Skip to content

'Sübyancı hakları savunucusu' liberal gazeteci: Gülay Göktürk

6 Mayıs 2010, ekleyen Ali Mert

Son günlerde çocuk tacizlerinin ve türlü cinsel sapıklıkların artması, gazetelere garip bir "malzeme" olur ve Posta, Güneş, Takvim gazeteleri sapıkça işlere kalkışırken, eski bir "sapkınlığa" denk geldim, Mustafa K. Erdemol'un "Aklını Yitiren Türkiye" kitabını okurken. Bugünün Bugün gazetesi yazarı, eskinin Sabah yazarı Gülay Göktürk, 2002 yılında Sabah'ta "sübyancı hakları savunusucu bir liberal" olarak neler yazmış neler. İçinden uzunca bir Göktürk alıntısı da geçen makalenin ilgili bölümüne bakalım, hafıza-i beşer nisyan ile malul olmasın:

"AKP iktidarı ile birlikte İslami hassasiyetlere daha bir dikkat edilmeye başlandı medyada. Ama liberal yazar Gülay Göktürk, bu muhafazakâr havaya pek de uymayan bir yazıyla tartışmaların odağına oturdu. Bursa'da bir öğretmenin çok sayıda öğrenciyi taciz ettiği haberi Türkiye'de de çok yaygın olan sübyancılık olgusu konusunda ilk kez bu kadar açıkça ortaya çıkmışken, Göktürk, inanılmaz bir yazı kaleme aldı. Sübyancıların, çocuklara, onlara zarar vermeden ilgi duymalarının normal olduğunu, bu tür bir özgürlüklerinin olduğunu yazabildi. Bir Batı ülkesinde, açıkça Pedophilia'yı (sübyancılığı) destekleyen bir yazı yazan yazarı anında kapı önüne koyarlarken, Göktürk, birkaç eleştiri dışında tepki de görmedi. Gülay Göktürk, kendisine yönelik eleştirilere de büyük bir pişkinlikle yanıtlar verdi. Aklını Yitiren Türkiye'nin ilginç 'yazar'larından biri olan Göktürk'ün söz konusu yazısı özetle şöyleydi:

Bence biz büyüklerin çocuk pornosunu neredeyse 'insanlığın tanıdığı en büyük suç' haline getirişimizin altında yatan psikolojiiye dikkatle bakmamız lazım. Kimin adına doğuyor bu büyük öfke? Çocuk pornosunun kurbanı olan çocuklar adına mı; yoksa başka bir şey mi var altında? Bundan epey önce bir dergi yöneticisi bana çocuk pornosunun  yasaklanmasına karşı olup olmadığımı sorduğunda, 'evet' ya da 'hayır' demekte zorlanmış ve uzun uzun anlatmıştım: Benim görebildiğim kadarıyla, çocuk pornografisini lanetleyip yasaklama isteğinin iki farklı kaynağı var. Bunlardan biri sübyancı büyüklerin bir fantezilerinin yasaklanması. 'Koskoca adamlar nasıl olur da bacak kadar çocuklara cinsel haz nesnesi olarak bakarlar!' İşte sansürün asıl dürtüsü bu. Asıl bu arzu lanetleniyor, yasaklanmaya ve cezalandırılmaya çalışılıyor. Çünkü mevcut cinsel ahlak çocuk bedeninin arzulanmasını en büyük cinsel suç olarak görüyor.

Ben, arzunun bu lanetlenişini haklı bulmuyorum. Yani, insanların çocuklara zarar vermedikleri sürece 'sübyancı olma hakkı'nı savunuyorum. Ama öte yandan, pornografinin konusu olan çocuklar, bu işi kendi iradeleriyle, kendi kararlarıyla yapmadıklarından ve zaten o yaşta böyle bir şey mümkün olmadığından, ayrıca bu çekimler onları fiziksel ve psikolojik olarak örseleyebileceğinden, çocukların porno filmlerde oynatılması kabul edilebilir bir şey değil. İşin bu yanına bakınca da, çocuk pornosu içeren filmleri ahlak dışı buluyorum.

Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için şöyle farazi bir örnek vereyim: Diyelim ki, çocuk pornografisi çekenler, o filmlerde gerçek çocukların yerine bilgisayarda yaratılmış sanal çocuklar kullansalardı, yani filmin kahramanı animasyonla yaratılmış olsaydı, benim hiçbir itirazım kalmazdı. Böylece hem sübyancı erkeklerin özgürlüğü kısıtlanmamış, hem de hiçbir çocuk örselenmemiş ya da ileride belki de utanacağı, istemeyeceği, kendi ahlakına uygun bulmayacağı bir rolde oynamamış olurdu. (Sabah gazetesi, 09.01.2002)

İnanılmaz cümlelerdir bunlar. Sübyancılık 'çocuğa sevgi duymak' değil malum. 'Çocuğa cinsel arzu duymak'. Arzunun, bir yetişkin için bilinçli olarak tercih edildiğini, ama arzulanan çocuğun bu bilinçten çok uzak olduğunu düşünmediği çok ortadaydı Göktürk'ün. Bilinçli yetişkinin çocuğa arzu duyma hakkını aslanlar gibi savunan Göktürk, aynı konuda karar verme bilincine sahip olmayan çocuğun korunmasına yönelik önlemleri 'sansür'le açıklamakta bir hafiflik görmüyordu. Sihirli cümleyi bulmuştu: 'Çünkü mevcut cinsel ahlak çocuk bedeninin arzulanmasını en büyük cinsel suç olarak görüyor.'

Bence görmüyor ama, görseydi buna karşı çıkalacak ne vardı? Kaldı ki 'mevcut cinsel ahlak' değil, 'mevcut hukuk' çocuk bedeninin arzulanmasını en büyük cinsel suç olarak görüyor. Toplumsal ahlakımızın ikiyüzlü olduğu konusunda söylenen her şey doğrudur. Ama Göktürk'ün sözünü ettiği 'mevcut ahlak' çocuğu korumaya yönelik bir sansür getirmişse, çok çok iyi yapmıştır. Bir kez daha belirteyim, özellikle 'mevcut kırsal ahlak' çocuk bedeninin arzulanmasını yasaklıyor değil. Ergenlik çağına girmeden küçücük kızların evlendirilmesine göz yuman bir 'ahlak' var toplumumuzda. Göktürk, sansüre uğradığı için çok üzüldüğü küçük bedenlere arzu konusunda, toplumun büyük bir kesimiyle aynı düşüncelere sahip aslında. Şikâyetçi olduğu 'mevcut ahlak' onun yanında, şüphesi olmasın.

Akıl yitimini yansıtan şu cümleler de Göktürk'ün: 'Ben, arzunun bu lanetlenişini haklı bulmuyorum. Yani, insanların çocuklara zarar vermedikleri sürece 'sübyancı olma hakkı'nı savunuyorum.'

Çocuklara zararın sadece fiziksel olduğuna inanan şaşkın biri olduğu çok açıktı Göktürk'ün. Açıkça, 'küçük bedenler arzulanabilir' demek istiyordu. Yani, ne kadın ne erkek, sadece çocuk olan küçük varlıklara cinsel haz duyulabilirdi. Buna inanıyordu.

Liberalliğini cinnet noktasına getiren yazar (!) dahiyane bir öneride de bulunuyordu aynı yazısında: 'Çocuk pornografisi çekenler, o filmlerde gerçek çocukların yerine bilgisayarda yaratılmış sanal çocuklar kullansalardı, yani filmin kahramanı animasyonla yaratılmış olsaydı, benim hiçbir itirazım kalmazdı.'

Animasyonla gerçekleştirilmiş çocuk pornosunu - öyle demiyor kabul ama - seyredebilirdi demek ki Göktürk. Bir çocuğun animasyonla canlandırılmış da olsa bir yetişkin gibi okşanması, öpülmesi, onunla cinsel ilişki kurulması vs vs itiraz gerektirmeyen doğallıktaydı yani. Göktürk, bu yazısını herhangi bir Batı gazetesinde asla yayınlatamaz, köşesi hemen elinden alınır, cezai yaptırımla karşı karşıya kalırdı. Ama Göktürk, bu yazıdan sonra Sabah gazetesinden ayrılmış, Bugün gazetesine geçmişti. Söz konusu gazete İslami kesimin gazetelerindendi."

Kaynak: Mustafa K. Erdemol, "Aklını Yitiren Türkiye", s. 193-5, Cumhuriyet Kitapları, Nisan 2010 
 

Yorumlar

Bahsedilen yazının Linki

6 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3210

Gülay

6 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3248

Tek cümleyle lanet olsun bu kadına muhtemelen kendisi de çocuklara düşkün bir ruh hastasıdır.

Çocuk pornolarının ne kadar

8 Mayıs 2010, yazan b2312,
Yorum no: 3272

Çocuk pornolarının ne kadar insanlık dışı, kabul edilemez olduğundan bahsetmeyeceğim. Yeterince düşünme becerisi olan, aklı yerinde, kalbi hala çalışan her kişi bunun bilincinde olmalı. Ancak yaşananlar bunun aksini gösteriyor. Çocuk pornoları o kişilerin haz duymasının yanında, izlediklerini gerçekleştirme isteklerini ve cesaretlerini de körüklüyor. Porno sektörü korkunç bir şekilde zihinleri ele geçirmiş vaziyette. Çocuk pornolarıysa bunun en en uç noktalarından birini oluşturuyor.

Çocukların ve ergenlerin cinsel istismara maruz kaldıklarını açıklamaları için olayın hamilelik gibi bir durumla sonuçlanması gerekiyor. Bunun yanında erkek çocukların da bu pazara malzeme olduğunu(!) unutmamak gerekiyor.

Neredeyse her okulda çocuklar, ergenler okulda çalışanların tacizine uğruyor. Ailede de benzer durumlar bolca yaşanıyor. İşin kötü yanı -iyi bir yanı yok ya zaten- , aile ve okul bireyi hayata hazırlayan kurumlar olarak adlandırılıyor.

Ayrıca ergenlikte yaşanılanların da istismar olduğunu unutmamak gerek. Bedenler belli olgunluğa erişse de, yetiştirlme şekilleri nedeniyle, birçok ergen bilinçsiz bir şekilde vücutlarının kullanılmasına müsaade edebiliyor. Ailesine, arkadaşı veya öğretmenine; hiçbirine yaşadıklarını anlatamıyor. Bu şekilde büyüyoruz maalesef.

Basına yansıyan son haberlerden sonra aşağıda linkini verdiğim bir site açılmış bu arada:

http://www.tepkisizkalma.com

 

 

AdaptiveThemes