Skip to content

Yılmaz Güney'in Kürt sorunu değerlendirmeleri

27 Aralık 2009, ekleyen Erkin Özalp

Youtube'a, Yılmaz Güney'in Kürt sorunu ve (onun deyimiyle) "Türk solu"nun bu sorunla ilişkileri hakkındaki değerlendirmeleriyle ilgili bir video eklenmiş. Her ihtimale karşı belirteyim: Yılmaz Güney'e katılmadığım pek çok nokta var. Ama, özellikle "sınıfsal bakma gereği" ve "ortak mücadele" konularındaki vurgularının önemli olduğunu düşünüyorum. Yılmaz Güney, sorunun "Kürt halkının bağımsızlığı sorunu" olarak tarif edilemeyeceğini, gerçek bir barışa ulaşabilmek için "ezilen sınıfların" kendi iktidarlarını kurmalarının gerekli olduğunu vurguluyor...  Belki de, bu videoyu Youtube'a ekleyenlerin asıl derdi, Türkiye soluna "ders" vermekti... Öyle olsun ya da olmasın, ve Yılmaz Güney'in her bir değerlendirmesi doğru olsun ya da olmasın, bu video, onun gerçekten de bir "devrimci" olduğunu, milliyetçilik temelinde değil sınıfsallık temelinde çözüm aramaya çalıştığını bir kez daha ortaya koyuyor: 

… Kürt halkına, Kürt devrimcilerine gerçekten bir güven vermiş olsaydı, bugün, Türkiye Kürdistanı’nda, özellikle oradan bahsetmek istiyorum, ayrı örgütlenme gereği ortaya çıkmazdı. Çünkü yıllar yılı Kürt devrimcileri birlikte örgütlenmeden yana tavır takındılar. Fakat Türk solu hep bu meseleye pederşahi bir tarzda, tepeden baktı.
 
Ancak şunu belirtmek istiyorum, sorun sadece Kürt sorunu değil, sınıfsal bir sorun. Yani Kürt sorununun esas çözümü, sınıfsal açıdan bakıldığı zaman çözülebilinir. Yine, yani bütün ülkelerin Kürtleri birleşin, sloganı, milli kurtuluş açısından, evet, tabii, özellikle Suriye, Türkiye, İran ve Irak’taki Kürtlerin ulusal kurtuluş mücadelesinde dayanışmaları gereklidir. Bu, yapılmalıdır da. Ancak ben, Kürt orijinli bir insan olarak, Kürt, Türk ve diğer halkların, özellikle Türkiye’de, ilk başta, önümüzdeki görev olarak, ortak mücadelelerinden yanayım, ortak mücadele vermelerinden yanayım. Ancak bu ortak mücadelenin zaferi, izlenecek siyasetin doğruluğuna bağlı. Eğer yanlış bir siyaset izlendiği zaman, hiç kimse seninle gel birleşelim, birlikte örgütlenelim diye yola çıkmaz. Yani pratikte, Kürt halkının gerek ulusal gerek kültürel haklarını korumak, onun siyasi bağımsızlığının garantisini bizzat kendi pratik faaliyetinin içerisinde vermek… Yani, diyelim ki bir parti kuruldu, bu parti sadece Türk devrimci partisi, Türkiye Komünist Partisi gibi bir şey değil, yani böyle bir parti, yani devrime gidecek bir parti, Türk, Kürt, Ermeni, Rum ne kadar azınlıktan halk varsa, sınıf temeline bağlı olarak onların kurtuluşunu örgütleyen bir şey olmalıdır ki, pratik faaliyet içinde bunun inandırıcı örneklerini göstermelidir ki, halk seninle birlikte yürüsün.
 
Şu noktaya kesinlikle inanıyorum: Sadece Kürt halkının bağımsızlığı sorunu değil; eğer ezilen sınıfların gerçekten bağımsızlığı, ezilen sınıfların kendi siyasi iktidarlarını kurmaları sorunu çözülmeden, yeryüzünde barışın yaşaması, uzun ömürlü olması mümkün değil…
 
… Bana göre, yenilginin esas nedeni, devrimi gerçekleştirecek siyasi, ideolojik ve örgütsel olgunluğun hayata geçirilememiş olması. Esas şey, bu. Bu yenilginin zafere dönüştürülmesinin temel koşulu da bence, hatalarımıza cesaretle eğilebilmek…
 
… Benim inancım o ki, önümüzdeki yıllar halkın umduğunu bulamamasının getirdiği kendiliğinden bunalımlara, kendiliğinden patlamalara, kendiliğinden tepkilere yol açacaktır; ancak bu kendiliğindenlik gerçekten devrimci bir tarzda örgütlenemezse, yenilgi yine kaçınılmazdır. Özetle, şunu söylersek, silah zoruyla kuru… 
 

Kaynak: http://www.youtube.com/watch?v=uAwu3i9m-qk

video: 

Yorumlar

Yılmaz Güney Marksizmi ciddi

15 Haziran 2010, yazan k.a.,
Yorum no: 3585

Yılmaz Güney Marksizmi ciddi olarak inceleyip kavramaya çalışan gerçek bir devrimci sanatçıydı. Devrimci Sanatçı kimliğinin yanı sıra Marksizm-Leninizme yönelen devrimci güçlerin biraya gelmesi için kimi samimi pratik girişimlerde de bulunmaya çalışmıştır bildiğim kadarıyla. Şuradan Yılmaz Güney'in çeşitli konulardaki yazılarını okuyabilirsiniz:

http://www.ydicagri.org/yg_siyasal_1-3/yg_siyasal1-3_index.html

bu video benim de dikkatimi

15 Haziran 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3590

bu video benim de dikkatimi çekmişti.izlediğimde içimden hay ağzını öpeyim ne de güzel konuşuyor dedirten bir birikimini,tanısını,teşhisini,tedavinin ne olması gerektiğini ifade ediyordu Yılmaz Güney.
bu konuşmasında katılamayacağım bir nokta yok.Ama o günün şartlarında...
bugüne göre eksikliği var düşüncelerinin tabii ki.Marksizmi kılavuz edinen bir aydın, her zaman, doğrunun, gerçekle ilişkisi olan olduğununu bilendir.içinde yaşadığı toplumu anlama ve değiştirme diyalektiğini iyi kavrayandır.ki Yılmaz Güney, Türkiye Solunun o dönemde içine düştüğü cendereyi çok iyi vurguluyor.kurtuluşun sınıf temelli bir mücadeleden geçtiğini çok iyi vurguluyor.bugüne ışık tutuyor.

Y.Güney'in 11 Eylül 1982'de Frankfurt Yürüyüşünde okunan mesajı

15 Haziran 2010, yazan maden,
Yorum no: 3593

Yılmaz Güney,Fransada.12 eylül yürüyüşüne katılmak için Almanya'ya gelmek ibtiyor veya davet ediliyor.Alman hükümeti güvenliği açısından bir garanti veremiyor.
(aklımda kaldığınca) Yürüyüşde okunulması için bir mesaj iletiyor ve onbinlerin katıl
dığı yürüyüşde mesaj okunuyor.Uzun bir mesaj.Bazı bölümlerini aktarmakla yetineceğim.

Yılmaz Güney'den
Değerli arkadaşlarım,kardeşlerim.
Bugün 12 eylül Askeri Faşist darbesinin ikinci yıldönümüdür.Türkiye ve Kürdistan'ın emekçi halkı için,daha acılı,daha zor ve ve karanlık bir dönemin,ne kadar süreceği
belli olmayan bir dönemin başlangıcıdır.Ve bizler,birçok acılı olayın ve yenilgi günleri
nin yıldönümlerinde olduğu gibi yine toplanıyoruz.Yine yumruklarımız sıkılacak ve
içimizdeki acıları haykıracağız.Ancak,gerçekten kurtuluş istiyorsak,başarılarımızı,za
ferlerimizi simgeleyecek günlerin yıldönümlerini kutlamak istiyorsak,acılardan,yenil
gilerden,başarısızlıklardan sabır ve cesaretlerle dersler çıkartmamız gerekiyor.
Cesaretle kabul etmemiz gereken,bizim özeleştiri ve hatalarımız karşısındaki tutu
mumuzun pek olumlu olmadığıdır.Yenilgilerden,acı kayıplardan ders çıkartamadık.
Özü aynı olan hatalar işledik.12 Mart'te ve sonrasında büyük acılar yaşadık.Oysa
12 eylül'ü daha farklı karşılayamadık.Ülkemiz, gerçekten doğru bir siyasete sahip,sağlıklı ilkelere ve örgütlenmeye sahip,kitle ilişkilerine ve desteğine sahip bir
parti yaratamadı.Yaratabilseydik bugün devrimimizi başarmış olabilirdik.
.............
Bugün ülkemiz faşizmin çizmeleri altındadır.Büyük bir çoğunlukla ,aydınlar,sanatçı
lar bu gerçeği henüz tam anlamıyla kavramış görünmüyorlar.İşçi önderleri,devrimci,
yurtsever,demokrat örgüt mensupları cezaevlerindedir.Ecevit gibi temkinli tutum
takınanlar dahi içerdedir.İşkencelere,insan avlarına,faşist baskılara karşı şu ya da
bu biçimde karşı çıkan,rahatsızlık belirten insanlar baskı altındadır.Cezaevleri,halkı
mızın yiğit evlatlarının onurlu çığlıklarıyla inliyor.Bizler dışardan bağırıyoruz...
Polis,jandarma takibinde olan bir avuç genç insan,Türkiye-Kürdistan'da hayat savaşı
veriyor.İşçilerin,köylülerin saflarında küçük çapta da olsa kıpırdılar var....Ya halkımı
zın büyük bir çoğunluğu? Onlar,büyük baskılara karşın neden susuyorlar? İşte fa
şist bir anayasa dayatılıyor onlara ve burjuva basınından izlediğimiz tartışmalar umut verici değil.Halk bir bakıma kaderine terkedilmiş.Bazı aydınlar ve gruplar anayasanın
şu ya da bu maddesini tartışıyorlar.Bu tutum faşist anayasanın yararına bir tutumdur.
Çünkü sorun anayasanın şu ya da bu maddesi sorunu değil,bütünü ve özü sorunudur
Askeri faşist diktatörlük,sivil faşist diktatörlüğün "yasal"kurumlarını ve organlarını
hazırlıyor.Ve na yazık ki,halkımız bu anayasaya HAYIR diyemiyecektir.Eğer halkı
mız,kendisini yumrukları altında ezecek bir anayasaya EVET diyecekse,diyorsa bu
bizim hatalarımız sonucudur.Çünkü bizler,emekçi halkımıza siyasi bilinç götürmeyi
başarabilseydik,herhalde bugünkü durumumuz farklı olurdu.Bu soruya da doğru ce
vap bulmalıyız.
Ancak, durum gerçekten umutsuz mudur ? HAYIR,değildir.ÇARE tükenmiş değildir.
İşte,askeri faşist diktatörlük üçüncü yılına girerken önümüze koyacağımız soruların
en önemlisi budur.
Bugün sizlerle beraber olmak isterdim.Ancak özel konumum buna uygun değil.Yüre
ğim sizlerle birlikte çarpıyor.Devrime,halkıma ve proleteryanın geleceğine inanıyorum.
Kahrolsun Askeri Faşist Diktatörlük !
Faşist Anayasaya Hayır !
İdamlara son verilsin !
ZİNDANLAR BOŞALSIN GENEL AF !
Yılmaz Güney
Yabanel dergisi,Berlin.Sayı 13,1982

 

 

AdaptiveThemes