Skip to content

Referandumun sonucu, HES’çi şirketleri harekete geçirmiş: HES karşıtları gözaltında

16 Eylül 2010, ekleyen Ayşe K.

Anayasa değişikliği kapsamında, 125. maddeye eklenmesi öngörülen “Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz ” hükmünün, yargının hiçbir biçimde yürütmenin takdir yetkisini kısıtlayacak kararlar alamayacağı anlamına geldiğini; sermayenin önündeki yasal engellerin kaldırılmasına yönelik olarak, ülkenin kaynaklarının yürütmenin takdir yetkisiyle yerli/yabancı şirketlere peşkeş çekilmesine, yöre halkının geçim kaynaklarının yok edilmesine, doğanın tahrip edilmesine karşı yürütülen mücadelenin önüne geçmeyi amaçladığını biliyorduk. Yani yargının neyin önünde engel oluşturduğunu, “kamu yararı” ilkesinin kullanılamaz ilan edilmesinin neyi amaçladığını biliyorduk.

HES’lerle ve ÇED’lerle ilgili olarak, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve çevre platformları, tarafından Anayasaya ve kamu yararına aykırılık gerekçesiyle açılan onlarca davanın, hatta kazanılmış olanların bile, 12 Eylül referandumu sonucunda değişmesi öngörülen bu 125. madde uyarınca kaybedilebileceğini de biliyorduk.
 
Bununla, önüne gelenin (elbette siyasi iktidarla yakın ilişkileri bulunan her türlü işletmenin) HES lisansı dağıtabilmesinin önünde hiçbir yasal engel kalmayacağını, artık hiçbir bilimsel araştırma yapılmadan, şirketlerin talan açısından uygun gördüğü her derenin üzerine bir santral kurulabileceğini, suyun özelleştirilmesi projesinin son sürat devam edeceğini de biliyorduk. 
 
Zaten her gittikleri yerde kendilerine karşı bir mücadeleyle karşılaşan HES’çi şirketlerin bekledikleri de bu sürecin bir an önce başlamasıydı, yani referandumdan “EVET” kararının çıkmasıydı.
 
Aşağıdaki habere konu olan yörede (Cide-Loç Vadisi'nde), HES’çi şirket yetkilisinin, kendilerine karşı mücadele eden yöre halkına “Sizlere referanduma kadar tahammül ediliyor, referandumdan sonra gözünüzün yaşına bakılmayacak” demesi boşuna değildi. Bu sözler eyleme dökülmeye başlamış bile. Şimdi HES tehdidi altındaki tüm yöre halklarını, maden şirketlerinin faaliyette bulunduğu tüm bölge insanlarını ve Allianoi’yi bekleyen işte bu zorbalık, işte bu hak gaspı, işte bu baskı.
 
Bu da işin nereye varacağını gösteren bir haber:
 
 
Hes Karşıtları Göz Altında
 
Cide Hes Projesi kapsamında Loç vadisinde uygunsuz şekilde HES şantiyesi kuran ORYA ENERJİ kanuna aykırı şekilde çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Mahkemelik olan projede dün tekrar başlayan inşaat çalışmaları üzerine yöre halklarının olay yerine gelerek jandarmaya zabıt tutturmasıyla durduruldu. Sabah saatlerinde işçilerin kanunu yok sayarak tekrar çalışmalara başlamasıyla şantiyeye gelen Zafer keçin ve Halime Çakmak yetkililere yasalara uymaları gerektiği konusunda uyarıda bulundular. ORYA ENERJİ yetkililerinin şantiyeye jandarmayı çağırmasının ardından bu iki köylü göz altına alındı. Yasaların akşamdan sabaha nasıl farklılık gösterdiği tartışma yaratırken şantiyede çalışmaların tüm hızıyla devam ettiği bilgisi alındı.
 
Kaynak: http://www.habercumhuriyeti.com/haber/7558/Hes-Karsitlari-Goz-Altinda.html
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=74441

 

Yorumlar

gecerken soyliyim burda

17 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4642

gecerken soyliyim burda yanlislik var. daha once de yerindelik denetimi engelleniyordu. akpnin anayasasina hayir demek icin yeterli degil bu itiraz. hukukcu cevreciler de bunu teslim ediyorlar. hayirci olanlari bile yazdilar mucadelenin zeminini oynatacak bir madde olmadigini .bu maddenin one cikailmasi en zayif karsi cikislardan biri. bindigimiz dali kesiyorsunuz farkinda degilsiniz.akpnin anayasasina sermayenin anayasasi diye karsi ciktik cikmasina ama daha oncekinin de kime hizmet ettigini unutmayin. hesci sirket 12 eylulden once de zorbaydi 12 eylulden sonra da zorba olacak.yalniz ulusal kaynaklar somurusu klisesiyle kemalist hezeyanlarla akp muhalfetine girisip yanlis ustune yanlis yapmayin.bari bundan sonra yapmayin. akp bunlari ekarte etmenin uzamani oldu.

Allianoi katliamı başladı!

17 Eylül 2010, yazan Ayşe K.,
Yorum no: 4646

Referandumun ardından, HES’çi şirketlerin harekete geçmesinin yanısıra, Allianoi’nin yok edilme işlemine de başlanmış!

 
Kuşadası Değişim’in haberi (aşağıdaki haber):
 
Allianoi'u "Kuma Gömme" Katliamı Başladı
 
Allianoi’nin kumla kaplanarak yok edilmesi işlemi 100'den fazla işçe ve iş makinaları ile bugün (16 Eylül) başlatıldı. Allianoi’den verilen bilgiye göre; alana kamyonlarla kum boşaltıyor. Vinçler ve kepçeler “hukukla yarışırcasına” alanda çalışıyor.
 
100’den fazla işçinin betonla Allianoi’u katletme çalışmalarının başlaması ile birlikte kazı alanına Kazı Başkanı Dr. Ahmet YARAŞ bile sokulmadı.
 
Allianoi Kazısı Bilimsel Heyet Başkanı Dr. Ahmet YARAŞ basına;
 
“Allianoi’da inanılmaz bir katliamın sesleri...Bu topraklarda egemen olan yok etmenin en dramatik olanına Allianoi’da şahit olun. Hem de güpegündüz ve ‘koruyoruz’ yalanının arkasına sığınarak.Şu an alanda 100’den fazla işçi betonla Allianoi'u katletme talimatı almış, uyguluyorlar.  İçeriye giriş ise tümüyle yasak. AKP ilçe Başkanı bu işin koordinatörlüğünü yapıyor.Zeus Sunağı’nı isteyen CHP olaya sırtını dönmüş” açıklamasında bulundu.
 
Bölge Koruma Kurulu “Kuma Gömün” Demişti
 
Bergama'nın ikiz kardeşi Allianoi İzmir 2 No’lu Bölge Koruma Kurulu’nun 17 Ağustos tarihli kararından sonra, son birkaç haftadır artan bir şiddetle yok edilmeye çalışılıyor.
İzmir’in Bergama İlçesi’nde bulunan Allianoi Antik Kenti'nin “mil yerine kumla üzeri kapatıldıktan sonra Yortanlı Barajı sularının altında kalması”na İzmir 2 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu izin vermişti.
 
Bunun üzerine çeşitli çevre örgütlenmeleri ve TMMOB’a bağlı odalar karara tepki gösterdiler. 7 Eylül’de ise yeniden yürütmeyi durdurma için dava açıldı. Karar ertesi gün (27 Ağustos Cuma günü) Kültür ve Turizm Bakanlığı önünde protesto edilmişti. Eylül ayı başında kazı alanına giden çevreciler, burada kendilerini giriş kapısına zincirlediler. Eylemcilerin, jandarmanın ısrarlarına rağmen zincirlerini sökmemeleri üzerine ilgili yönetim “inşaat çalışmalarının durdurulduğunu” açıklamıştı.
 
Eylemcilerden bir bölümü, Kazı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yaraş'ın önderliğinde ören yerinde inceleme yapmıştı. Birkaç yıldır adeta yasak bölge ilan edilen alanı gezen basın mensupları ve Kazı Başkanı Yaraş'ın önderdiğindeki grup; “üç yıl sonra ilk kez kazı alanına girerek Allianoi'de incelemelerde bulunabiliyoruz” demişti.  Kazı alanını gezenler inşaatın durdurulduğunu tespit ettikten sonra zincirli eylemciler eyleme son vermişti.
“İnşaat yeniden başlarsa protestolarımızı yine sürdüreceğiz” diyen çevreciler, yaklaşık bir haftadır Allianoi'de kamp kurarak nöbet tutuyorlardı.
 
16 Eylül sabah saatlerinde; Koçoğlu adlı firmaya ait işçi ve iş makinaları çalışmalara başladı. Kamyonlarla kazı alanının ortasına getirilen kumun, çeşitli araçlarla dökülme hazırlıklarına başlandığı bildirildi. Davanın sürdüğü bugünlerde iş makinalarının “hukukla yarışırcasına” alanda çalışmaya başlamasına çevreciler büyük tepki gösterdi.
İhalenin kapalı kapılar ardında Koçoğlu adlı bir firmaya verildiği öğrenildi.
 
“Allianoi'da Yok Edilmek İstenen Gelecektir”
 
Allianoi’de yaşanan katliamla ilgili olarak Allianoi Kazısı Bilimsel Heyet Başkanı Dr. Ahmet YARAŞ;
 
“1998 yılından beri binbir emekle ortaya çıkartılan Allianoi ören yeri, bilimsel değeri tüm kaynaklarda kabul edilmiş bir okuldur. Kandırılan yöre halkı suya kavuşacağını düşünmektedir. Kapısına ücretsiz geleceğini zannettiği suyun, kazancının baş ortağı olduğunu anladığında iş işten geçmiş olacaktır.
 
Allianoi gömülmesin diye verilmiş bunca iptal, bunca yürütmeyi durdurma kararına rağmen, ‘mil yerine kum’ gibi küçük bir kelime oyunu ile Kültür Bakanlığı İzmir 2 No’lu Bölge Koruma Kurulu 17 Ağustos 2010 tarihinde yeniden bir gömme kararı aldı. Kültür ve Turizm Bakanı beklemiyor. Kurtarma projeleri desteklenmiyor. Eskiye sadakat ise cesareti olanların işi.
 
20 Ağustos 2010 tarihli emirleri ile kamyonlar şu anda alana kum boşaltıyor. Vinçler, kepçeler çalışıyor. Hukukla yarış edercesine.
 
Orada Kimse Var mı diye sesleniyoruz. Hukuk ülkesinde(!) tarih cinayeti işleniyor. Duyan gören haber versin; yollara çıksın. Allianoi'da yok edilmek istenen gelecektir.
Tarih, kültür bizim olan yok edilmek istenen.  Biz yine de ve bir kez daha hukukun kazanacağına, Allianoi’nin kazanacağına inanıyoruz” dedi.
 
ALLIANOI
 
Allianoi'nin küçük bir termal merkezi olduğu sanılmaktadır. Sıcak sudan bu dönemden itibaren yararlanılıyordu. Helenistik Çağ'a ait sadece birkaç arkeolojik ve nümizmatik eser ele geçmiş olmasına rağmen Allianoi merkez yerleşiminde Helenistik mimariye rastlanılmamıştır. Roma İmparatorluk Dönemi'nde (İ.S. II. yüzyıl) kült merkezinde, Anadolu'nun pek çok merkezinde ve Pergamon'daki Asklepieionda olduğu gibi büyük bir bayındırlık faaliyeti yaşanmıştır. Kült merkezinde mevcut binaların büyük bir kısmı bu döneme aittir. Ilıcanın yanı sıra, köprüler, caddeler, sokaklar, insulalar, geçiş yapısı, propylon, ve nympheum bu dönemde planlanır..
 

'Evetçi' çevreciler üzerine...

18 Eylül 2010, yazan Ayşe K.,
Yorum no: 4648

Doğrusu başka bir şey yazmak veya konuyu daha ayrıntılı anlatmak gelmemişti içimden. Ama hukuki terimlerle oynayarak “evet” propagandası yapanlara, öyle görünüyor ki, “hayır” oyu kullananlar da inanmışlar.

(...)

Yukarıdaki eleştiriye kısmen yanıt vermiş oldum ama bu açıklamanın ötesinde tartışmaya girmek istemediğim gibi, “kemalist hezeyan” üzerine düşünmek de istemiyorum.
 
[Yorumun aradaki bölümü şuraya taşındı:]
 
 
 

Köylüler dereye atlayarak HES inşaatını durdurdu

20 Eylül 2010, yazan Ayşe K.,
Yorum no: 4692

Kastamonu Cide’ye bağlı Loç Vadisi’nde HES gerginliği sürüyor. 80 yaşındaki Hatime Taş adlı kadının iş makinelerinin önüne yürümesiyle çıkan tartışmada jandarma devreye girdi.
 
Arazi kamulaştırılmadığı, şirkete devredilmediği halde inşaat yapıldığını öne süren Taş, “Burası benim toprağım, iş makinelerinin ne işi var” diye isyan etti. Jandarma Taş’ı engelleyince bu defa bir köylü dereye atladı. Peşi sıra üç kişinin daha dereye atlamasıyla jandarma, “Gençler derede, can güvenliği yok” diyerek inşaatı durdurmak zorunda kaldı. Çarşamba günü Loç yerlilerinden Zafer Keçin ve Hatice Çakmak, Orya Enerji ve Nuran Boru’nun uygunsuz olarak HES inşaatı yaptığı, can güvenliği olmadan, tabelasız şantiye çalışmalarını sürdürdüğü gerekçesiyle zabıt tutturmuştu. Ancak şirket, DSİ’nin “bilirkişi raporu gelmeden dere yatağına girme” uyarısına rağmen Değirmenağzı mevkiinde çalışma başladı. İki köylü, şirketin şikâyeti üzerine perşembe gözaltına alınmıştı.

Vadiyi haydutlar basmış

21 Eylül 2010, yazan Ayşe K.,
Yorum no: 4703

Loç Vadisi'nde, referandumdan hemen sonra usulsüz biçimde çalışmalara başlayan tehditçi firma, yöre ile iletişimin sağlanmasını önlemek için elektrik ve telefon tellerini kesmiş; köylüleri darp etmiş. Açıkça, haydutlar basmış burayı. Ne duyan var ne eden!

Kaynak

loç truva atıdır. orda

21 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4706

loç truva atıdır. orda kazanırlarsa hesçiler püskürtüldükleri heryerde saldıraya geçecekler. nükleerde akkuyu altında ovacık. ama asıl allianoi hepsi için truva atı. allianoi'da kazanırlarsa hasankeyf, munzur, loç, hopa, sinop, gökova, aliağa, nükleer, termik santraller, hesler, tarih kültür doğa katliamları ardı sıra gelecek.
gözümüz kulağımız yüreğimiz allianoi'da. arkadaşlarımız nöbette. suç duyurusunda bulundular. yd bekleniyor.
allianoi'daki suçu evetin ilk uygulaması görmeyen dezenformasyon diyen kişi bilsin ki sadece kum dökmüyorlar kilisenin, hamamın, çeşmenin üzerine. 2000 yıllık uygarlığı kuma boğmuyorlar sadece.horasan harcı diyor ama bildiğimiz beton harcı kullanıyor betonlama işlemi yapıyorlar harıl harıl. biran önce ortadan kaldırmak için aceleyle çalışıyorlar. kaybetmemek için uğraşıyoruz ama işimiz çok daha zor. öncesi sonrası diye eveti haklı göstermeye çalışmanın vicdani etik bir tarafı yok artık. politik seçimdi. sizi utandırırsa bir ihtimal bütün ülkeyi istila etmiş haydutlardan kurtulmamız için yardım etmeye başlarsınız.ama bu yıkımın, bu inanılmaz katliamın TELAFİSİ OLMAYACAK. esra(arkeolog)

 

 

AdaptiveThemes