Skip to content

Robert Enke'nin intiharından futbol sektörü de sorumlu

11 Kasım 2009, ekleyen Erkin Özalp

10 Kasım Salı günü kendisini bir trenin önüne atarak intihar eden Alman kaleci Robert Enke’nin, Fenerbahçe formasıyla tek bir resmi maça çıktıktan hemen sonra kovulduğu 2003 yılında depresyon tedavisi almaya başladığı açıklandı. 

2002 yılında transfer olduğu Barcelona takımında dönemin teknik direktörü Louis van Gaal ile anlaşamayan Enke, 2003 yılında geldiği Fenerbahçe takımındaki ilk resmi maçında 3 gol yediği için seyirciden büyük tepki alarak kovulmuştu.
 
Barcelona ve Fenerbahçe’de yaşadıklarının ardından “başarısız olma korkusu” nedeniyle depresyon tedavisi almaya başlayan Enke, futbol yaşamının sona ermesinden ve çevresini yitirmekten korktuğu için, hastalığını intihar edene dek gizlemiş. 2006 yılında kalp hastalığı nedeniyle iki yaşındaki kızını yitiren Alman kaleci, eşi Teresa Enke’nin açıklamasına göre, depresyon tedavisi aldığının açığa çıkması durumunda bu yılın Mayıs ayında evlat edindikleri kızları Leila’nın kendilerinden alınmasından da korkuyormuş.
 
Enke’yle aynı dönemde Fenerbahçe takımında oynayan Ali Güneş, Radyospor’a şu değerlendirmeyi yapmış:
 
“Büyük takımlardaki baskılar insanı çok fazla yıpratıyor. Sonra bu psikolojinin altından kalkılamıyor. Daha önce Barcelona’da oynayan bir futbolcuya da aynısı olmuştu. Yoğun ilgiden sonra, çok fazla ilginin kalmamasından dolayı bunalıma girip, kendini öldürmüştü. Bu meslekteki insanların psikolojik yönden kuvvetli olması ve iyi bir arkadaş ortamı olması lazım. Aksi halde bu tarz olaylar olabiliyor.” (http://www.htspor.com/spor-haber/185774-Icine-kapanik-bir-insandi.aspx)
 
Ali Güneş, Enke için, “Burada olduğu sürece onunla çok fazla ilgilenmiştim. İçine kapanık bir insandı. Derdini fazla anlatmayan, ancak çok sempatik biriydi” açıklamasını da yapmış. Robert Enke’nin intiharı ile ilgili olarak bugün bir basın toplantısı düzenleyen eşi Teresa Enke ve psikiyatristi Valentin Markser de benzer bilgiler aktarmış.
 
Uzun yıllar boyunca depresyon tedavisi alan Alman kaleci, psikiyatri kliniğine yatmayı reddetmiş. Diğer taraftan, son ana dek, intihar edebileceğini düşündürecek söz ve davranışları olmamış.
 
Geride bıraktığı intihar mektubunda yakınlarından ve doktorlarından yol açtığı hayal kırıklığı nedeniyle özür dileyen Robert Enke, 32 yaşındaydı. Fenerbahçe’den kovulduktan sonra 2004 yılında İspanya’nın ikinci lig takımlarından Tenerife’de oynamaya başlayan kaleci, daha sonra Almanya’nın Hannover 96 takımına transfer olmuş, bu takımın kaptanlığına yükselmiş ve Alman ulusal takım kadrosuna da dahil edilmişti.
 
Bursaspor’un bu yıl transfer ettiği İvan Ergiç de, depresyon tedavisi alan futbolcular arasında yer alıyordu. Bir psikiyatri kimliğinde yatılı olarak tedavi gören Ergiç, hastalığını profesyonel futbolun baskısıyla açıklamıştı (http://www.haberveriyorum.net/haber/bursasporlu-ergic-futbol-yanilsamalarla-yasar).
 
Kaynaklar:
http://www.sportschau.de/sp/fussball/news200911/11/live_teaser_enke.jsp
http://www.fussball24.de/fussball/1/7/38/84305-stimmen-von-teresa-enke-und-valentin-markser
http://www.jungewelt.de/2009/11-12/010.php
 

 

Yorumlar

Fenerbahçe'nin utanç verici açıklaması

11 Kasım 2009, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1302

Kovduk dememişler ayrıldı demişler:

2003-04 sezonunun başında Fenerbahçemize transfer olan ve kısa bir süre sonra takımımızdan ayrılan Almanya Milli Takımı'nın da kalesini koruyan Robert Enke hayatını kaybetti. Hannover 96 'da forma giyen Enke'nin takım arkadaşları, ailesi ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=17607

endüstriyel futbol ve kapitalizm

11 Kasım 2009, yazan eia,
Yorum no: 1303

İnsan endüstriyel futbola da, kapitalizme de, onun yarattığı insan ilişkilerine de küfür etmekten kendini alamıyor. İnsanın yüreği sızlıyor böyle şeyler duyunca..

Enke: 'Bana yönelik öfkeyi hak etmedim'

12 Kasım 2009, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 1304

The Guardian'ın konuyla ilgili haberinin son bölümü: 

Enke, bir kaleci olarak, zaman zaman, baş etmekte zorlandığı saldırılarla da karşı karşıya kalmıştı; bunlar arasında, 2003 yılında Türk takımı Fenerbahçe için ilk maçını oynarken kritik bir hata yapmasının ardından taraftarların ona cep telefonları ve bira şişeleri [Guardian aynen böyle demiş: “beer bottles”] atmaları da vardı.
 
Bir spor psikologunun oğlu olan Enke, bu olaydan sonra, karşılaştığı kızgınlık nedeniyle şoka uğradığını söyledi ve “bana yönelik öfkeyi hak etmedim” dedi.
 
Almanya’da futbol gazeteciliği ve televizyonculuğu yapan Margot Dunne, bu spor dalının zayıflık gösteren oyuncuları cezalandırmasıyla ünlü olması nedeniyle, futbolcuların depresyona girdiklerini kabul etmekte zorlandıklarını söyledi:
 
“Geçmişteki zayıflıkların işaretleri taraftarlarca fark edildi ve futbolcular da bu nedenle tribünlerin saldırılarına maruz kaldı.
 
“Futbolcular, mutlak ruhsal ve fiziksel güç sembolleri olma baskısı altında. Depresyona girmek, taraftarların beklentileri söz konusu olduğunda, bu tabloya uygun düşmüyor.”
 
Celtic takımının eski kaptanı Neil Lennon, bu tabuyu yıkıp depresyonla mücadelesini yazan ilk futbolculardan biri olmuştu.
 
Lennon, “Man and Bhoy” adlı kitabında, şunları yazmıştı: “Bununla baş etmek ve bunun hakkında yazmak çok zor ... ama bu, tıpkı gribe yakalanmak ya da bacağı kırılmak gibi bir hastalık. İnsanın başına gelir ve bunun hiçbir nedeni olmayabilir.”
 
Almanya Profesyonel Futbolcular Derneği’nin yöneticisi Ulf Baranowsky ise, Enke’nin ölümünün kendisini çok şaşırttığını belirtirken, bu ölümün, futbolcuların kendilerini giderek daha fazla baskı altında hissetmeleriyle bağlantılı olmadığını söyleyemeyeceğini ekledi.
 

 

 

AdaptiveThemes