf yazarlığı yapabilmiş biridir:

http://www.taraf.com.tr/prof-dr-kemal-h-karpat/

Fethullah'ın sitesine aktarılan şu sözleri söyleyebilmiş biridir:

Hemen şunu belirtmek isterim. Fethullah Gülen, bugün dünya çapında isim yapmış bir kimsedir. Erzurum'un bir köyünde doğmuş, temiz dinî inançları sayesinde Türk toplumu içinde ve dünyada birçok insanın saygısını kazanmıştır. Tüm toplumu yukarıdan baskı ile düzeltmek isteyen devletçi, ümmetçi, ütopist görüşler yerine kişiyi (ferdi) eğitim yolu ile geliştirmeyi amaç edinmiş bir kimsedir. Açık, liberal, millî ve hoşgörü üzerine kurulmuş bir İslam'ı savunmaktadır. Bir toplumun maneviyata ve inanca yer vermeden yaşayamayacağı kabul edilirse Fethullah Hoca'nın görüşlerinin bugünkü demokrasi ile çok iyi bağdaştığını kabul etmek gerek. Diğer yandan Fethullah Hoca'nın teşvikiyle birçok yabancı ülkede kurulan ve Türkiye'nin tanıtılmasında ve Türkçenin öğretilmesinde birinci derecede rol oynayan okullar vardır. Devletin milyarlarca lira harcayarak yapamadıklarını topluma malî külfet yüklemeden bu okullar başarmaktadır.
Bir sosyal bilimci ve tarihçi olarak Fethullah Hoca'ya atfedilen hareketi can alıcı önem taşıyan sosyo-kültürel bir hareket olarak görüyor ve o şekilde ele alarak incelenmesi gerektiğine inanıyorum. Her halk hareketini -bilhassa maneviyatı korumak amacını da güdüyorsa- devlete, medeniyete ve bilime karşı bir komplo olarak görmek yanlıştır. Fethullah Hoca'yı zararlı bir kimse olarak göstermek isteyenleri yargı ve halk desteklememiştir. Şimdiye kadar söylediklerim herkes tarafından bilinen gerçeklerdir. Fethullah Hoca'nın beni ilgilendiren en önemli yönü, İslam'ı bir ferdiyetçilik çerçevesi içinde kişiyi eğiterek onu bedenen ve manen sağlam olarak toplumun bir parçası yapmak istemesidir. Sağlam bir toplum sağlam kimselerden oluşur, nasıl ki sağlam bir beden sağlam hücrelerden oluşursa. Bunları açıkça söylemek partizanlık, dincilik değil, bir vicdan emridir ve bir bilim adamı için ahlakî bir borçtur.

http://tr.fgulen.com/content/view/16671/76/

"TBMM Onur Ödülü" sahibidir... Bu ödülü aldıktan sonra, 2009'da, AKP hakkında yaptığı değerlendirmeler şöyledir:

Yeni bir oluşumdur. Ve gittikçe demokrasiye daha da yaklaşmıştır. Çünkü onun yaşamasının ana şartıdır. Onu anlayacak kadar pragmatiktir. Yani bir yerde AK Parti Türkiye’de demokrasinin yerleşmesine yardım ediyor kendisi de demokratikleşiyor.

http://www.haberturk.com/polemik/haber/157651-2-abdulhamid-cumhuriyetin-...

Yuh artık... Fethullah'ın Türk edebiyatı hakkındaki yorumlarını da aktarın bari. Zenginlik olur!

sevgili samata arkadas

20 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4694

kimi yazilarini zevkle okuyorum. ama kimi yazilarini niye yazdigini anlamiyorum. gelen yorumlara uzuluyorum. bu sefer dayanamayip yaziyorum.

eksisozluk diyorsun ama orda boyle uzun uzun yazilar yok.meraklilari icin link veriyorlar. uzun yazilar var nadiren ama pek az okunuyordurlar. niye okunsunlar? mesela kemal h. karpat'in buraya aktardigin paragraflari? merak eden kitabini alip okur.

bence, bir fikrin, yorumun, onerin, dusuncen varsa paylasman anlamli. sezen aksu yazisi baska mesela. referandum haberin baska. ama bu edebiyat yazilarini niye ekledigin anlasilmiyor. bu sekildeki haberlerin edebiyat icin kaynak olmasi imkansiz. cok daha basvuru kaynaklari varken.

bence, edebiyatimiz ve edebiyatcilarimiza dair kendi soyleyeceklerini söyle. boyle ordan burdan aktarma yoluyla bilgi dagarcigimizin cok gelismeyecegini bir dusun bence. insan zihni bu sekilde calismaz. senin bu yazilarini okuyup bir sonuca varmak imkansiz. emegine ve sana yazik. bosu bosuna kirici yorumlara muhattap oluyorsun.

sevgiyle...

karpat ve kırılganlık

20 Eylül 2010, yazan samata,
Yorum no: 4696

Kırılmıyorum ben, yorumlar benim de bu maddeleri zenginleştirmemi sağlıyor, buradan kovulmadığım sürece de bilgi vermeyi sürdüreceğim. Yine de ilginiz için teşekkür ederim.

Karpat'a gelince tabii ki eleştirilmeyi hak ediyor Karpat ve eleştirilmesini de bekliyordum, ama biraz daha emek harcasanız eleştrirken bence daha iyi ederseniz, mesela 50 yıl önce yazdıkları ile bugün eleştirdiğiniz çizgisi arasındaki paralellikleri ya da farklılıkları gösterseniz; ve onun halk aydın ayrımı eksenli yaptığı çözümlemelerin onu nasıl bugünki çizgisine götürdüğünü biraz düşünseniz çok faydalı bir iş yapmış olursunuz bana kalırsa. Karpat'ın bugünki çizgisini ben de beğenmiyorum, ama 50 yıl önce söyledikleri bence kestirilip atılmaktansa gerçekten tartışılmayı hakediyor ve belki de hani yaptığı bir metedolojik hatanın nasıl Dantevari bir şekilde "cehenneme giden yolu iyi niyet taşları örer" şeklinde onu bugünki noktaya getirdiğini görebiliriz.

sevgi ve saygılarımla

sevgili samata arkadas (2)

20 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4697

iste tam yapilmasi gerekin yazmissin. ama kendin yapmiyorsun. aktarmak yerine kendi fikirlerini yazmani onermistim sadece. sanirim derdimi ifade edememisim. ama sen etmissin. umarim dikkate alirsin.

Bize de Zaman Tanıyın !

21 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4698

Bir konuya tam odaklanmış,araştırmasını yapıyorken pat..İkincisi hemen geli
yor !Pat...üçüncüsü.. Yani aslında her ortaya sürülen konu,kişi incelemeye değer..
Ama süreç vermiyorsun,zaman tanımıyorsun bize Samata arkadaş !
Kusura bakma bunu bir eleştiri olarak da kabul etme..Yanlış birşey yok,sadece
acelecilik var gibime geliyor.
Bazı arkadaşlar hep statükoyu istiyorlar.Bilmedikleri şey'le karşılaşmak onları
ürkütüyor.Söz gelimi Kemal Karpat üzerine etraflı bir bilgi kim biliyor ?
Şimdi denecek ki ne gereği var.?.K.Karpat'ı bilsek ne olur? Bilmesek ne olur ?
Kişiye göre değişir bu anlayış türev'i.
Ben bilmekten,incelemekten yanayım..
Esaslı bir noktadan hareket etmiş,Gericiliğin akıl hocalığına ulaşmış !
Çok önemli..tabii benim için...
Hani sevmediğimiz Zizek gibi.. Biraz yamuk bakmak için de aynı zamanda..GEREKLİ.
YOLA DEVAM arkadaşım !

 

 

AdaptiveThemes