Skip to content

Sosyalist bir din adamı: Hafız İbrahim Mersin

7 Ocak 2010, ekleyen Hasan Duru

Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) tarafından yayımlanan “Gökova’da bir sosyalist: Hafız İbrahim Mersin” adlı kitap hakkında, Cumhuriyet Kitap’ın 7 Ocak 2010 tarihli sayısında, Erdal Atıcı imzasını taşıyan bir değerlendirme yazısına yer verilmiş. Kitabın sonsözünü yazan Oktay Ekinci'nin "Aydınlanmanın İmamı" diye andığı (Kaynak) Hafız İbrahim Mersin, Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) Muğla il başkanlığını da yapmış ve bu dönemde "Komünist İmam" olarak tanınmış. Ersin Tosun’un yazdığı kitap hakkındaki yazı şöyle:

 
TÜSTAV (Türkiye Sosyal Araştırma Vakfı); 'Türkiye sosyal tarihinin 'Sarı Defter'ini dolduranlar'ın her biri için bir kitap hazırladı. Bu çalışmada 'grev boylarında, toprak işgallerinde, üniversite boykotlarında, hak ve özgürlük mücadelelerinde, mitinglerde, toplantılarda yer alan, cezaevlerinde yatan, siyasal sürgünler yaşayanlar, kendi kaleminden sözleriyle' yer alıyor. İşte bu dizinin 12 kitabı olan Ersin Tosun'un yayına hazırladığı Gökova'da Bir Sosyalist Hafız İbrahim Mersin adlı yapıt Eylül 2009'da yayımlandı. Araştırmacı Ersin Tosun bu kitabında Muğla'nın Ula İlçesine bağlı Portakallık köyünden Hafız İbrahim Mersin'i tanıtıyor.
 
İlkçağda Anadolu 'Bin Tanrı İli' olarak bilinse de asıl ününü yetiştirdiği sanatçılardan, bilginlerden ve ev sahipliğini yaptığı uygarlıklardan alır. Bu uygarlıklar zamanında bilim, sanat, edebiyat, felsefe, müzik, siyaset, hitabet alanlarında onlarca sanatçı ve bilim insanı yetişmiş; bunlar, insanlığın bugünlere gelmesini sağlayan karanlık yolları aydınlatmıştır.
 
AYDINLANMANIN SÖNMEYEN IŞIĞI
 
Türklerin Anadolu'ya gelmesinden sonra da, bu aydınlık ve uygarlıktan yana olma geleneği sürmüştür. Bu topraklarda Pir Sultan Abdal, Şeyh Bedreddin, Köroğlu, Dadaloğlu gibi dirençli, gözünü budaktan sakınmayan yiğitlerin, bilginlerin yanında, Karacaoğlan gibi sevdalı söz ustaları, Hoca Nasrettin, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana Celalettin Rumi gibi hümanistler yetişmiştir. Bugün hasret kaldığımız barışı ve hoşgörüyü, toplumlararası yakınlaşmayı sağlamaya çalışmışlardır.
 
Bu büyük ustaların yanında Anadolu'da her dönem bilginlere parmak ısırtacak kadar çevresine ışık saçan bilge halk önderleri de çıkmıştır. Kendi acıları, mücadeleleri, mutlulukları, başarı ve başarısızlıklarıyla, yenmişlikleri ve yenilmişlikleriyle Anadolu'nun en ücra kasabalarında, köylerinde onurlu bir yaşam sürmüş ve sessizce aramızdan ayrılıp gitmişlerdir. Nâzım'ın dediği gibi 'asırda onlar yenmişler, onlar yenilmişlerdir.' Anadolu'da ışıklar hâlâ sönmemiş ve 'bilime, sanata, edebiyata olan inanç tüm inançların üstünde geliyorsa' onların yaktığı ışığın tükenmemesindendir. Araştırmacı Ersin Tosun Gökova'da Bir Sosyalist Hafız İbrahim Mersin isimli kitabında, o ışığı yakanlardan biri olan, Muğla'nın Ula ilçesine bağlı Portakallık köyünden Hafız İbrahim Mersin'i tanıtıyor.
 
Hafız İbrahim Mersin 7 Eylül 1939 yılında Muğla'nın Ula ilçesi Portakallık köyünde doğmuş, 1950 yılında Karabörtlen Köyü İlkokulu'nu bitirdikten sonra Ula'da Kuran Kursu'na gitmiş, yatılı olarak 6 yıl okuduğu bu kurstan hafız olarak mezun olmuş, Portakallık köyünde önce kadrosuz sonra da devlet bütçesinden kadro verilerek imamlığa başlamış, 1959 yılında gittiği askerliğini 30 ayda tamamlamış, 1962 yılında Aynımah Hanım'la evlenmiş, 1965 yılında Köyceğiz'de Köy Bürosu Kâtipliği, daha sonra Yatağan'da Tahrirat memurluğu yapmıştır. 1970 yılında Dalaman SEKA müessesesinde Sosyal İşler Şefliği'nde memur olarak göreve başlamış, baskılar sonucu bu işten ayrılmak zorunda kalmış, Dalaman Taşıyıcılar Kooperatifi'nde müdürlük, sonrasında da Karabörtlen Kalkınma Kooperatifi'nde yöneticilik görevlerinde bulunmuş, 1987 yılında yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak yaşamını yitirmiştir.
 
İlhan Selçuk Cumhuriyet gazetesinde Hafız İbrahim Mersin'in ölümünün ardından kaleme aldığı yazısına; 'Hafız İbrahim Mersin'i tanır mısınız? Sanmıyorum. 1963'te Yön dergisinin 63. sayısında ilk yazısı çıkan Hafız İbrahim Mersin, 'sosyalist din adamı' idi' sözleriyle başlıyor ve 'İsterim ki, bu yazım Hafız'ın mezarındaki kır çiçeklerinden biri olsun' diyerek bitiriyordu.
 
SOSYALİST BİR DİN ADAMI
 
Hafız İbrahim Mersin'in yaşamının sıradan olmayan ve ilgi çeken tarafı, çocuk yaşta gönderildiği Kuran Kursu'nu bitirdikten sonra köyünde imam olarak göreve başlaması, eline geçen gazete, kitap ve dergileri okuyarak kendi kendini aydınlatması, haksızlıklara direnmesi, çevresini değiştirmeye çalışması ve bu amaçlarını gerçekleştirmek için de düşüncelerini başta o dönemin ünlü sosyalist dergisi Yön olmak üzere değişik gazete ve dergilerde yazmasıdır. Yine bu düşünceleri sonucu örgütlü güce inanması, görüşlerine yakın olan Türkiye İşçi Partisi'ne üye olup partinin Muğla İl Başkanlığı'na kadar yükselmesidir.
 
Hafız İbrahim Mersin, 28 Şubat 1963 tarihinde Yön dergisinde 'Sosyalist Bir Din Adamı' başlığıyla yazdığı yazıda, öğretmen olmak için Köy Enstitüsü sınavına girdiği gün bir gericinin babasına; 'Ne yapıyorsun sen, çocuğu komünist mi yapacaksın?' diyerek öğretmenliğini engellediğini, sonrasında Kuran Kursu'na yazıldığını, orada geçirdiği 6 yıl sonunda da 'Hafızlık' diploması aldığını ve gelecekle ilgili planlarını, hayallerini anlatıyor.
 
Hafız İbrahim Mersin, 1957 yılında 'Hafızlık' diplomasını aldıktan sonra diplomasına bakıyor; 'Ne yapacaktım bunu? Bir müezzin veya imam mı olacaktım?' Bu çelişkiler içinde düşünüyor. Hafız İbrahim Mersin'in düşünceleri daha ilk günden sıradan bir din adamının düşüncelerine benzemiyor: 'Okuduğum ayet kendi dilimle olsa iş değişirdi. Tanrı'nın emrini doğrudan ilettiğim için, cemiyete dünyevi bir hizmette bulunmuş olacağımdan uhrevi bir sevaba kavuşabilirdim. Kafam buna benzer düşüncelerle dolu olarak, köyüme, doğayla boğuşmak üzere gelmeye karar verdim. Esas işim çiftçilik olmakla beraber halkın isteğiyle yeni yapılan camide 30 lira aylıkla imam oldum' (s. 27).
 
Hafız İbrahim Mersin'in Yön'de çıkan bu ilk yazısında gelecekle ilgili planlarını da görebiliyoruz. 'İnsanlık hızla ilerlettiği tekniğin kudretiyle uzayda dünya etrafını 88 dakikada dönerken bu kadar zaman içinde sekiz adım çift sürdüm diye gururlanmayı bırakmalı. Önümüzdeki yıllarda tütün yetiştirebilir, gerçek değerine satabilirsek, ilk fırsatta 10-15 çiftçi birleşip bir traktör almalı, toprağın işlenmesini bu şekilde çözüme bağlarken, borç dert arıcılık yapmalı. Bundan sonra nefes alıp borcu ödemeli. Radyo, bisiklet gibi bir evin en uygar ihtiyaçlarını temin etmeli ve hemen arkasından kıvrılıp avkılıp 5-6 dönüm tarla almalı, halkın alay etmesine aldırış etmeden tavukçuluk yapmaya başlamalı diyorum' (s. 31).
 
Mersin yaşamının belli dönemlerinde şiir yazıyor, günlük tutuyor. Bu günlüklerde din konusundaki görüşleri önemli bir yer tutuyor. Dinin, din tüccarlarının eline kaldığını, bunun ülkenin gelişmesinin önüne engel duruma getirildiğini düşünüp yazıyor. Düşüncelerini Muğla'da yayımlanan Devrim gazetesinde de yazıyor. 1965 yılında başlayan Türkiye İşçi Partisi üyeliği, 12 Eylül'de parti kapatılıncaya kadar sürüyor.
 
Yapıtta Hafız İbrahim Mersin'i yakından tanıyan akrabaları, arkadaşları ve dostlarının anlatımlarına da yer veriliyor; Muğla-Ortaca'dan arkadaşı Ali İhsan Tuncalı, '... Bu saydığım arkadaşların hepsi de her türlü takdire, saygıya layık arkadaşlarımızdı. Hafız İbrahim Mersin'in yeri bu arkadaşlarımızdan daha ayrıydı. Başlangıçta din eğitimi almış, hafız olmuş, dört yıl gibi uzun bir süre köyündeki camide hafızlık, imamlık yapmış bir kişinin her şeyi birdenbire bırakarak liseyi dışarıdan bitirmesi, sosyalizm üzerine yazılmış bilimsel Marksist kitapları okuyarak bilinçlenmesi, SEKA Kâğıt Fabrikası'na girip ekmeğini kazanırken, ilerici gazetelere, dergilere yazılar yazması onu çok özel yapıyordu. Türkiye İşçi Partisi'ni örgütlemek için neredeyse gitmediği dağ köyü kalmamıştı. Ula ilçe teşkilatını kurmuştu. Daha sonra Muğla il teşkilatında parti başkanlığı yaptı. Muğla'nın bütün ilçe ve köylerinde 'Komünist İmam' olarak tanındı ve itibar gördü. Ölümüne kadar, son nefesine kadar inandığı davadan ödün vermedi' diye anlatıyor onu (s. 93).
 
ÇAĞDAŞ YURTTAŞ
 
Hafız Mersin, yaşamı boyunca toplumu geri bırakan çağdışılıklara karşı bir yurttaş olarak da mücadele ediyor. Kooperatif yönetim kurullarından Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na kadar her kesime uyarıcı mektuplar yazıyor. Doğruları söylediği için dokuz köyden kovulacağını bile bile karanlığın üzerine gidiyor. Ekonomik sıkıntılar, sürgünler, gözaltılar, kavgalar yaşıyor ama hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmiyor.
 
Günümüz düşünüldüğünde Hafız İbrahim Mersin gibilerin ne kadar azaldığını, ilkesiz, omurgasız, birçok insanın salına salına ortada gezdiğini ve toplumun bu insanlara belli ölçülerde değer verdiğini görmek, bize en önemli görevimizi bir kez daha anımsatıyor: Bu görev Hafız İbrahim Mersin gibi yazdıklarıyla ve düşündükleriyle her zaman yoksul halkın yanında olan; yürekli, yiğit, aydınlanmacı, namuslu, dürüst, mücadelesi örnek insanların unutulmaması, unutturulmamasıdır.
 
Gökova'da Bir Sosyalist: Hafız İbrahim Mersin/ Ersin Tosun/ TÜSTAV-Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı/ 204 s.
 

Yorumlar

Yalçın Küçük ve Hafız İbrahim Mersin

7 Ocak 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 1635

Yalçın Küçük, Aydın Üzerine Tezler'in 3. cildinde, Hafız İbrahim Mersin'i (ve asıl önemlisi onun sol tarafından öne çıkarılmasını) pek de hayırla anmıyor... 

Küçük, 1985 yılında kaleme aldığı kitapta, Türkiye solcularının dinle uyuşma çabası gösterdiğini söyleyip bunu eleştirirken, Hafız İbrahim Mersin'in ileri sürdüğü görüşlerin sosyalizm ile bağlantılı olmadığını savunuyor. Şöyle: 

Dinci güçlerle uyuşma ve mümkün olursa kucaklaşma için ilk ouverture yapılınca, Yön Dergisi'nde "Sosyalist Bir Din Adamı: Hafız İbrahim Mersin" yazısını okuyabilmek için çok fazla beklemeğe gerek kalmıyor, "Muğla'nın Portakallık köyünden sosyalist düşünceli Hafız İbrahim hayat hikâyesini, gelecek hakkındaki düşüncelerini anlatıyor." Anlattıkları içinde, gerçekte sosyalizm ile çok zorlamayla ve oldukça uzaktan bağlar bulmak bile zor (*). Ancak ve şimdi öyle anlaşılıyor, bu dalga döneminde bir din adamının sosyalist bir hükümeti desteklediğini söylemiş olmasına büyük değer veriliyor. "Şimdi iyi kötü bir ev yapıp evlenmiş, bir yuvanın geçimini yüklenmiş durumdayım. Elimde bir dönüm arazi olmadığı halde uygarca yaşama isteğim de sonsuz. Hayallerimin gerçekleşebilmesi için sosyalist bir hükümetin iş başına geçmesi lâzım geldiğine göre, 'sabreden derviş muradına ermiş' diyerek kendimizi avutup yaşamak için geldiğimiz şu bir yudum hayatı boyuna mı harcayalım. Muhakkak bir şeyler yapıp daha iyiye ilerlemeye çalışmak lâzım." Hepsi bu kadar."

Küçük'ün dipnotu ise şu şekilde: 

Hafız İbrahim, "sosyalist" planlarını da açıklıyor: 

"Önce, babamın arazisini şimdilik ben işleyeceğime göre, insanlık hızla ilerlettiği tekniğin kudretiyle uzayda dünya etrafını 88 dakikada dönerken bu kadar zaman içinde 8 adım çift sürdüm diye gururlanmayı bırakmalı. Önümüzdeki yıllarda tütün yetiştirebilir, gerçek değerine satabilirsek, ilk fırsatta 10-16 çiftçi birleşip bir traktör almalı. Toprağın işlenmesini bu şekilde çözüme bağlarken, borç dert arıcılık yapmaya bakmalı. Bundan sonra bir nefes alıp borcu ödemeli. Radyo, bisiklet gibi bir evin en uygar ihtiyaçlarını temin etmeli ve hemen arkasından kırılıp ayrılıp 5-6 dönüm tarla almalı; halkın alay etmesine bakmadan tavukçuluk yapmaya başlamalı, diyorum."

"Eğer önüme aşılması güç engeller çıkmaz da, bunları başarabilirsem, kendimi nispeten mutlu sayacak, şehirlinin yaşayışını kıskanmadaki nedenlerin hiç olmazsa yüzde 25'ini öldürmüş olacağım."

Sosyalist bir din adamı: Hafız İbrahim Mersin, Yön, 1963, sayı 63, s. 7. 

Kaynak: Yalçın Küçük, Aydın Üzerine Tezler - 3, Tekin Yayınevi, Temmuz 1985, İstanbul, s. 61-62

Hafız İbrahim Mersin hakkında

8 Ocak 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1639

Sayın Erkin Bey, Gokova'da Bir Sosyalist İbrahim Mersin kitabı, yaklaşık dört yıllık bir çabanin ürünü. Kitap hakkında tabii ki okurlar diledigini söyleyebilir. Kitap hazırlık asamasında iken sizin belirttiginiz Yalçın Küçük'ün yazısını ben de okudum. Sayın Küçük, İbrahim Mersin'in 1963 yılında Yön Dergisine yazdığı ikinci yazısına atıfta bulunarak bir sonuç çıkarıyor. Oysa kitapta İbrahim Mersin'in onlarca yazısına yer verildi. Düşüncelerinin olgunlaşması, mücadelesi anlatılmaya çalışıldı. Onu yakından tanıyan arkadaşlarının tanıklığına baş vuruldu. Hafızlıktan, sevdiği kadına aşk şiirleri yazması, günlük tutması, tutucu bir çevrede tüm baskılara göğüs gererek inandığı düşünceleri ölünceye kadar savunması, kooperatifçilikteki başarıları. Türkiye İşçi Partisi Muğla İl Başkanlığı vb sanıyorum Türkiye'de kolay rastlanır şeyler olmasa gerek. Anadolu'nun bir köşesinde yaşamış böyle insanlar unutulmasın istedik...

Hafız İbrahim Mersin

8 Ocak 2010, yazan Erkin Özalp,
Yorum no: 1643

(Sanırım) Ersin Bey, kitap hakkındaki bilgilendirmeniz için teşekkür ederim.

Yalçın Küçük'ün Aydın Üzerine Tezler'deki değerlendirmelerini, katıldığım için değil, bilgi vermek amacıyla aktarmıştım. 

Kişisel görüşüm, Küçük'ün, tezlerini desteklemek amacıyla, zorlama bir örnek vermiş olduğu yönünde. Tarikatlarla, cemaatlerle, bunların liderleriyle uzlaşma arayışına girmek başka bir şey, kendisini geliştirmeye, aydınlanmaya ve öğrendiklerini başkalarıyla paylaşmaya çalışan insanlarımızın çabalarını önemsemek ve desteklemek bambaşka bir şey... Kitabınızı henüz okuyamamış olsam da, Yalçın Küçük'ün aktardıkları da dahil olmak üzere yukarıda yazılanlardan hareketle, ben de sizin gibi düşünüyorum...

Bu vesileyle (peşinen) elinize sağlık... 

 

 

AdaptiveThemes