Skip to content

TEKEL direnişine karşı 12 kişi ve 1 köpek

7 Şubat 2010, ekleyen Erkin Özalp

3H Hareketi tarafından, haklarını korumak için direnen TEKEL işçilerini protesto etmek amacıyla Taksim'de, Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) önünde düzenlenen eylemde 12 kişi ve 1 köpek hazır bulunmuş. Eylemin videosu:

http://webtv.hurriyet.com.tr/category.aspx?cid=2&vid=3959&bid=1

"EYLEM" HAKKINDA AYRINTILI BİLGİ İÇİN:

Yürüyün işçi düşmanları, boyunuzu görelim!

Yorumlar

3h’ciler eylem yerini değiştirmiş

7 Şubat 2010, yazan ulas_ulas,
Yorum no: 1896

Yaptıkları duyuru ile bugün saat 11:00 de Tekel işçilerini protesto edeceklerini duyuran ve yer olarak da Mecidiyeköy’deki eski TEKEL fabrikasının önün gösteren 3h hareketi, basın açıklamasını Taksim’de AKM’nin önünde yapmak durumunda kalmış. Nedeni ise Türkiye Komünist Partisi’nin aynı saatte TEKEL fabrikası önünde söz konusu grubu protesto etmek için bir eylem tertip etmesi.  Sol haber portalının konuya ilişkin haberi ve TKP’nin basın açıklaması şu şekilde: 

Türkiye Komünist Partisi İstanbul İl Örgütü, bugün saat 11:00’de Mecidiyeköy’deki eski TEKEL Fabrikası önünde bir eylem düzenledi. Eylemde, 3H hareketi adındaki bir grubun, TEKEL işçilerini suçlayan basın açıklamasına tepki gösterildi.
3H Hareketi ise, tepkilerden çekinerek eyleminin yerini değiştirdi ve Taksim’de AKM önünde Tekel işçilerini suçlayan bir basın açıklaması okudu.
Eylemde okunan basın açıklamasında şunlar söylenildi:
 
Tuzu kuru saray borazanları diyor ki: 
“Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin, biz öyle yapıyoruz”
TEKEL işçilerinin elli günü geçen bir süredir yürüttükleri mücadeleye yönelik tuzu kuru bir güruhun yayınlamış olduğu basın açıklaması, yüreği TEKEL işçisiyle birlikte atan Milyonlarca emekçiye yöneltilmiş bir hakarettir.
Bugün TEKEL direnişinin elli beşinci günündeyiz. TEKEL işçileri elli beş gündür tüm Türkiye'ye örnek olan bir direnişi sürdürüyor. TEKEL işçileri Ankara'nın soğuğunda biber gazına, polis copuna inat hakkını arıyor. TEKEL işçileri elli beş gündür tüm Türkiye'ye ders veriyor. Türkiye'deki milyonlarca insana uzun bir süredir unuttukları bir şeyi hatırlatıyor. İşçiler halkımıza hakkını aramanın ne demek olduğunu hatırlatıyor.
TEKEL işçilerinin yürüttüğü onurlu mücadeleye Başbakan gün aşırı laf yetiştirmekten geri kalmıyor. Başbakan yeri geliyor işçilerin yan gelip yattığını buyuruyor, yeri geldiğindeyse yürüttükleri mücadelenin hukuki olmadığını söylüyor. AKP açıkça TEKEL işçilerini düşman olarak gösteriyor. Saray medyası TEKEL işçilerinin mücadelesini karalamak için elinden geleni yapıyor. TEKEL işçisini halkın gözünden düşürmek için uğraşıyorlar.
AKP, TEKEL işçilerinin yürüttükleri mücadele ile diğer işçilere ve hakkını arayanlara örnek olmasından çekindiğinden bu karalama kampanyalarını yürütüyor. Hakkını almak için mücadele etmeyi unutmuş bir halkın ve işçi sınıfının ayağa kalkmasından ölesiye korktuklarından bunların hepsini yapıyorlar.
Geçtiğimiz günlerde tuzu kuru bir güruh, bir basın açıklaması ile TEKEL işçilerini protesto ettiklerini duyurdular. Yayınlanan açıklamada AKP'nin TEKEL işçilerine yapmış olduğu “teklifin” gayet yerinde ve makul olduğundan, işçilerin “bedavacılık” peşinde olduğundan söz ediliyor.
Yıllardır ekmeğini taştan çıkartan TEKEL işçisinin günlerdir yürüttüğü mücadeleye yöneltilmiş bir hakarettir. Mücadele etmeyen, hakkını aramayan, ucuz emek cennetine dönmüş bir Türkiye'nin hayalini kuranlar, utanmadan bir de biz TEKEL işçisinin çalışma koşullarına razıyız diyorlar. Hayatında herhangi bir fabrikanın kapısından dahi içeri girmeye cesaret edemeyecek bu tuzu kuru saray yalakası güruh kısaca “mücadele etmeyin” demektedir.
Belli ki bugüne kadar mücadele etmeye gerek duymayanlar, yıllardır güzel ülkemizin sırtına bir kene gibi yapışmış kodamanların borazanlığını yapma görevini kendilerinde görmektedir.
TKP, ekmeğini taştan çıkartan milyonlarca yoksul emekçinin sırtına yapışmış bu kodamanların TEKEL direnişi karalamasına müsaade etmeyecektir. TKP, Türkiye halkına hakkını aramayı tekrar hatırlatan TEKEL direnişinin elli beşinci gününü, güzel yurdumuzun çilekeş halkı adına selamlamaktadır.

Türkiye Komünist Partisi”

 

 

ben köpeğin orda yanlışlıkla

7 Şubat 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1898

ben köpeğin orda yanlışlıkla bulnduğunu düşünüyorum, onurlu bir hayvan çünkü

Höst 3H!..

7 Şubat 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 1900

http://marksistarastirmalar.org adresinde, 06.02.2010 tarihli, mizahi bir anlayışla yazılmış, dilinin kemiği olmayan bir yazı vardı. Alıntılıyorum:

Canan Savuşur

3 H hareketi adında bir topluluk var. Liberalizmi savunuyorlar. Düzeni eleştirseler de, liberalizmin hoyukları (bostan korkulukları) aslında… Önemli bir güçleri ve etkileri yok. İnsanımızın “salladığı” yok bunları ya, kargaları bilemem.

Serbest piyasa girişimcisi olur da, liberal politika girişimcileri olmaz mı?.. Olur, işte böyle olur.

Bu topluluk, 7 Şubat’ta bir eylem yapacakmış. TEKEL işçilerinin mücadelesini protesto edeceklermiş. “Yuh” çekmek için biraz daha sabredin.

Sivilimin sesi, “hürriyet” savunucuları, en ala “hoşgörü”ye sahip olanlar , “hukuk”un üstünlüğünden dem vuranlar. İşçilerin hakkı-hukukuna sıra geldiğinde buna karşı çıkıyorlar, hödükleşiyorlar…

İşçilerin haklarını korumak için geliştirdikleri mücadeleye, bu adam ya da kadıncağızlar “dur de” diye çağrıda bulunuyorlar. Biz de buradan sesleniyoruz. Bu protesto tarihinde 3H’cilerin toplandığı yere gidip, kahkahalarla bu adamların yaptıkları eyleme gülebilirsiniz. 3H’ciler darılmasın, bu da bir “hürriyet meselesi”...

Bir avuç insanın kendine TEKEL işçisinin boğazından geçen lokmayı dert edinmesine ne denir?.. Umarız bunu işçiler duymaz. Duyup da sizi ziyarete gelirlerse, fena olur, fena yaparlar. Bizden söylemesi… Eylem alanından geçen halkımız umarız ki, bu insanları tükürükleriyle oracıkta boğmaz.

Gelin kaşınan bu sivilce’lerin dediklerine yakından bakalım…

“Biz De Tekel İşçilerini Protesto Ediyoruz!”

“Son günlerde özelleştirme mağduru olarak topluma lanse edilen Tekel işçilerinin devletten talepleri ve yaptıkları eylemler gündemde sıklıkla yer bulmaktadır. Biz 3H Hareketi olarak topluma oldukça yüzeysel bir biçimde özelleştirme mağduru sıfatıyla sunulan işçilerin, aslında ezilen değil ne yazık ki ezen konumunda olduğu görüşündeyiz.”

Sanki ortada bir mağduriyet yokmuş gibi bir algı oluşturmak için ilk cümleler yazılmış. TEKEL işçileri hak kaybına uğramamış, aslında onlar “ezen” konumundaymış… “Çüş”, desek ayıp sayılmamalı.

“Ülkemiz ekonomik kriz nedeniyle oldukça zor bir dönemden geçmektedir. Bu ortamda eğitim düzeyi yüksek birçok gencimiz oldukça düşük ücretlere çalışmaya razı olduğu halde iş bulamamakta iken, ülkemizde sırtını devletin sağladığı olanaklara dayayarak yaşamaya alışmış bir kesimin varlığı çok acı vericidir.”

“Acıya” bakın siz!.. İşsizliği bir sorun olarak gören, TEKEL işçilerinin işsiz kalmasından acı duymaz mı hiç?.. Yok ama, siz boş verin işsiz kalan TEKEL işçisini, diğer işsizlere bakın deniyor. Buradaki mantığa güler misiniz, ağlar mısınız… Hislerine tercüman olalım: Öyle ya devlet 4-C olanağını da sağlamadı mı bu işçilere; iş güvencesi yok, düşük ücret var, sendikalaşma imkânı yok. Sırtınızı devletin sunduğu 4-C “olanaklarına” yaslayın, “yan gelip yatın.” Olur mu canım, rahatlık insana batmaz mı?.. Hem alışın şu özelleştirmelere artık, sonuna geldi neredeyse. Sesinizi çıkarmayın, bakın işsizlere, siz de onlara katılacaksınız, ne var şimdi buna karşı direnecek… Bu adamların akıl sağlığından şüphe etmeye mi başladınız? Acele etmeyin, dahası var.

“Tabi bu durumun tek suçlusu asla tekel işçileri olamaz. Bu çarpık durum için geçmiş popülist hükümetlerden mutlaka hesap sormalıyız. Zira onlar, devlet memurlarına yıllarca yüksek ücretler ve işten çıkarılmama garantisi vaad ettiler. İnsanları akıl dışı bir düzene inandırdılar. Bu sakat düzenin cefasını, yüksek vergiler ve düşük büyüme oranlarıyla, işçisi, memuru, esnafı, emeklisi, öğrencisi, hep beraber biz çektik.”

Suçlu kim? “İşçiler”, ama sadece onlar değil. “Popülist hükümetler” de suçluymuş. Hangi durumun suçlusu bunlar? Devlette istihdam durumunun suçlusu… İşsizlerin olduğu bir yerde, devlette istihdam edilmiş olmak, bir suçmuş!.. Yahu kapitalist üretimde, işsizliğin olmadığı bir yer mi var? Ya da kamusal alanın tümüyle yok edildiği bir ülke?.. Devlet memurlarının ücretlerinin yıllardır %2-3 oranında arttığını, enflasyon karşısında reel ücretlerinin yıllardır gerilediğini bilmiyor musunuz, yoksa ideolojiniz gereği bunu göremiyor musunuz? Belki de görmek istenmiyordur. Vergilerimizle iç ve dış borçların faizleri ödensin, vergilerimizle oluşturulan bütçeden kamu yatırımı yapılmasın, onun yerine kamusal alan piyasa ilişkilerine açılsın, tasfiye edilsin, fakat sen kalk popülizmden bahset. Sosyal refah devleti yıllarındadır, popülist politikaların uygulanışı beyler, biraz “gazete dili” kullanmak yerine, iktisat okumaya ne dersiniz?.. Elbette 3H’ciler neo-liberal politikaların, örneğin özelleştirmelerin yeterince hızlı bir biçimde yaşama geçirilmediğinden rahatsız gibi duruyorlar. Sabancı eskiden sık sık televizyon kanallarında boy gösterir, yinelerdi: “Özelleştirme, özelleştirme, özelleştirme (“para, para, para” lafına atıf yaparak). Elinizi çabuk tutun. Hükümet gardaşım, acele et!” Şimdi bu sivilce topluluğu, aynı söylemi, muhalifmiş gibi pozlar vererek, “patrondan” devralmış durumda. Kalkmış bir de öğrenci, işçi, memur, esnaf kelimelerini art arda sıralayıp “biz” diyor. Patron ağzıyla konuşanlara, biz emekçiler inanalım mı yani?..

“Biliyoruz ki, yılların getirdiği populist politikalar sonucu tekel işçilerinin kanıksamış olduğu bu “bedavacılık” afyonundan bir anda kurtulması imkansız; bu tatlı rüyadan uyanmak biraz zaman alacak. Ancak biliyoruz ki acı ilaçlar içilmeden, kronikleşmiş hastalıklar iyileşmez. Duygularımızla hareket edersek ileride çok daha büyük acılarla karşılaşırız. Bir azınlık uğruna çoğunluğun ödediği maliyet; ve bunun getirdiği fakirlik ve sefalet hiç bitmez.”

Yaa… Fakirliğin ve sefaletin nedeni neymiş; “bir azınlık uğruna çoğunluğun ödediği maliyet.” İşte size “camera obscura”; gerçekliği başağı gösteren alet. Kapitalizmde, sermaye sınıfının azınlıkta olduğu ve işçi sınıfının sefillik içinde karın tokluğuna çalışarak yaşadığı bir gerçekse; 3H bunu ters çeviren, başağı eden bir makine sanki… Akademinin Marksizmde ideoloji ve “camera obscura” metaforu üzerinde sayfalar dolusu anlamsız ve yanlış kavrayış ürünü olan yazınını bırakın bir kenara, konuyu öğrenmenin kolay yolu burada, burada makinenin kralı var. TEKEL işçileri alın teri dökmüyordu, kaba kol kuvveti kullanarak çalışmıyordu ki, “bedavadan” ücret alıyordu. Höst 3H!.. Kapitalizmde fakirlik ve sefalet biter mi hiç? Uyanın, “tatlı” mıdır bilmiyoruz ama gündüz vakti rüya görüyorsunuz, herhalde…

“Ve yine biliyoruz ki, bu ülkede, “mağdur“ TEKEL işçilerinin beğenmediği şartlarda çalışmak isteyen milyonlarca vatandaşımız var. Biz üniversite mezunu gençler olarak da, burada o milyonları temsil ediyoruz. Eğer, bu şartlarda bizleri işe almak isteyen varsa hemen işe başlamaya hazırız. Kısacası "MEZUNUZ-İŞSİZİZ-RAZIYIZ" diyoruz.”

Sıkıysa git de çalış, bir gör bakalım kol işçiliği neymiş!.. Akşama pelte gibi olunca, “pes” demek yok, ama. Söylemesi kolay, değil mi?.. Sorumsuzluk mu söyletiyor bunları size yoksa?.. Ev geçindirmek, iki çocuğu okutmak için ağır şartlarda çalışan milyonlar var. Liberallerin liyakata önem verdiği söylenir ya, bunların ondan da haberi yok, anlaşılan. Elinizi kolunuzu tutan mı var; gidin o milyonların çalıştığı yerlerde “daha düşük ücrete çalışırım” diyin. İlk günden pert olmayın ama. Hazırsanız, gidin bir varoşa bir gecekonduyu kiralayın, bakalım kaç gün kaç gece bir işçi mahallesinde yaşayabileceksiniz. Kuzum, aklınızdan zorunuz mu var sizin?..

“Unutmayın, bu çarpık sistem, tek tek hepimizin cüzdanından çıkan 1 liralarla dönmektedir! Bizi vicdansızlıkla suçlayacak olanlara da lafımız şudur: Esas vicdansızlık, devlete sırtını dayayıp çalışmadan para kazananı savunmak ve bu uğurda belki de daha fakir bir çoğunluğu zorla vergi ödetmeye mahkum etmektir.”

Öyle ya, vergileri çalışanlar, emekçiler ödemiyor. Fakir çoğunluğun arasında devlet memurları ve TEKEL işçileri bulunmuyor… Böyle diyorlar. Peki aklınız yerinde mi sizin?.. Sizin cüzdanınız ve vicdanınız size, bizimkiler de bize. Kendinizden geçip, höykürmenize devam edebilirsiniz. Fakat bizden size katılmamızı nasıl beklersiniz?.. Tamam anladık ve bir şeycikler demiyoruz; bu sistemde çarpık zihinlere de ihtiyaç var...

“Sen de bu yolda 3H’ ye destek vermek istersen, 7 Şubat Pazar Günü saat 11.00’de Mecidiyeköy’de eski Tekel Fabrikası Önünde bizimle buluş, bu haksızlığa, sahtekarlığa ve vicdansızlığa dur de.”

Sizi gidi sahtekârlar sizi… Vicdan mı, dediniz?.. İnsan olanlarda, vicdan bulunur.

Yerilen metin için kaynak: http://3hhareketi.org/index.php?option=com_content&task=blogcategory&id=...

'Liberal şaklabanlığa geçit vermeyeceğiz'

8 Şubat 2010, yazan cukurova,
Yorum no: 1904

ÖDP'nin 3H ile ilgili açıklaması:

3H Hareketi adlı liberal grubun TEKEL işçilerini protesto etmeye niyetlendiği yerde ÖDP'nin de içinde yer aldığı "İşten Atmak Yasaklansın Platformu" TEKEL işçilerini protesto girişimine karşı yanıt amaçlı bir basın açıklamasını Mecidiyeköy TEKEL önünde yaptı. Ama liberal grup duyurdukları yerde açıklama yapamadılar. 

Açıklamada, AKP iktidarının sermaye sınıfının emrindeki tüm hükümetler gibi işçilere daha fazla bedel ödetmeye çalıştığı vurgulanarak, neo liberalizmin kelinin göründüğü vurgulandı.

Açıklamada AKP hükümetinin, TEKEL işçilerine dayattığı 4-C'ye karşı işçilerin haklı bir mücadele yürüttükleri belirtilerek, "İki aya yakın zamandır direnişlerini sürdüren TEKEL işçileri, hükümetin tüm tehditlerine, polis baskısına ve sert hava koşullarına rağmen güvenceli iş ve insanca yaşam talepleri karşılanana kadar eylemlerini sürdürmekte kararlılar. Bizler onların kazanımının sadece kendi haklarının veya özelleştirme mağduru işçilerin haklarının kazanımı olmadığını çok iyi biliyoruz" dendi.

‘Liberaller akıl ve izandan uzak açıklamalar yapıyor'
‘TEKEL işçisinin direnişi bizim direnişimizdir' vurgusu yapılan basın açıklamasında, "Bu direniş AKP hükümetinin ve neo liberal saçmalıkların savunucularının tüylerini diken diken etmektedir. İşte bu nedenle her renk ve türden liberal, bu direnişin karşısında hep bir ağızdan akıl ve izandan uzak açıklamalar yapmaktadır" ifadeleri yer aldı.

AKP hükümetinin, işçi sınıfının yükselen mücadelesini kuşatmak için elinden geleni ardına koymadığı kaydedilen açıklamanın sonunda, TEKEL işçilerine dönük her türlü saldırının boşa çıkacağı belirtildi.

Kaynak: http://www.odp.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=1758&tipi=2&sube=0

 

 

 

AdaptiveThemes