Skip to content

ERKİN ÖZALP: Marx neden 'İşçilerin vatanı yoktur' demişti?

1 Temmuz 2009, ekleyen Erkin Özalp

Marx’ın “İşçilerin vatanı yoktur” sözünü olur olmaz hatırlatanlar, iki ana gruba ayrılabilir. 

İlk grupta, bu sözün nerede ve neden kullanıldığını bilmeyenler (ya da hatırlamayanlar) bulunur. Onları da iki alt gruba ayırmak mümkün: Aslında iyi niyetli olup, yeterli öğrenme çabasını göstermedikleri için bu sözü bağlamından kopuk bir şekilde kullananlar ve Marx’ı okuyacak olsalar bile, onu bağlamından kopuk bir şekilde kullanmaya devam edecek olanlar...
 
İkinci ana grupta ise, Marx’ın bu sözü nerede ve neden kullandığını aslında gayet iyi bilmelerine karşın, onu işlerine geldiği gibi kullanmayı tercih edenler bulunur. Bunları alt gruplara ayırmak pek mümkün değil...
 
Bu söz hatırlatılarak, Marx’ın savunduğu iddia edilen şey, kabaca şöyle özetlenebilir: İşçilerin vatanı bulunmadığına göre, işçi sınıfının yürüteceği (ya da işçi sınıfı için/adına yürütülecek) mücadelenin de vatanı olmaz/olmamalı. İşçi sınıfının mücadelesi, başından sonuna, enternasyonal bir karakter taşımalı. Aynı anlama gelmek üzere, işçi sınıfı devrimcileri, ulusal ölçeğe (ve bu ölçekte yürütülen siyasal iktidar mücadelesine) ancak “ikincil” bir önem verebilir.
 
Yukarıdaki genel çerçeveyi bir kez benimsedikten sonra, artık AB’ci mi olursunuz, “dünya devrimi” olmadan elde edilen her tür kazanımı küçümseyecek bir ultra-enternasyonalist devrimci mi, yoksa yerel kültürlerin/farklılıkların korunması mücadelesinin militanı mı, orası size kalmış...
 
Marx’a dönelim... Ünlü söz, Komünist Parti Manifestosu’nda geçiyor. Ama öyle “durduk yere” değil. Başlı başına bir paragraf ya da bölüm başlığı olarak hiç değil!
 
Öncesindeki paragraf şu: “Komünistler ayrıca, vatan ve milliyeti kaldırmayı istemekle suçlandı.
 
Marx, bu suçlamaya cevap olarak yazdığı paragrafının ilk cümlesinde, “İşçilerin vatanı yoktur” diyor. Ama sonra, şöyle devam ediyor:
 
“Sahip olmadıkları bir şeyi onlardan almak mümkün değildir. Proletarya öncelikle siyasal egemenliği ele geçirmek, kendisini ulusal sınıf konumuna yükseltmek, bizzat kendisini ulus olarak kurmak zorunda olduğu sürece, hiçbir şekilde burjuva anlamıyla olmamakla birlikte, henüz kendisi de ulusaldır.” [1]
 
İşte bu kadar açık! Proletarya, “öncelikle” ne yapacakmış? Siyasal egemenliği ele geçirecek, ve bu yolla kendisini “ulusal sınıf” konumuna yükseltecek, “bizzat kendisini ulus olarak kuracak”mış. Daha doğrusu, başlangıçta, bunları yapması zorunluymuş!
 
Tabii ki, Marx’a göre... Marx’ın görüşleri beğenilmeyebilir... Marksizm karşıtı da olunabilir... Ama Marx’ın söylediklerinin tam tersinin “Marksizm” diye sunulması, en hafif deyimle, ayıptır...
 
Marx’ın derdi basit: İşçi sınıfının ulusal ölçekteki birliğini sağlamak bile fazlasıyla zorken, uluslararası ölçekli bir birliğin kurulabileceği hayaline kapılmıyor. Aklı başında bir insan olarak, aslen vatanı bulunmayan işçi sınıfının, uluslararası ölçekte birleşebilmek için, öncelikle, ulusal ölçekte mücadele yürütmesinin zorunlu olduğunu görüyor.
 
Bu paragrafta bir “dil sürçmesi” olabilir mi? Neden olmasın? Belki de Marx, aslında bambaşka şeyler düşünüyordu...
 
O zaman, okumaya devam edelim:
 
“Yukarıda, işçi devriminin ilk adımının proletaryayı egemen sınıf konumuna yükseltmek, demokrasiyi mücadele ederek kazanmak olduğunu görmüştük.
Proletarya, siyasal egemenliğini, tüm sermayeyi burjuvaziden derece derece koparıp almak, tüm üretim aletlerini devletin, yani egemen sınıf olarak örgütlenmiş proletaryanın elinde merkezileştirmek ve üretici güçler kitlesini olabildiğince hızlı bir şekilde çoğaltmak için kullanacaktır.
...
Eğer proletarya burjuvaziye karşı mücadelesinde kendisini mecburen bir sınıf olarak birleştirirse, bir devrim yoluyla kendisini egemen sınıf haline getirirse ve egemen sınıf olarak eski üretim ilişkilerini zorla ortadan kaldırırsa, bu üretim ilişkileriyle birlikte sınıf karşıtlıklarının varoluş koşullarını, genel olarak sınıfları ve böylelikle bir sınıf olarak kendi egemenliğini de ortadan kaldırır.” [2]
 
Bu da Fransa’da Sınıf Mücadeleleri’nden:
 
“Sanayi proletaryası, ancak sanayi burjuvazisinin egemenliği altında, devrimini ulusal bir devrim düzeyine yükseltebilecek olan geniş bir ulusal varlık kazanır ve her biri kendi devrimci kurtuluşunun araçları haline gelen modern üretim araçlarını yaratır.” [3]
 
Kısacası, proletarya, öncelikle, kendi ülkesinde devrim yapmak, kendisini “ulusu temsil eden sınıf”, hatta “ulusun kendisi” haline getirmek zorunda. Tüm bunların milliyetçilikle bir ilgisinin bulunmadığı açık. Evet, tam bu noktada, Marx’ın da yaptığı gibi, hatırlatmak gerekiyor: “İşçilerin vatanı yoktur.” Ama, gerçek çıkarları tüm sınırların kaldırılacağı bir dünyanın yaratılmasında olan işçiler, bu hedefe ulaşabilmek için, öncelikle, ulusal ölçekte iktidara gelmek zorunda.
 
Bir yerden sonra, insan kuşkuya düşüyor, acaba bu kadar basit şeyleri yazmak okura hakaret sayılmaz mı, diye...
 
Ama “İşçilerin vatanı yoktur” sözü olur olmaz o kadar çok kullanılıyor ki, İnternet kayıtlarına (bir kez daha) geçirmekte yarar var herhalde...
 
Son olarak, Marx’ın görüşlerinin zaman içinde değişmediğini de vurgulayalım. 1871’deki Paris Komünü deneyimiyle ilgili çalışması olan Fransa’da İç Savaş’ta şunu vurguluyor:
 
“Ulusun birliği bozulmayacak, tam tersine Komün Anayasası aracılığıyla örgütlenecekti; kendisini ulusun birliğinin ete kemiğe bürünmüş biçimi gibi gösteren, ama aslında yalnızca, üzerindeki asalak bir ur olduğu ulustan bağımsız ve onun üzerinde olmak isteyen devlet iktidarının yok edilmesiyle, ulusun birliği bir gerçekliğe dönüşecekti.” [4]
 
Bir şey eklemeye gerek var mı?
 
 
Notlar:
[1] Karl Marx - Friedrich Engels, Komünist Parti Manifestosu, çev: Erkin Özalp, Yazılama Yayınevi, 5. Baskı, İstanbul, Kasım 2007, s. 28.
[2] a.g.y., s. 30.
[3] Karl Marx, Fransa’da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850, çev: Erkin Özalp, Yazılama Yayınevi, İstanbul, Ocak 2009, s. 20.
[4] Almancası: “Die Einheit der Nation sollte nicht gebrochen, sondern im Gegenteil organisiert werden durch die Kommunalverfassung; sie sollte eine Wirklichkeit werden durch die Vernichtung jener Staatsmacht, welche sich für die Verkörperung dieser Einheit ausgab, aber unabhängig und überlegen sein wollte gegenüber der Nation, an deren Körper sie doch nur ein Schmarotzerauswuchs war.” (http://mlwerke.de/me/me17/me17_319.htm)
İngilizce çeviri bir miktar farklı olsa da, anlam pek değişmiyor: “The unity of the nation was not to be broken, but, on the contrary, to be organized by Communal Constitution, and to become a reality by the destruction of the state power which claimed to be the embodiment of that unity independent of, and superior to, the nation itself, from which it was but a parasitic excresence.” (http://www.marxists.org/archive/marx/works/1871/civil-war-france/ch05.htm)
 

 

Yorumlar

Marx gerçekten de, "Ulusal ölçekte mücadele etmeli" diyordu.

26 Nisan 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3047

Marx ve Engels'in bu konuda çok sayıda yazısı var aslında. Bir kaç tanesini de ben "kayıtlara" geçiyorum:

"Alman işçiler, şimdiye kadar olduğundan oldukça farklı biçimde ulusal ölçekte örgütlenebileceklerdir. [...] Her sınıftan Alman halkının tümü görmüştür ki, bu sorun her şeyden önce bir ulusal varoluş sorunudur; bu nedenle de kavgaya doludizgin dalmışlardır." (Engels'in Marx'a 15.08.1870 tarihli mektubu)

"Sanırım bizim insanlarımız [...] aynı zamanda Alman ulusal çıkarlarıyla Prusya hanedanının çıkarları arasındaki farkı vurgulayabilirler." (A.g.e.)

"[...] Alman işçi partisi, sanayide ve tarımda ulusal ölçekte kolektif üretimi gerçekleştirerek ücretli emeği ve onunla birlikte sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmak için çalışır; bu amaca ulaşmak için uygun olan her önlemi destekler!.." (Engels'in Bebel'e 18-28 Mart 1875 tarihli mektubu)

"Derneğin, Demokratik Federasyon konusunda sizi aldatmasına izin vermeyin." (Engels'in Bernstein'a 3.5.1882 tarihli mektubu) Not: Bilindiği gibi, Marx ve Engels yaşadıkları müddetçe, Almanya'nın birliği'ni savundular. Federasyon-tipi örgütlenmeleri, proleter mücadele açısından zararlı buldular. Hatta, bir keresinde, "Bismarck yolumuzu temizliyor" dediler. Ne yazık ki, nerede olduğunu şimdi hatırlayamadım. Bulunca yazarım.

"[...] Gelecekteki toplumsal devrimin, öteki çok daha önemli amaçlarına ulaşabilmek için, proleter sınıfın ilkin devletin örgütlü politik gücüne sahip olması ve onun yardımıyla kapitalist sınıfın direncini kırıp toplumu yeniden örgütlemesi gerektiğini her zaman belirttik. Bütün bunlar, 1847 tarihli Komünist Manifesto'da, bölüm II'nin sonunda daha önce söylenmişti." (Engels'in Philip Van Patten'e 18.4.1883 tarihli mektubu) Not: Dikkat edin, "devletler"i değil, "devlet"i ele geçirmekten bahsediyor!

Aslında daha çok şey yazdılar bu konuda. Ben burada bitireyim.

Not: “İşçilerin vatanı yoktur” ifadesini Troçkistler sıklıkla kullandığından sanki Troçki de böyle düşünüyormuş gibi bir algı var Türkiye'de. Bu kesinlikle yanlıştır. Troçki, "Proletarya, öncelikle, kendi ülkesinde devrim yapmak, kendisini 'ulusu temsil eden sınıf', hatta 'ulusun kendisi' haline getirmek zorundadır" noktasında çok nettir. Gerçekte, sosyalist devrimcilik de bundan başka bir şey değildir. Troçki, bir sosyalist (sürekli) devrimcidir.

Serdal Tümkaya

Troçki ve ulusallık,Sürekli devrim

12 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3302

Serdal arkadaş, Troçkinin ulusallığa bakış açısıyla Marx'ın ulusallığa bakış açısını
aynılaştırarak yanılgıya düşüyor aynı zamanda kafa karışıklığına da neden oluyor.
Troçki bu konuda çelişkilerle dolu bir teorisyen.Serdal arkadaş şöyle yazıyor :
"Troçki,' proleterya öncelikle,kendi ülkesinde devrim yapmak,kendisini ulusu temsil eden sınıf,hatta ulusun kendisi haline getirmek zorundadır.' noktasında çok nettir."
Aslında Troçki devrim sorununu dünya devrimi bağlamında ele almıştır.Tek bir ül
kede devrim olsa bile,bu kısa süre içerisinde çözülmek zorunda kalır anlayışı ile 1915
de Lenin 1926 da stalin'e muhalif olmuştur.Sürekli devrim teorisi de bu anlayıştan kay
naklanmaktadır.(sürekli dev.anlayışı 1905,kahrolsun Çar,yaşasın işçi hükümeti)
SerdaL arkadaşın "proleterya,kendisini ulusu temsil eden sınıf,hatta ulusun kendisi
haline getirmek zorundadır. "alıntısı da Troçkinin Rusyada proleteryanın ve köylü
lüğün çok geri kalmışlığından ötürü devrim olsa bile sonuç alınamıyacağı anlamında
bunun için köylülüğün reddi vb.gibi şeyler ileri sürüyor.Yanlış anlamışlığım varsa
bu kapalı gibi duran alıntıyı yorumlamasını rica edeceğim.Ben bununla ilgili olarak
Bir alıntı vermek istiyorum.:
" .....Tersine,proleteryanın öncüsü,zaferini sağlama almak için,egemenliğini,ilk gün
lerinden itibare,sadece feodal mülkiyetin değil,burjuva mülkiyetin de en derinlemesine istilasını gerçekleştirmek zorunda kalacaktır.Proleterya bunu yaparak,sadece devrim
ci mücadelesinde kendisini desteklemiş olan burjuvazinin tüm guruplarıyla değil,aynı
zamanda elbirliği sayesinde iktidara geldiği köylülüğün büyük kitleleriyle de düşman
ca çatışmalara girecektir.Halkın ezici çoğunuluğunun köylülerden meydana geldiği
geri kalmış bir ülkenin işçi hükümetindeki çelişkiler,çözümlerini,sadece uluslararası
planda,proleteryanın dünya devrimi alanında bulabilir."Troçkiye ait 1922'de yazılmış bir önsöz .Bu alıntıyı Stalin Troçkizm mi Leninizm mi yapıtında veriyor.
(Sol yayınları s.47) Stalin şöyle devam ediyor.
" Trotski sürekli devrimden işte böyle sözediyor....
Lenin'e göre devrim,güçlerini,herşeyden önce Rusya'nın işçileri ve köylüleri arasından
sağlar.Oysa Troçkile göre,gerekli güçler,sadece proleteryanın dünya devrimi alanın
dan sağlanır.Ama dünya devrimi gecikirse ne yapacak ? O zaman devrimimiz için
bir umut ışığı kalıyormu ?....Stalin ay.es.S.47,48) Serdal arkadaş Troçkinin Marx gibi
düşündüğünü ileri sürüyor.Oysa TROÇKİ ÇELİŞKİLİ .Kendi ülkesinde devrim yapma
yı şartlara bağlıyor ve olanaksız duruma getiriyor.Sürekli devrimin talihsizliği de
bu işte.Maden,saygılar

Marx, Engels, Lenin ve Troçki arasında "devrim" meselesi...

12 Mayıs 2010, yazan Serdal Tümkaya,
Yorum no: 3307

Merhaba Sayın Maden,

Maddeleyeyim ki, daha kolay takip edilebilsin.
 
1- "Serdal arkadaş, Troçkinin ulusallığa bakış açısıyla Marx'ın ulusallığa bakış açısını aynılaştırarak yanılgıya düşüyor aynı zamanda kafa karışıklığına da neden oluyor." Evet aynılaştırıyorum; ve kafa karışıklığına neden olabiliyorsam onur duyarım. Bu ülkede ne Marx ne de Lenin kendi eserlerinden (en bilinen beşer kitapları hariç) okunmadığı için Troçki, Marx ve Lenin'in birbirlerinden özsel olarak farklı bir şey söylemediğini söylemek kafları karıştırmış olabilir. Türkiye'de ne karşıtları ne de taraftarları Troçki'nin kendi metinlerini okumaya tenezzül etmez. Troçki'nin İngilizce'de 430'dan biraz fazla çalışması vardır (konuşmalar, kaleme aldığı bildirgeler, mektuplar, askeri yazılar, makaleler, kitaplar vs.). Nitekim siz de orijinal metinleri kaynak olarak kullanmak yerine, Stalin'e başvurmuşsunuz (alıntıyı alıntılamışsınız). Meşru sayılabilir. Şimdilik itiraz hakkımı saklı tutayım. Tek ricam var sizden: Lütfen kaynak belirtirken hangi edisyon olduğunu da belirtin. Muhtemelen farklı baskılara ulaşabiliyoruzdur. Bu tek basımlık bir eser olabilir, benim ricam genel tartışma kuralları nedeniyledir. 
 
2- "Troçki bu konuda çelişkilerle dolu bir teorisyen." Bu kanıya varmanız oldukça doğal. Lakin toplumsal olgular her zaman ikili karaktere sahiptir. Her durumda açık uçludur.Zıtların birliği öylesine uydurulmuş bir kavramsallaştırma değildir. Gerçek hayatı açıklamak içindir. Ne yazık ki, çoğu Marksist olguları sıfır ve birlerle düşünme eğilimindedir; ki bu da son derece tabiidir. Troçki ise bir diyalektik düşünme ustasıdır. Bunları sadece sizin, "Troçki bu konuda çelişkilerle dolu bir teorisyendir," ifadenizin olası düşünsel kaynaklarına (olası önyargıları yok sayıyorum) işaret etmek için yazıyorum. Siz çelişkileri somut olarak ve Troçki'nin kendi eserlerine başvurarak gösterirseniz sevinirim. Bir de Troçki kendi içerisinde mi çelişkilidir, yoksa söyledikleri Marx ve Lenin ile mi çelişkilidir?
 
3- "Troçki,' proleterya öncelikle,kendi ülkesinde devrim yapmak,kendisini ulusu temsil eden sınıf,hatta ulusun kendisi haline getirmek zorundadır.' noktasında çok nettir." Bu konuda yanılıyorsam, lütfen söyleyin, Rusya'da iktidarı ele geçiren Petrograd Sovyeti (PS)nin başında Troçki ne yapmaktadır? Ya PS Devrimci Askeri Komite'yi, "Dünya devrimi gelene kadar boş durmayayım, bari Rusya'da proleter devrimin ilk aşamasını gerçekleştireyim" diyerek mi yönetmiştir? Dahası, bu adam 1926'ya kadar Sovyetler Birliği Komünist Partisi Siyasi Bürosu'nda neden yer almıştır? İç Savaş, adı üzerinde "iç bir savaş"tır. Rusya'da yaşanmıştır. Kızıl Ordu tüm iş ve dış düşmanlarını yenmiştir. Rusya'da proleter iktidarı, Çarlık zamanının Moskova Prensliği sınırlarının ötesine ancak böyle geçebilmiştir. Sayın Maden, Ekim Devrimi dediğiniz sadece iki kentte (1917 Kasımı itibarı ile) gerçekleştirilmiştir. Ancak İç Savaşta kazanılan zaferden sonra Sovyet Rusya diye bir şey var olabilmiştir. Peki bu büyük zaferi elde eden Kızıl Ordu'nun başında hangi arkadaş vardır sizce? Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi kendisi, Lev Davidoviç Bronşteyn Troçki.
 
3- Bütün bunlara rağmen Troçki, Rusya'da devrimin tek başına ayakta kalamayacağınısöyler. Ne güzel ki, bu, kendisinin orijinal fikri değildir. Öncelikle Marx ve Engels böyle düşündüler. Bu ifadeyi, en çabuk bulabileceğiniz metin Komünizmin İlkeleri'dir. Elimdeki işi bitirir bitirmez, size bu metinden doğrudan alıntı ile Marx ve Engels'in bu konuda ne kadar net olduklarını ispatlayacağım. Kurallara uygun kaynak gösterimini de o zaman (bu öğleden sonra) yapacağım. Geçerken söyleyeyim, Lenin, Troçki'den dokuz yaş büyüktür; ve Troçki yazı yazmaya başlamadan önceleri Lenin, tek ülkede sosyalizm inşasına başlanabilir; ama tek başına hiçbir ülke sosyalizmin nihai zaferine varamaz demiştir (bk.Collected Works''ın ilk dört cildi). Bunları da göstereceğim. Troçki bundan daha fazlasını söylememiştir. Kısacası tartışma proleter devriminin tek tek ülkelerde gerçekleştirileceği üzerine değildir. Bu başlıkta Marx, Engels, Lenin ve Troçki arasında zerre kadar uyumsuzluk mevcut değildir.
 
4- “Aslında Troçki devrim sorununu dünya devrimi bağlamında ele almıştır.” Stalin, 1924’te, Leninizmin İlkeleri’nde (Sol, 6th edisyon, s.41?[bellekten yazıyorum, kütüphaneden kontrol edeceğim, evden çıkınca]), “Sosyalizm tek ülkede nihai zaferine ulaşamaz,” demiştir. Yani, hem Stalin böyle düşünmektedir (Stalin adanmış bir Troçkisttir!); hem Troçki’ye atfedilen görüş Leninizmin İlkelerindendir. Bu ilkenin resmen revize edilmesi 1926’da başlamıştır. Bilindiği üzere, Stalin ile yapılan bir röportajda, “Neden eski ilkenizden [tek ülkede sosyalizmin nihai zafere ulaşamayacağı ilkesi] vazgeçtiniz?” Cevap: “O bir anlaşmazlıktı”
 
Röportaj metninin tamamını bulup, gece yarısı olmadan yollarım. Geçerken söyleyeyim,Ekim’den hemen sonra Lenin’in yazdığı makalelerin çoğunluğunda, “Eğer Avrupa’da devrimler yardımımıza yetişmezse, iktidarda kalmamız imkansızdır,” demiştir. Bunları da aktaracağım.
 
5- “Tek bir ülkede devrim olsa bile, bu kısa süre içerisinde çözülmek zorunda kalır anlayışı ile 1915'te Lenin 1926 da Stalin'e muhalif olmuştur.” Yukarıdaki dört madde ışığında soruyorum: Troçki mi Stalin’e, yoksa Stalin (1926) mi Stalin (1924)e muhalif olmuştur?
 
“Sürekli devrim teorisi de bu anlayıştan kaynaklanmaktadır. (Sürekli dev.anlayışı 1905, kahrolsun Çar, yaşasın işçi hükümeti.)” Sürekli devrim kuramı hakkında yazdıklarınıza yanıt vermeyeyim; çünkü SDK her ne ise de, “Kahrolsun Çar, yaşasın işçi hükümeti,” değildir. Siz kendiniz SDK’yi Troçki’nin metinlerinden alıntılayarak açıkladığınızda; işte ancak o vakit verimli bir “SDK” tartışması yapabiliriz. Yine de Troçki’nin “Stalinizm mi Bolşevizm mi?” adlı derlemesinden kimi örnekler vereyim ki, bakın bakalım bugün sosyalist devrim programını savunan partilerden farklı herhangi bir şey var mıymış SDK’de:
 
Burjuva devrimi artık tek başına ele alındığında tamamlanamaz. Feodal süprüntüler toplumdan tam olarak tasfiye edilmesi, ancak ve ancak burjuva partilerinin etkisinden kurtulmuş olan proletaryanın köylülüğün önündeki yeri alabilmesi ve kendi devrimci diktatörlüğünü kurabilmesi koşulu ile düşünülebilir. Bu sebeple burjuva devrimi sosyalist devrimin ilk aşaması ile iç içe girer ve hemen akabinde onun içinde erir. Ulusal devrim böylelikle dünya devriminin bir halkası haline gelir. Ekonomik temel ve tüm toplumsal ilişkilerin dönüşümü böylelikle sürekli hale gelir.” (S.47)   
 
“Sürekli devrim perspektifi ise şu sözlerle özetlenebilir: Rusya’da demokratik devrimin eksiksiz zaferi köylülüğe dayanan proletaryanın diktatörlüğü dışında anlaşılır bir şey değildir. Gündeme kaçınılmaz olarak yalnızca demokratik görevleri değil sosyalist görevleri de getirecek olan proletarya diktatörlüğü aynı zamanda uluslar arası sosyalist devrime güçlü bir ivme verecektir. Rusya’yı burjuva geri dönüşümünden kurtaracak ve ona sosyalist inşayı tamamlanmasıolanağını verecek olan ancak batı proletaryasının zaferidir.” (S.92)

 
Kaynak: Lev, Troçki. Çev. Sanem Öztürk
Yazın Yayıncılık; 
İstanbul,
 2008.

 
7- “Serdal arkadaşın ‘proletarya, kendisini ulusu temsil eden sınıf, hatta ulusun kendisi
haline getirmek zorundadır.’ alıntısı da Troçki’nin Rusya’da proletaryanın ve köylü
lüğün çok geri kalmışlığından ötürü devrim olsa bile sonuç alınamıyacağı anlamında
bunun için köylülüğün reddi vb. gibi şeyler ileri sürüyor. Yanlış anlamışlığım varsa
bu kapalı gibi duran alıntıyı yorumlamasını rica edeceğim.” Önceki iki yazımda “sonuç alınamayacağı” tezini Troçki’nin, Lenin ve Marx’tan farklı bir bağlam ve kuvvetle söylemediğini gösterebildiğimi umuyorum. Bu seferde “köylülük” meselesine değineyim. Kuşkusuz, Sayın Maden’in yaklaşımını takip etmek için, Rusya’nın geri kalmışlığı ve köylülük meselesini bir arada incelemeliyim. Önce şu ünlü “geri kalmışlık” meselesi:
 
Rusya’nın gelişmesi her şeyden önce geriliğiyle belirlenir. Bununla birlikte tarihsel gerilik demek, ileri ülkelerin gelişmesinin salt bir-iki yüzyıllık bir gecikmeyle yeniden tekrar edileceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Aksine yepyeni bir “bileşik” toplumsal formasyon oluşturur ve bu formasyon içinde kapitalist teknik ve yapının en son kazanımları, feodal ve feodalizm öncesi barbarlık ilişkilerine kök salarak onları dönüştürüp boyunduruğuna alır ve sınıflar arasında özgül bir karşılıklı ilişki yaratır. Aynı şey fikir alanında da geçerlidir. Tarihsel yavaşlığından ötürü, Rusya, bir öğreti olarak Marksizmin ve bir parti olarak da sosyal demokrasinin daha burjuva devriminden önce bile güçlü bir gelişme kaydettiği tek Avrupa ülkesi haline geldi. Demokrasi mücadelesi ile sosyalizm mücadelesi arasındaki ilişki sorununun en derin teorik tahlile bizzat Rusya’da tabi tutulmuş olması çok doğaldır.  (S.69)
 
Bu çerçeveden, Sayın Maden’in söylediklerine herhangi bir geçit olasılığı yoktur.
Devam edecek…
 

"Stalin 1924", "Stalin 1926" ve sonrasına cevap veriyor!

12 Mayıs 2010, yazan Serdal Tümkaya,
Yorum no: 3311

Maden alıntılamış: "Lenin'e göre devrim,güçlerini,herşeyden önce Rusya'nın işçileri ve köylüleri arasından sağlar.Oysa Troçkile göre,gerekli güçler,sadece proleteryanın dünya devrimi alanından sağlanır.Ama dünya devrimi gecikirse ne yapacak ? O zaman devrimimiz için bir umut ışığı kalıyormu ?"

Cevap bizatihi Stalin'den. Önce değişik çeviri ve edisyonları sıralayayım:

1) Stalin, Joseph, 1879-1953.
Leninizmin esasları = Foundations of Leninism / by
Joseph Stalin ;çev. Kemal Yusuf.--Ankara : Odak, c1974.
              217 p.--( Odak yayınları ; 9, Bilim dizisi ; 6) ss.45-6
 

  Not: Bu çeviri şuradan yapıldı: Foundations of Leninism by Joseph Stalin, International Publishers, 1939, New York.

2) Stalin, Josef, 1879-1953.
Leninizmin ilkeleri / J. Stalin ; çev. M. Kabagil.--Ankara
Sol, Ekim 1974, 2th edisyon, s.41
 

Not: Bu ve 6th edisyon Fransızca'dan çevrilmiş (Moskova, 1941).

3) Stalin, Josef, 1879-1953.
Leninizmin ilkeleri / J. Stalin ; çev. Muzaffer Ardos.--Ankara
Sol, Eylül 1979, 6th edisyon, s.41

4) http://www.1001001000.org/files/stalin/Leninizmin%20Temelleri_J.V.Stalin_1924.pdf

Bu da İnter Yayınlarının çevirisi (Temmuz 1997, çev. İsmail Yarkın&Saliha N. Kaya). Oradan kopyalıyorum:

"Ama bir tek ülkede burjuvazinin iktidarını devirip proletaryanın iktidarını kurmak, henüz sosyalizmin tam zaferini güvencelemek değildir. Muzaffer ülkede, kendi iktidarını pekiştiren ve köylülüğe önderlik eden proletaryanın, sosyalist toplumu inşa etmesi mümkündür ve zorunludur. Ama bu, onun böylece sosyalizmin eksiksiz, kesin zaferini başarabileceği mi demektir, yani bu, proletaryanın yalnızca bir ülkenin güçleriyle sosyalizmi kesin olarak sağlamlaştırabileceği ve ülkeyi müdahaleye karşı ve dolayısıyla bir restorasyona karşı da tamamıyla güvenceleyebileceği mi demektir? Hayır, bu demek değildir. Bunun için en azından birkaç ülkede devrimin zaferi gereklidir. Bu yüzden, diğer ülkelerde devrimin geliştirilmesi ve desteklenmesi, muzaffer devrimin özsel bir görevidir. Bu yüzden, muzaffer ülkenin devrimi kendini, kendi kendine yeterli bir varlık olarak değil, diğer ülkelerde proletaryanın zeferini hızlandırmanın dayanağı, aracı olarak görmelidir."

ML Bir Dogma Değil Eylem Klavuzudur.

14 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3332

Serdal arkadaş uzunca yazmış.Uzunca yazmış ama hiçbirşeyi çözümleyememiş.
Aslında beni destekleyen yorumsuz bir tomar alıntı vermiş ve sonunda da bana
artık "BİR GEÇİT OLASILIĞI " tanımamış.Ne yapalım.Ben Yine de umudumu
yitirmeden bu, geçidi kalmamış yolda gözyordamıyla yürümeye çalışayım bari.
Belki Marx Belki Lenin Belki Stalin ve hatta belki de Troçki bana, bu dört yanı
kapanmış geçitten çıkabilmem için bir yol gösterirler.
1- ML.Yöntem : Benim ML.lerden yaptığım alıntılara kaynak göstermediğimi iddia
ediyor Troçkizmmi Leninizmmi yapıtından bir alıntı verdim ve onunda kaynağını tam anlamıyla belirttim. Troçkinin 1915 ve 1926 da hatta sürekli olarak, Lenin ve Staline
muhalif olduğu ,Troçkinin hiçbir zaman için bir BOLŞEVİK olmayışından ötürü hem
Lenin'e hem de Stalin'e ideolojik olarak ters düştüğü ve Lenin'i hiçbir zaman kav
rayamadığı,kavramakta istemediği bir olgudur. Bununla ilgili Stalin Troçkizm mi
Leninizm mi başlığı altında 451 sayfa bir kitap yazmıştır.
Bende olmayan birşeyi varmış gibi göstermeniz hiç de ML bir yöntem değildir.
Ama Troçkiye ilişkin ELEŞTİREL yazılar BİRTEK Stalinle sınırlı değildir.
Değişik zaman dilimlerinde 1905'den 1922 ye dek Lenin de Troçkiyi eleştiren
sayısız makaleler,mektuplar vb.kaleme almıştır.
Bak.Lenin Seçme Eserler Cilt 4 s.216 İnter yay.
Bak.Lenin seçme Eserler Cilt 4 s.203
Bak.Lenin seçme Eserler cilt 5 s.173
Bak.Lenin secme Eserler cilt 5 s.148

Çok ilginç! Ne Lenin ne de Stalin tarafından olsun, Troçkiye getirilen doğru dürüst bir
olumlu eleştiri yok.
Durum bu iken,"Troçki çelişkilerle dolu bir teorisyendir " yorumumu, sizin ifadenizle
İRONİ yaparak işin içerisine zıtların birliğini sokmanız hiç de akıllıca bir girişim değil.
Üstelik Troçkini çelişkilerle dolu olduğunu bizzat Lenin söylemektedir.Serdal arka
daşın bununla ilgili yaptığı hafif alaylı tümcelerini buraya alıntılamaya gerek görmü
yorum. Lenin Ines Armand'a yazdığı bir mektupta Troçki yi şöyle yorumlar :
" Arkadaşımız Kolontay'dan bir mektup aldım.Troçki Amerika'dan Norveç'e dönmüş.
..............Hiç sevmediğim bir gazete olan Novy Mir de üstlenen N.I ve Pevlow 'un
yanlarına uğrayan Troçki,gazetenin sağ kanadıyla hemen sol Zimmervaldcılara kar
şı birleşmiş.İşte buyurun !Bu Troçkidir !Hep aynıdır.Yığınla numaraları vardır.Bir
SAHTEKARDIR.HER YANDA SOL GÖRÜNÜR,AMA ELİNDEN GELDİĞİNCE
SAĞCILARA YARDIM EDER.(Lenin,tüm eserler,cilt 4,s.186,1967,Berlin almanca)
Görüldüğü gibi ben Troçkiye sadece "çelişkilerle dolu"demişim.Bu çelişki zıtların
birliği ile açıklanamaz.Lenin resmen SAHTEKAR diyor.
Önceki yazılarımın birinde Stalin'i ML'in bir klasiği olarak değerlendirdiğimi ifade
edip,"ML'in bir Klasiği olmanın ne anlama geldiğini herhalde bilirsiniz "diye soru
yöneltmiştim.Serdal arkadaştan ÇIT çıkmamıştı.Ben de bu sorunun çözümlendiği
varsayımıyla yola çıkmıştım.Durum öyle değilmiş.Serdal arkadaş Troçkizmin düş
manı olan Stalin'in, Troçki'nin kendi yazılarından alıntılarla ona eleştiri yöneltmesini ve benim de onları kullanmamı 2.el olarak niteleyip Troçki'den örneklememi istiyor.
Demek ki Benim için SB'inde sosyalizmin kurulması aşamasında ML 'in nerdeyse
bir aksiyomu konumundaki Stalin_in Troçkiye çamur atacağı varsayımından yola
çıkıyor,şüpheci davranıyor.Ama şu unutulmamalıdır ki en az Stalin kadar Lenin de
Troçkizmin düşmanıydı ve Lenin olsun,Stalin olsun sağlıklarında Troçki,SBKP.MK
SİYASİ BÜROSUNDA DA OLSA HİÇBİR ZAMAN GÜVENMEDİLER.Troçki'nin
SBKP siyasi bürosunda olması partide demokratik merkeziyetciliğin mükemmel
işlediğinin sadece bir göstergesidir.Çünkü parti sadece ne Lenin'den ne de Stalinden
oluşmuyor.
ML'İN KLASİĞİ OLMANIN KISTASLARI NELERDİR ?
1_ML'E önemli katkılarda bulunmak
2_ML'den sapma teşkil eden ilkesel hatalar yapmamış olmak,yapmışsa hatala
rını özeleştiri ile aşmış olmak
3-Dünya ML hareketine önderlik etmek.
Bu kıstaslara uyum gösteren komünist önderler ML'in klasikleridirler.BUNLARIN
ESERLERİNE DAYANILABİLİR,ONLARA DAYANILARAK DİĞER ML_LER DEĞER
LEDİREBİLİNİR.
Serdal arkadaş Sürekli devrim teorisini dar kapsamlı açımlayarak onun işlevini ,anla
mını resmen hadım ediyor.Rosa Lüxemburg ve Pavlus'tan Troçki tarafından ödünç
alımış bu teorinin iki tümceyle geçiştirilmesi doğru olmaz .Troçkinin ulusallıktan anladığı,Marx ve Engels'in sürekli devrim konusunda "ulus" kavramına yükledikleri aynı şeyler değildir.Bu konuda Lenin Marx ve Engels'e ait sürekli devrim teorisini
Rusya şartlarına doğru bir şekilde uyguladı.(Kesintisiz Devrim) Lenin, Marx ve Engels'edogmatik bir tarzda yaklaşmadı.onların öğretilerini Rusya pratiğinde ilerletti
ve böylece kesintisiz devrimdede Demokratik devrimden Sosyalist devrime geçişin
teorilerini parlak bir şekilde yarattı.Lenin Marksizmi bir eylem klavuzu olarak ele aldı.
sBu konu bitmedi.Saygılarımla. Maden

Lenin'in yoldaşları hakkında yazdıkları...

14 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3340

Troçki'ye atfettiğiniz görüşlerin aynısını, Stalin'in 1924'te Lenin'in ölümünden kısa bir süre sonra Sverdlov Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada söylediğini belirtmekti tek amacım. Bunu başardıysam (şimdilik) yeter. Yazı ortadadır. Lütfen, eğer Stalin alıntıladığım konuşmasında, tam da Sayın Maden'in yanlış bulduğu fikirleri beyan etmediyse, üçüncü kişiler beni uyarsınlar; ama apaçık şekilde Stalin öyle demiş. Ve Stalin bu fikirlerinde mutlak olarak haklıdır.

Lenin, Troçki'ye "sahtekar" demişmiş. Peki, hiç tarzım değildir ama, Lenin'in Stalin ve Troçki hakkında söylediklerinden beş alıntı. Hem de öyle Ekim devriminden önce değil, 24-25 Aralık 1922 ve 5 Mart 1923 tarihli:

1- "I shall just recall that the October episode with Zinoviev and Kamenev [See Vol. 26, pp. 216-19] was, of course, no accident, but neither can the blame for it be laid upon them personally, any more than non-Bolshevism can upon Trotsky." 24 Aralık 1922, Kongre'ye mektuplar, Not 2. V.36, p.595

2- "Comrade Stalin, having become Secretary-General, has unlimited authority concentrated in his hands, and I am not sure whether he will always be capable of using that authority with sufficient caution. Comrade Trotsky, on the other hand, as his struggle against the C.C. on the question of the People's Commissariat of Communications has already proved, is distinguished not only by outstanding ability. He is personally perhaps the most capable man in the present C.C., but he has displayed excessive self-assurance and shown excessive preoccupation with the purely administrative side of the work." (İlk alıntının hemen iki paragraf üstündedir.) p.594-5

3- "Stalin is too rude and this defect, although quite tolerable in our midst and in dealing among us Communists, becomes intolerable in a Secretary-General. That is why I suggest that the comrades think about a way of removing Stalin from that post and appointing another man in his stead who in all other respects differs from Comrade Stalin in having only one advantage, namely, that of being more tolerant, more loyal, more polite and more considerate to the comrades, less capricious, etc. This circumstance may appear to be a negligible detail. But I think that from the standpoint of safeguards against a split and from the standpoint of what I wrote above about the relationship between Stalin and Trotsky it is not a [minor] detail, but it is a detail which can assume decisive importance. " V. 36, p.596

Lenin

Taken down by L.F.
January 4, 1923

Online Kaynak: http://marxists.org/archive/lenin/works/1922/dec/testamnt/congress.htm

Basılı Kaynak: Lenin, Vladimir Il'ich. Collected works. Mosco : Progress Publishers ,1966. V.36, pp593-7.

4-
Top secret
Personal

Copy to Comrades Kamenev and Zinoviev

Dear Comrade Stalin:

You have been so rude as to summon my wife to the telephone and use bad language. Although she had told you that she was prepared to forget this, the fact nevertheless became known through her to Zinoviev and Kamenev. I have no intention of forgetting so easily what has been done against me, and it goes without saying that what has been done against my wife I consider having been done against me as well. I ask you, therefore, to think it over whether you are prepared to withdraw what you have said and to make your apologies, or whether you prefer that relations between us should be broken off.

Respectfully yours,
Lenin

March 5, 1923

Kaynak: http://marxists.org/archive/lenin/works/1923/mar/05.htm

5-
Top secret
Personal

Dear Comrade Trotsky:

"It is my earnest request that you should undertake the defence of the Georgian case in the Party C.C. This case is now under “persecution” by Stalin and Dzerzhinsky, and I cannot rely on their impartiality. Quite to the contrary. I would feel at ease if you agreed to undertake its defence. If you should refuse to do so for any reason, return the whole case to me. I shall consider it a sign that you do not accept.[3]

With best comradely greetings
Lenin

Online Kaynak: http://marxists.org/archive/lenin/works/1923/mar/05b.htm
Basılı Kaynak: Progress, Moscow 1970, CW, V.45, p.607

Türkçe çevirileri çeşitli olabilir. Bir tanesini yazayım:

Lenin. "Son Yazılar Son Mektuplar". Çeviren: Seçkin Selvi Cılızoğlu. Ekim, 1975

Önce kalemin yazdığı balta bile yok edemez diyen Lenin'in, kaleminden çıkanları aktarmış olayım. Stalin düşmanı değilim. İşi gücü anti-Stalinizm olanların, tarihsel idealist ve anti-Marksist olduklarına inanıyorum; ancak gerçekleri olduğu gibi aktarmak Marx'ın temel özelliğidir. Örnek almak elzemdir.

Sevgilerle

Serdal Tümkaya

Stalin Ve Troçki

19 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3380

Troçki ile Klasiklerimizin (Marx,Engels,Lenin,Stalin ) aynı dili konuşmadıklarını
Sürekli devrim teorisine de Tamamen ayrı bir yorumlamayla baktıklarını anlatmaya
çalışmıştım.İşin içerisine 'ULUS ' kavramını sokarak aslında anlatmak istediğim'i
tam anlatamadım.Şimdi bunu açımlıyorum.
Emperyalizmin zinciri en zayıf halkasından kopacaktır.
Bu ne anlama gelmektedir ? Bu en zayıf halkanın batı avrupa değil de sözgelimi
Hindistan,bir Afrika ülkesi de olabileceği anlamını içermektedir.Kural olarak emp.
zincirinin en zayıf olduğu halkasından kopacağı için bu asla, kapitalizmin en geliş
miş ülkelerde en önce kopacağı anlamına gelmemektedir.Lenin Ekim devrimi ertesi
kendi pratiklerinden de gördüler ki emp.önce gelişmiş batı avrupa ülkelerinden
değil Rusya gibi,Batı Avrupa ile kıyaslanamayacak bir gerilikte ola bir ulus'da
kopabiliyormuş.Lenin ve Stalin bu yanlışlarını hemen düzelttiler.Gerçi ne Lenin
ne de Stalin bu yanlış arlayışa ilişkin bir teori ,bir kroki geliştirmemişlerdi.
Troçki de durum neydi peki ?
Troçki,dünya kominist hareketinde 1919'lar da oldukça sözü geçen bir liderdi.
Troçki'de Lenin ve Stalin gibi, Ekim Devrimi ertesi Batı Avrupada dünya devriminin
devam edeceği yanlış görüşünü savunuyordu.Ancak o,bu yanlış görüşü Lenin ve
Stalin gibi ÖZELEŞTİRİ ile aşacağı yerde Komünist Enternasyonelin 1. kongresin
de kabul ettiriyordu.

Konu daha iyi anlaşılsın diye 1928'de toplanan 3.Enternasyonelde Troçkiye yönel
tilen eleştirilerin bir bölümünü buraya aktaracağım.

" Şimdi ikinci esas soruna gelelim :Sömürgelerde burjuva-demokratik devrim sorun
larına .........
Eğer burjuva-demokratik devrimin sorunları,sosyalist-proleter devrime geçiş döne
minin sorunları olarak incelenirse,ilk olarak Çin devriminin deneyimleri incelenme
lidir.Bu bağlamda,Çin Komünist Partisi yönetiminin burjuva-demokratik devrimi de
ğerlendirmesinde iki tarihi hata yaptığı belirtilmlelidir.Parti yönetiminin hataları Sun
Yat Senizm bayrağı altında yelken kırdı;ikinci dönemde ise sürekli devrim bayrağı
altında,AMA MARX VARİ DEĞİL,BİLAKİS TROÇKİ VARİ(altını.b.ç.)
................
Bu iki hatanın ortak bir yanı vardır.Sun Yat Sen dönemi ile Troçki tipi sürekli devrim
döneminin ortak yanı şudur:Her iki dönemde de Çin parti yönetimi devrimin (bir aşa
madan diğerine çn) dönüşmesini gözden kaçırmıştır; öyle ki,birinci dönemde,genel ulusal devrimin-devrimin bu ikinci aşaması geldiği halde-burjuva demokratik devrime
geçişini görememiştir;ikinci dönemde ise,parti yönetimi,burjuva-demokratik devrim
henüz bir sonraki aşamaya geçmediği halde,Sosyalist-proleter devrim döneminin
artık geldiğini zannetmiştir.Yani ikisinin de ortak yanının,bir dönemin atlanması
olduğu ortadadır.
........
KEYK IX.plenum kararı,Çin bağıntısında sürekli devrim teorisini şu tarzda mahkum
etmiştir :
" Çin'de devrimin şimdiki dönemi,burjuva-demokratik devrim dönemidir...Çin devrimi
nin şimdiki aşamasını daha şimdiden bobyalist devrime dönüşmüş olan bir devrim
olarak karakterize etmek yanlıştır.AYNI ŞEKİLDE BİR SÜREKLİ DEVRİM OLARAK
KARAKTERİZE EDİLMESİ DE YANLIŞTIR(a.b.ç.) Burjuva-demokratik devrim aşama
sını atlama doğrultusunda bir eğilimin benimsenmesi,aynı zamanda devrimin bir sü
rekli devrim olarak değerlendirilmesi,1905 yılında Troçki'nin yaptığına benzer bir hatadır.Soruna böyle bir yaklaşımla yarı-sömürge bir ülkedeki bir devrim olarak Çin
devriminin en büyük ulusal özelliği de dıştalandığından,bu hata daha da zararlıdır."
Yanlış olan kendi başına sürekli devrim teorisi değildir.Eğer onu Marx ve Lenin'in
ortaya koyduğu şekilde kavrarsak,yani devrimin en radikal sonucuna kadar götürül
mesi için mücadele etmek,bir sınıftan diğerine,daima en radikal ve en ilerici olanın
proleterya diktatörlüğü inşa edilene kadar iktidarı ele geçirmesi için mücadele et
mek şeklinde kavrarsak.İŞTE MARX VE LENİN'İN TEORİSİNDE SÜREKLİLİK
BUDUR ( a.b.ç.) Ama bu sürekli devrim teorisi ,bir aşamanın atlanması ,burjuva-
demokratik devrim aşamasının yadsınması ile bağlanırsa ve Lominadze yoldaş tarafından yapıldığı gibi,sürekli devrim teorisi artı sosyalist-proleter devrim konursa
bu,Troçki'nin 1905'te yaptığına benzer bir hatadır. " (uluslararası komünist hareket
Belgeleri :6, 3.ENT.DEVRİM AŞAMALARI ,Dönüşüm Yayınları S.113,114,115)

Lenin 1920 ve 1921'de de, "Tek başına yapamayız" diyordu!

19 Mayıs 2010, yazan Serdal Tümkaya,
Yorum no: 3381

Sayın Maden, Lenin'in 1919'da eski fikirlerinden vazgeçtiğini, özeleştiri yaptığını ve ardından "tek ülkede sosyalizmin kurulamayacağı" fikrini terkettiğini söylüyor. Kendisi daha önce bu meselenin ta 1915'te Lenin ve Troçki arasında bir zıtlık yarattığını iddia etmişti. Şimdi tarih dört sene ileri alındı. Sorun etmiyorum... Bakalım Lenin 1919 ve sonraki yıllarda gerçekten yaklaşımını değiştirmiş mi. Şimdiden söyleyeyim: Hayır! İşte size "hain" Troçki'den bir Lenin derlemesi. Eğer alıntılar uydurma denilirse, lütfen yazın yarım saate Collected Works'ten onaylatalım. Madem ki, 1924 Ocağı'nda dünyaya gözlerini yuman Lenin ve 1927'de partiden ihraç edilen Troçki arasındaki tartışma için 1928 tarihli Komintern kararlarına gidiliyor, biz de Troçki'nin 1928 tarihli bir çalışmasından cevap verelim. 
 
Troçki, Lenin'in ve kendisinin "Tek Ülkede Sosyalizm" tartışması ile ilgili neler yazdıklarını derleyip toparlamış. Çalışma 1928 yılına ait. Çalışmanın benim yararlandığım ilk bölümü şu linkte bulunabilir: 
 
Bu alıntılarla iki temel şeyi hedefliyorum. Net olması için baştan yazıyorum. İlki Lenin'in, örneğin 1917 Şubatı ile 1921 Temmuzu arasında söyledikleri arasında tam bir süreklilik bulunduğunu göstermektir. 1919 yılı, bilebildiğim kadarıyla, 1917 ile 1921'in tam ortasındadır. Eğer bu alıntılar Lenin'in 21 ve 17 pozisyonlarının aynılığını, 1917-18-19-20-21 tarihli yazılarıyla destekleyeceğimiz gibi, gösterebiliyorsa 1919 yılında Lenin'in fikrini değiştirdiği savının hayal ürünü olduğu ispat edilmiş olacaktır. İkincisi, belki bir nebze olsun, Lenin ve Troçki arasındaki ortaklık ve farklılıkları inceleyebilmek için, okunması gerekli temel eserlerin tam da Lenin ve Troçki'ye ait olanlar olduğunu hatırlatmayı başarabilmektir. 
 
Başlayalım: 
 
Kırmızılar her zaman bana, Serdal Tümkaya, aittir. Lenin Alman devrimine hayati bir rol atfetmiştir. Ünlü Brest-Litovsk tartışmalarında Lenin ve Troçki arasında geçici bir fikir ayrılığı yaşanmıştır. Nedeni tam da bu ikisinin Alman devrimine verdikleri önemdir. 1915'te de böyleydi, 1921'de de... 
Lenin, 7 Mart 1918’de, Brest-Litovsk barışı sırasında şunları söylemiştir:

“Bu bize bir derstir, çünkü Almanya’da bir devrim olmaksızın yok olacağımız mutlak gerçektir.” [Lenin, Eserler, Cilt XV, s.132, Rusça (eski) baskı]

 
Alttaki fikrin nedeni açık olmalı. Önce şunu hatırlatmalıyım: Mesele askeri müdahale değildir. Hiçbir ülke boşlukta yaşamaz. Uluslararası işbölümünün gerekleri, sizin genç proleter iktidarınızın içerde neler yapacağını da koşullandırır. Dünya emperyalizmi denilen, böylece, aslında dünya pazarı ve bu pazarda ileri kapitalist ülke sermayelerinin egemenliğidir. Kısacası, mesele Rusya'nın iç güçleri, köylünün durumu, devrime duyulan sarsılmaz inanç, tam bir kararlılık ve gerçek bir devrimcilik meselesi değildir. Mesele tümüyle, sermaye hareketlerinin yasalarından kaynaklanmaktadır. İşte Marx, Engels, Lenin, Stalin (1924) ve Troçki'nin tek ülkede sosyalizmin zafere ulaşamayacağı savında ortaklaşmaları, üretimin maddi koşullarından ileri gelir. (örn. ucuz mallar, emperyalist ordulardan daha etkilidir.)    
Bir hafta sonra şöyle demiştir:

“Dünya emperyalizmi, ilerleyen muzaffer bir toplumsal devrimle yan yana yaşayamaz.” [age, s.175]

 
İşte diyalektik düşünmenin ustası Lenin! Gerilik proleter devrimin olanağını yaratan koşullardan birisiydi; ancak tam da bu gerilik, genç proleter iktidarı ileri ülkelerdeki devrimler tarafından desteklenmek zorunda bıraktı. Kısacası, Troçki'ye atfedilen "Rusya geri olduğundan sosyalizm inşa edilemez" hikayesi, tam bir kara cehalete işaret etmektedir. Hem Troçki hem de Lenin geriliğe, iktidarı ele geçirmeyi kolaylaştıran, ancak ele geçirilen iktidarın elde tutulabilmesini zorlaştıran bir olgu olarak bakmışlardır. 
Birkaç hafta sonra, 23 Nisanda Lenin şunları demektedir:

Geriliğimiz bizi ileri itti ve eğer diğer ülkelerin ayaklanan işçilerinin güçlü desteğiyle karşılaşana kadar dayanamazsak yok olacağız.” [age, s.187, vurgu bizim]

 
Aşağıdaki pasajda, Lenin bir kere daha olağanüstü öngörü yeteneğini sergiliyor. Kapitalist dünyanın kuşatması altında, SSCB'de proletaryanın iktidarını koruyamayacağını haber veriyor. Dahası, SSCB tek iken değil, koca bir blok iken dağılıyor. Lenin bir kere değil, iki kere haklıdır. Sen çok yaşa Yoldaş Lenin!
Ama belki de bu, tümüyle Brest-Litovsk krizinin özgün etkisi altında söylenmişti? Hayır! Mart 1919’da Lenin tekrar şunları söylemektedir:

Biz yalnızca bir devlette değil bir devletler sisteminde yaşıyoruz ve Sovyet Cumhuriyeti’nin herhangi bir zaman dilimi için emperyalist devletlerle yan yana varolması tasavvur edilemez bir şeydir. Sonunda biri ya da öteki muzaffer olmak zorundadır. [Eserler, Cilt XVI, s.102]

 
İşte tam da 7.4.1920'de söylenenler, yani asla unutulmaması gerekenler, SSCB'de unutturuluyor.Asıl tehlike askeri değil, tümüyle ekonomiktir. Nitekim, askeri gücün ana kaynağı da, son tahlilde, üretici güçlerin gelişkinlik düzeyidir. Lenin bunu çok iyi biliyor. Hep bu temel düşünceden hareket ediyor: 1915'te de, 17-18-19-20-21-22'de de!
Bir yıl sonra, 7 Nisan 1920’de Lenin tekrarlar:

Kapitalizm, uluslararası ölçekte alınırsa, şimdi bile, yalnızca askeri anlamda değil, ekonomik anlamda da, Sovyet iktidarından güçlüdür. Bizler bu temel düşünceden hareket etmeliyiz ve bunu asla unutmamalıyız. [Eserler, Cilt XVII, s.102]

 
Kasım'da Lenin savaşa yalnızca ara verilebileceğini söylüyor. Bir tarafın ölüm ilanı okunana kadar tehlikenin sona eremeyeceğine işaret ediyor. 1989-91'i öznel faktörlerle açıklayanlara duyurulur: Lenin tam da tersini düşünüyor.  
27 Kasım 1920’de, Lenin, ödünler sorununa değinirken, şöyle demektedir:

Şimdi, savaş arenasından barış arenasına geçtik ve savaşın tekrar geleceğini unutmadık. Kapitalizmle sosyalizm yan yana durdukça, bizler barış içinde yaşayamayız; sonunda biri ya da öteki muzaffer olacaktır. Ya dünya kapitalizminin ölümü ya da Sovyet Cumhuriyeti’nin ölümü üzerine bir ölüm ilânı okunacaktır. Şu anda yalnızca savaşa ara vermiş durumdayız. [age, s.398]

Ama belki de Sovyet Cumhuriyeti’nin devam eden varlığı, Lenin’i, “hatasını kabul etme”ye ve Ekim Devriminin “iç gücüne güven eksikliğinden” vazgeçmeye sevk etmiştir?

 
 1921'de (1919'dan sonra yani!) Lenin, kapitalist kuşatma altında sürdürülen varlığın "şüphesiz büyük bir zaman dilimi için" olmayacağını söylüyor. Açık değil mi?
Temmuz 1921’de, Komintern’in Üçüncü Kongresinde, Lenin, Rusya Komünist Partisinin taktikleri üzerine tezlerde şunu bildirir:

Her ne kadar aşırı derecede güvenilmez ve kararsızsa da, sosyalist cumhuriyetin kapitalist kuşatma altında varlığını sürdürmesini olanaklı kılan –şüphesiz büyük bir zaman dilimi için değil– bir denge yaratıldı.

 
Senelerden 1921, uluslararası bir devrim olmaksızın, "Proleter bir devrimin zaferi olanaksızdır" diyor Lenin. Ve hala Lenin'in 1919'da fikrini değiştirdiğine inanmamız bekleniyor. Lenin'in yazdıklarına mı, yoksa Sayın Maden'in iddialarına inanalım? Ben, Lenin'i tercih ediyorum.
Tekrar, 5 Temmuz 1921’de, Lenin Kongre oturumlarından birinde doğrudan şunu ifade etmiştir:

Bizim için açıktır ki, uluslararası dünya devriminin yardımı olmaksızın, proleter devrimin bir zaferi olanaksızdır. Devrim öncesinde bile, sonrasında olduğu gibi, devrimin diğer geri ülkelerde ve daha yüksek derecede gelişmiş ülkelerde, ya acilen ya da en azından çok yakında meydana geleceğini, aksi taktirde yok olacağımızı düşündük. Bu kanıya rağmen, Sovyet sistemini her koşul altında korumak için elimizden geleni yaptık, çünkü biliyoruz ki, yalnızca kendimiz için değil, aynı zamanda uluslararası devrim için çalışıyoruz. [Eserler, Cilt XVIII, kısım 1, s.321]

 
Özetle, bu yazıda bilerek ve isteyerek Lenin'in CW'sinden cilt ve sayfa numarası vermedim. Metindeki referanslar Troçki tarafından belirtildi. Rusça eski bir basımdandırlar. Böyle yapmakla belki Sayın Maden'i doğrudan Lenin (özellikle 1919 ve sonrasını) ve Troçki (herhangi bir eseri)'nin kendisini okumaya teşvik edebilirim. Kuşkusuz Sayın Maden diyecektir ki, "Saygısızlık yapma! Ben zaten okudum Lenin'i." Öyleyse yukarıdaki pasajlar dikkatinizden kaçmış olmalı. Bilgilerinize arz ederim.
 

 

Tek ülkede sosyalizmin zaferi

19 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3382

Tek ülkede sosyalizmin utkusu sorunu ile sürekli devrim sorunu aynı şeyler değildir.ALINTILARINIZ GENEL OLARAK " Tek ülkede sosyalizmin utkusu "
sorununa ilişkindir.Dikkat etmenizi rica ediyorum.
Aynı zamanda neyi ispat etmek istediğin de açık değil.1919 VEYA 1924 bu
Troçkiyi kurtarmaya yetmiyor düşüncesindeyim.Bu tarih sorunu, benim için hiç de ilkesel öneme haiz olmayan ikincil bir mesele.BİR ENTELLEKTÜELİZM sorunu
Sizin ikincil öneme ilişkin birtakım iddialarınız da var.
Siz,Troçkinin 1.elden okunmadığını ve hep alıntılara dayanılarak değerlendirilmeye
çalışıldığı(Tüm devrimci ve demokrat genellemesi yapılarak) iddiasında da bulunuyor
sunuz.Bu ispatlanması güç bir iddia. Çünkü troçkinin hangi kitapları na kadar
satıldı üzerine bir anket yapılmadı.Ancak Troçki'ye 1990 sonrası yani SB.''nin
çöküşünden sonra olağanüstü bir ilginin olduğu hatta 4.ent.görülmemiş bir şekilde
örgütlenmeye gittiği gerçeği var.
İspatlayamıyacağınız şeyler üzerine kağıttan şatolar kurmaktan vazgeçiniz.

Yine şöyle yazıyorsunuz : "evet aynılaştırıyorum ve kafa karışıklığına neden
olabiliyorsam onur duyarım.
Devrimin sürekliliği sorunu Marx-Engels'te şöyle :
"Sosyalizm yapılan devrimin süreklilik anlatımıdır.sınıf diktatörlüğü ;sınıflar arasın
daki bütün farkların,bu kaynağı meydana getiren bütün üretim ilişkilerinin ortadan
kaldırılması;işte bu toplumsal ilişkilerden çıkan bütün düşüncelerin değiştirilmesi
için gerekle b.ir geçiş aşamasıdır."(Max;Engels werke B.7. S.89, Dietz verlag)

" Mücadeleden sonra aldatılmak istemiyorsak,herşeyden önce işçiler,bağımzsız
ve gizli bir örgüt (Bund-parti) YARATMALIDIR." (aynı eser sayfa 247)
demekki Marx ve Engels sürekli devrimin ilk şartı olarak bağımsız ve gizli bir
partinin varlığını ilk şart olarak ortaya koyuyorlar Troçki de bu anlayış da muğlaktır.

Marx,Engels,Lenin deki sürekli devrim anlayışı ile Troçkinin sürekli devrim anlayışı
nın aynı olmadığı tartışmasında bunun açımlamasını 3.Ent. örnek vererek de yapmış
tım.Tartışma bu alanda olmalı iken "HEPSİ AYNI ŞEYİ YAZDILAR VB." tartışması
hiç de yararlı değil.

Kafa karıştırmak sorununda da ARKADAŞIMIZ YANLIŞ BİR POZİSYONDA KONAK
LIYOR. Şöyleki,biz karışan kafaları açmaya,düzeltmeye çalışıyorken Serdal
arkadaşımız tam tersini yapıyor, "kafa karıştırmaktan onur duyuyor."

Lenin "İki Taktik " broşüründe şöyle yazıyor :
"RSDİP'in 3. kongresi,bu sorunlara kesin bir açıklıkla yanıt vermiş ve bu değişikliğin
neler olacağı konusunda eksiksiz bir program çizmiştir.-partimizin asgari programı-
ama " komün " sözcüğü,bunlara hiçbir yanıt getirmiyor;bu tıntın öten bir tümceci
gin,ya da boş laf kalabalığının ötelerden gelen yankısıyla halkın KAFASINI KARIŞTIR
MAKTAN (a.b.ç.) başka birşey değildir.(Lenin,Dem.Devrimde S.Dem.İki Taktiği
Ser yay.s.93)Birisi onur duyuyor,diğeri halkın kafası karışacak diye ürküntü duyuyor,hayıflanıyor.
Aradaki fark budur.
Bu ilk tavırlarım oluyor.Önemle Lenin'in mektubu üzerine olan yazılarımı Stalin sorunu
nu tartıştığım yerde kendi bakış açımla değerlendireceğim
selam ve saygılar MADEN

Sayın Maden, siz R.S.D.İ.P'i yasal parti mi sanıyorsunuz?

19 Mayıs 2010, yazan Serdal Tümkaya,
Yorum no: 3383

Maden: "Marx ve Engels sürekli devrimin ilk şartı olarak bağımsız ve gizli bir
partinin varlığını ilk şart olarak ortaya koyuyorlar Troçki de bu anlayış da muğlaktır." Troçki, RSDİP üyesiydi. RSDİP ise yasal bir parti değildi. Bunu çok iyi bildiğini tahmin ettiğim Sayın Maden, nasıl oluyor da Troçki'de gizli ve bağımsız parti fikrinin muğlak olduğunu iddia edebiliyor?

 

Troçkizm ve parti

19 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3384

Bir önceki yazımda açımlama yapmadan,kısa bir alıntıyla Troçkinin " parti " anlayı
şını betimlemeye çalışmıştım.Sa dece betimlemeye çalışmışmıştım çünkü ASIL
tartıştığımız konuya ilişkin değildi.Bu şekilde anlatmak istediğimin yalnızca bir
" istem" de kalması da kaçınılmaz oldu.Bu küçük zaafı, başkalarının,bilinçli olarak
kullanabileceklerini nerden bilebilirdim.Yine de Troçki'ye parti bağlamında yöneltti
ğim eleştiri,Legalite-illegalite bağlamında değil,ML PARTİ anlayışındadır.
ML PARTİ ,ML'i savunanlar için ilk esastır.Olguya bu pencereden bakmak gerekiyor.
Bugün ML partiye ilişkin teoriler tam kavranmış bile değildir.Her örgüt ML Parti an
layışını kendi teori-pratik pencerelerinden yansıtıyor.Bir ML ÖRGÜT ama nasıl ?
İşte konuya böyle yaklaşıldığında küçük burjuva IRONİ'lerinin sorumsuz ve ciddiyetsiz
liğin bir dürtüklemesi olarak algılıyorum.

Bu konuya bakmak istersen uzağa gitmeyeyim İnternetten
(P.Frank,Die 4.Internationale ) olarak indir.

Troçkizm partiyi mutlak gereklilik olarak görmez.
Partiyi irade birliği olarak görmez.Karşıt görüşlerin SINIRSIZ ca tartışıldığı bir
tartışma kulübü olarak değerlendirir.Partide hizip özgürlüğü esastır.
Dünya devrimini programındaki tek alternatif olarak gördüğü için bir dünya
partisini öngörür.Selam ve saygılar Maden

Tek ülkede sosyalizmin zaferi, t ülkede sosyalizmin kesin zaferi

23 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3414

Bu tartışmayı aslında noktalamak istiyordum.Durum şunu gösteriyor ki yayınlanması olanaklı olursa, daha uzun süre bu konu çerçevesinde tartışılacak,tartışacağım.
Ben,daha önceki bir makalemde Yöntem sorununa değinmiştim.Görüyorumki bu ko
nuda Serdal arkadaşımıza fazla bir yardımım olamamış.Üzgünüm.
Serdal arkadaşımız şöyle yazıyor:
" Sayın Maden,Lenin'in 1919'da eski fikirlerinden vazgeçtiğini,özeleştiri yaptığını ve
ardından " TEK ÜLKEDE SOSYALİZMİN KURULAMIYACAĞI (a.b.ç.) fikrini terket
tiğini söylüyor.
Sırasıyla gidiyorum.Şimdi benim yazdığıma bakalım :
"Stalin Ve Troçki " başlığını taşıyan makalemde şöyle yazıyorum :
(..Lenin ekim devrimi ertesi kendi pratiklerinden de gördüler ki emperyalizm önce gelişmiş Batı Avrupa ülkelerinden değil,Rusya gibi,Batı Avrupa ile kıyaslanamayacak
bir gerilikte olan bir ulus'da kopabiliyormuş.Lenin ile Stalin bu yanlışlarını hemen
düzelttiler.Gerçi ne Lenin ne de Stalin bu yanlış anlayışa ilişkin bir teori,bir kroki
geliştirmemişlerdir.)
Burda, ben, TEK ÜLKEDE SOSYALİZMİN UTKUSU sorununu tartışmıyorum. tartış
tığım,EMPERYALİZMİN EN ZAYIF HALKASINDAN KOPACAĞI, ML tezine ilişkin.
Serdal, benim söylemediğimi resmen bana söyletiyor. Bir yeldeğirmeni yaratıyor
ve saldırıyor.

Serdal eleştirisine devam ediyor,şöyle yazıyor :
" Kendisi daha önce bu meselenin ta 1915'te Lenin ve Troçki arasında bir zıtlık
yarattığını iddia etmişti.Şimdi tarih 4 sene ileri alındı. "
"Tek Ülkede Sosyalizmin Utkusu " anlayışı bakalım Lenin'de ne zamandan beri var :
23 Ağustos 1915' te Lenin,"Avrupa Birleşik Devletleri Şiarı Üzerine " adlı makalesinde
Şöyle yazıyor :
"...Dünya Birleşik Devletleri Şiarı ise pek doğru değildir,çünkü birincisi sosyalizme
tekabül eder;ikinci olarak ,bu şiar TEK ÜLKEDE SOSYALİZMİN İMKANSIZLIĞI
(a.b.ç.)yönünde ve böyle bir ülkenin diğer ülkelerle ilişkileri hususunda yanlış düşün
celer yayabilir."(Lenin ,Secme eserler,cilt 5 sayfa 151 inter yay)
Yoruma gerek yok.

Serdal devem ediyor,Şöyle yazıyor :

" 7 mart 1918'de Brest-Litovsk barışı sırasında şunları söylemiştir:
"Bu bize bir derstir.Çünkü Almanya'da bir devrim olmaksızın yok olacağımız mutlak
gerçektir."
Bu alıntı ,' tek ülkede sosyalizmin utkusu' tezini dıştalayan bir görüş değildir.Çünkü
Lenin bu tahmini yürüttüğünde zaten Rusya'da SOSYALİZM UTKU KAZANMIŞTIR.
Lenin'in burada tartışmaya soktuğu,artık Sosyalizmin NİHAİ utku'suna ilişkin görüş
lerdir.Aynı zamanda o anki Rusyanın içinde bulunduğu gerçeklere ilişkin yapılan
bir ön tahmindir.Evrensel özelliği,teorik özelliği yoktur.
Lenin'in böyle karanlık betimlemeler çizmesine neden olan da yine Troçki'nin ta ken
disidir.
Troçki o sıralarda dış işleri bakanı . Almanları oyalıyor biteviye, ve antlaşmayı bir
türlü imzalamıyor.Türlü olanaksızlıklar içeriside olan ve asla savaşacak gücü kalma
mış,neredeyse tükenmiş bir uluslar topluluğunun tüm geleceğini aptalca rizikoya
atıyor.

"Troçki,Brest-litovsk'da Alman ihtilalinin patlak vereceğini umut ederek,görüşmeleri uzatıp duruyordu.....
Troçki,Merkez Komitesini,ihtilalci savaş lehine oy vermekten vaz geçerek kendi formülünü kabüle ikna etmişti.Troçki'nin kendi formülü " Ne savaş ne de barış" tı.
olaylar,pek az zaman sonra bu formülün gerçeklerden kaçan bir nitelik taşıdığını
gösterdi.(Stalin,Isaac Deutscher,S.276,Ağaoğlu yayınevi )
Durum bu.
Tek ülkede sosyalizmin zaferi(utkusu) tek ülkede sosyalizmin kesin zaferi üzerine
Stalin Leninizmin Sorunları yapıtında bu konuyu şöyle açımlıyor :
" Leninizmin ilkeleri broşüründe(nisan 1924,Birinci baskı) birtek ülkede sosyalizmin
zaferine ilişkin iki formül vardır.Birinci formül şöyledir:
"Eskiden devrimin birtek ülkede başarıya ulaşması olanaksız sayılmaktaydı.Çünkü burjuvaziyi yenmek için bütün ileri ülkelerin ,hiç değilse bu ülkelerin çoğunluğunun
proleteryanın,ortak eyleminin gerekli olduğuna inanılıyordu.Şimdi bu görüş artık ger
çeğe uymamaktadır.Şimdi devrimin bir tek ülkede zaferini olanak dahilinde görmek
gerekir.......
Bu tez tamamıyle doğrudur ve hiç bir yorumu gerektirmez.Bu tez,öbür ülkelerde dev
rim başarıya ulaşmadan,proleteryanın bir tek ülkede iktidarı ele almasını bir hayal olarak kabul eden sosyal demokratların teorisine karşı yöneltilmiştir.
Ama Leninizmin ilkeleri broşüründe bir ikinci formül daha vardır.Bu formülde şöyle denilmektedir :
' Bir tek ülkede burjuva iktidarını devirmek ve proleterya iktidarını kurmak demek,
henüz sosyalizmin TAM ZAFERİNİ SAĞLAMAK DEMEK DEĞİLDİR (a.b.ç.)
Sosyalizmin başlıca görevi -Sosyalist üretimin örgütlendirilmesi- henüz geleceğin
sorunudur.Bu sorun çözüme bağlanabilir mi,birçok ileri ülkenin proleterlerinin ortak
çabaları olmadan bir ülkede sosyalizmin KESİN (a.b.ç.) zaferine ulaşılabilir mi ? Ha
yır,ulaşılamaz,burjuvaziyi devirmek için bir tek ülkenin çabaları yeter,devrimimizin
tarihi buna tanıklık eder.Sosyalizmin kesin zaferi için,sosyalist üretimin örgütlendiril
mesi için bir tek ülkenin özellikle Rusya gibi bir köylü ülkesinin çabaları yetmez.; bunun için birçok ileri ülke proleterlerinin çabaları gerekir.(Leninizmin İlkeleri 1.baskı)
Bu ikinci formül,öbür ülkelerde zafer olmadan bir tek ülkede proleterya diktatörlü
ğünün "tutucu Avrupaya"karşı koyamıyacağını söyleyen Leninizm eleştiricilerinin,
Trotskistlerin iddialarına karşı ileri sürülmüştü.
İşte bu ölçüde-ama ancak bu ölçüde-bu formül ,o zaman (Nisan 1924)yeterliydi
ve kuşkusuz belirli bir yararı oldu.(Leninizmin Sorunları,Almanca -Fragen des Leninismus,Dietz Verlag ,Berlin 1951 )

Serdal'ın Troçkiye dayanarak ispatlamaya çalıştığı olguları Stalin işte berrak bir
şekilde açımlıyor .

Saygılar Faruk Maden

"

23 Ağustos 1915'te Lenin ne demişti

23 Mayıs 2010, yazan Serdal Tümkaya,
Yorum no: 3417

Sayın Faruk Maden'den aktarıyorum: "Burda, ben, TEK ÜLKEDE SOSYALİZMİN UTKUSU sorununu tartışmıyorum. tartıştığım,EMPERYALİZMİN EN ZAYIF HALKASINDAN KOPACAĞI, ML tezine ilişkin. Serdal, benim söylemediğimi resmen bana söyletiyor. Bir yeldeğirmeni yaratıyor ve saldırıyor." Sayın Maden, bu dediğinizi Ekim öncesinde de, pek çok Rus ve Avrupalı Marksistinin makalelerinde bulabilirsiniz. Ancak size kalırsa, "Lenin (ve Stalin) ekim devrimi ertesi kendi pratiklerinden de gördüler  ki emperyalizm önce gelişmiş Batı Avrupa ülkelerinden değil,Rusya gibi,Batı Avrupa ile kıyaslanamayacak bir gerilikte olan bir ulus'da kopabiliyormuş."

Lenin'in Ekim devriminin ertesinde "bu" yanlış anlayışını düzelttiğini de eklemiştiniz: "Lenin ile Stalin bu yanlışlarını hemen düzelttiler.Gerçi ne Lenin ne de Stalin bu yanlış anlayışa ilişkin bir teori,bir kroki geliştirmemişlerdir." Peki öyleyse, Lenin nasıl oluyor da 1915'te de aynı şeyi, hatta daha da fazlasını söyleyebilmiş ki! 1915 benim bilebildiğim kadarıyla 1917 yılından önce geliyor. Zamanda geriye gidiş henüz başarılamadığına göre, şunu nasıl açıklayacaksınız: Lenin, 1915'te bırakın tek ülkede siyasal iktidarın fethini, aslında tek ülkede sosyalizmin bile utkusunun olası olduğunu iddia etmiş; ancak, Lenin 1917 Ekimi'nden sonra zincirin en zayıf halkadan kopabileceğini farketmiş! Demek ki, sayın Faruk Maden'in akıl  yürütmesini veri alırsak, Lenin'e göre, zincir kopmasa da tek ülkede sosyalizm utkuya ulaşabilir! Şaka mı bu?

Sayın Faruk Maden'in "yoruma gerek yok" dediği (Lenin'in makalesindeki) ifadenin hemen altını ve üstünü aktarıyorum:

"A United States of the World (not of Europe alone) is the state form of the unification and freedom of nations which we associate with socialism*—about the total disappearance of the state, including the democratic. As a separate slogan, however, the slogan of a United States of the World would hardly be a correct one, first, because it merges with socialism; second, because it may be wrongly interpreted to mean that the victory of socialism** in a single country is impossible, and it may also create misconceptions as to the relations of such a country to the others.

"Uneven economic and political development is an absolute law of capitalism. Hence, the victory of socialism* is possible first in several or even in one capitalist country alone. After expropriating the capitalists and organising their own socialist*** production, the victorious proletariat of that country will arise against the rest of the world—the capitalist world—attracting to its cause the oppressed classes of other countries, stirring uprisings in those countries against the capitalists, and in case of need using even armed force against the exploiting classes and their states. The political form of a society wherein the proletariat is victorious in overthrowing the bourgeoisie will be a democratic**** republic, which will more and more concentrate the forces of the proletariat of a given nation or nations, in the struggle against states that have not yet gone over to socialism. The abolition of classes is impossible without a dictatorship of the oppressed class, of the proletariat. A free union of nations in socialism is impossible without a more or less prolonged and stubborn

struggle of the socialist republics against the backward states."

http://marxists.org/archive/lenin/works/1915/aug/23.htm [CW, V.21, pp.339-43]

* Bu cümlede "socialism" sizce hangi anlamda kullanılmış? Lenin neye itiraz etmektedir. Şuna: Avrupa, kapitalizm altında (verili ekonomik durum baz alınırsa) birleşemez. Troçki aksini söylemiyordu Sayın Maden. Lenin diyor ki, Avrupa halkları (tüm dünya halklarıyla birlikte) ancak sosyalizmin bayrağı altında birleşebilir. Lakin bu durumda ise, dünya sosyalizminde bahsederiz. O vakit ise "cumhuriyet" dahil herhangi bir devlet biçiminden söz edilemez. İşte size "yoruma gerek yok" denilen makalenin gerçek içeriği.

** Ya burada? (victory of socialism): Proletaryanın, kapitalistleri iktidardan defetmesi: proleter devrim...

*** Peki burada? (socialist production): Üretim araçlarında devlet mülkiyetine geçilmesi, dış ticaret tekeli ve merkezi planlama. Bunlar olmadan "socialist production" olamaz. Fakat, bunlar "socialist production" demek değildir; ama onun maddi ve zorunlu temelleridir.

**** Kabaca özetlersem: "Muzaffer proletaryanın iktidarı (-nın siyasal formu), bir demokratik cumhuriyet olacaktır." Demokratik cumhuriyet istemi, burjuva devriminin görevlerinin tamamlanmamışlığına işaret eder; sosyalizmin zaferine değil. Ancak, bu eksik kalmış görevler, Rusya'da sadece proleter bir iktidarda tamamlanabileceğinden, demokratik bir cumhuriyetin kurulabilmesi ile, proletaryanın zaferi ve sosyalist inşanın başlaması aynı anlama gelmektedir. Söylenen budur.

 

Serdal'ın Anlamak İstemedikleri

29 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3472

Hep baş'a dönmek gereğini duyuyorum.Çünkü yanıtlanması gerekli,tartışmasını yapıp
sonuca ulaşmadan sessiz kalınan noktalar var.Tavır takınmak gerekiyor.
Serdal arkadaş " Stalin 1924,Stalin 1926 Ve Sonrasına Yanıt Veriyor "başlığını
taşıyan yazısında hemen girişte benden alıntı veriyor alıntı şu :
( Maden alıntılamış : " Lenin'e göre devrim, güçlerini,herşeyden önce Rusya'nın işçileri ve köylüleri arasından sağlar.Oysa Trotsi'ye göre,gerekli güçler,SADECE 'pro
leteryanın dünya devrimi alanından ' sağlanır.
Ama dünya devrimi gecikirse ne yapılacak ? O zaman devrimimiz için bir umut ışığı kalıyormu ? )
Şimdi soruyorum: Burada TARTIŞILAN NE ?
Burada tartışılan alıntıdan da görülebileceği gibi Rus devriminde İTTİFAKLAR sorunu.
Lenin'e göre,proleterya diktatörlüğünün temeli olarak,proleterya ile köylülü
ğün emekçi kitlelerinin İTTİFAK' ı gerekiyor.Troçki'ye göre ise,böyle bir ittifak gerçek
leşemez, çünkü,Proleter öncü ile köylülüğün büyük kitleleri arasında düşmanca çatışmalar olacaktır.İKİ LİDER VE TABAN TABANA ZIT, İKİ YORUM.
Serdal arkadaş Benim tartışma olarak ortaya koyduğum bu soruna bakınız nasıl
tavır takınıyor :Serdal yazıyor :
"Cevap bizatihi Stalinden (neyin cevabıysa artık-ben-) önce değişik çeviri ve edisyonla
rı sıralıyalım." serdal bu çeviri ve edisyonları sıraladıktan sonra saadete geliyor ve
İnter yayınlarından şu alıntıyı veriyor :" Ama bir tek ülkede burjuvazinin iktidarını devi
rip proleteryanın iktidarını kurmak,henüz sosyalizmin tam zaferini güvencelemek değildir.Muzaffer ülkede,kendi iktidarını pekiştiren ve köylülüğe önderlik eden prole
teryanın,sosyalist toplumu inşa etmesi mümkündür ve zorunludur.Ama bu,onun böy
lece sosyalizmin eksiksiz,KESİN ZAFER(a.b.ç.)ini başarabileceğimi demektir."
Serdal'ın, Stalin'in " leninizmin Sorunları adlı yapıttan verdiği bu alıntı Sosyalizmin
ZAFER' ine giden yolda kiminle ittifak yapılacağını ele almıyor,Sosyalizmin KESİN
zaferi'nin sağlanabilmesi için gerekli olanların neler olduğunu açıklıyor.Serdal ile ayrı
diller'i konuştuğumuz kesin.Serdal ,Stalin'in şu tümcelerine sığınarak, benim tartıştı
ğım sosyalist devrime giden yolda'ki işçi-köylü Leninist ittifak gerçeğini , Sosyaliz
min kesin zafere ulaşabilmesi için nasıl bir ittifak'ın ve nasıl bir durum'un gerektiği
sorununa çeviriyor.Serdal'ın,Stalin'e sığınmaya çalıştığı bölüm şu :
"Yani bu,proleteryanın YALNIZCA BİR ÜLKENİN GÜÇLERİYLE (a.b.ç) sosyalizmi
kesin olarak sağlamlaştırabileceği ve ülkeyi müdaheleye karşı ve dolayısiyle bir
restorasyon'a karşı da tamamıyle güvenceleyebileceği mi demektir ? Hayır bu demek
değildir.Bunun için en azından birkaç ülkede devrimin zaferi gereklidir.Bu yüzden
diğer ülkelerde devrimin geliştirilmesi ve desteklenmesi,muzaffer devrimin özsel bir görevidir.Bu yüzden muzaffer ülkenin devrimi,kendini kendi kendine yeterli bir varlık
olarak değil,diğer ülkelerde proleteryanın zaferini hızlandırmanın dayanağı,aracı ola
rak görmelidir "

Stalin'in verdiği "bizzatihi "yanıt bu. Stalin burada sonradan "özeleştiri ile düzelttiği
bu bölümde ,yalnızca bir ülkenin güçleriyle sosyalizmin kesin olarak sağlamlaştırıla
mıyacağını tartışıyor.Lenin ve Stalin'in bu eksiklikliklerini ve yanlışlarını özeleştiri
ile aştıklarını daha önceki yazılarımda belirtmiştim. İşte bu bölümde var o sorun ve
yeni bir başlıkla oraya geleceğim.Maden ,saygılar

Lenin ve Stalin yanlışlarını özeleştiri ile düzeltiyorlar

29 Mayıs 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3474

Ekim devriminin hemen ertesinde yapılan değerlendirmelerde devrimin öncelikle
Batı Avrupa ülkelerinde zafere ulaşacağı,Avrupanın önde gelen emperyalist güçlerinin
devre dışı kalacağı görüşü egemendi.Ancak bu değerlendirme onlar için sistemleşmiş
ve bir İLKE şekline dönüşmüş düşünce değildi.Lenin ve Stalin bu geçici değerlendir
melerini kısa bir süre sonra düzelttiler.Lenin,Komünist Enternasyonal'in 3.Kongresin
de şu değerlendirmeyi yapıyordu :
" Biz zamanında enternasyonal devrimi başlattığımızda bunu ilerlemesine inançlı
olduğumuzdan değil,tam tersine bir sürü ayrıntının bizi bu devrimi başlatmaya
isteklendirdiği için yaptık.Biz düşünüyorduk ki,ya uluslararası devrim yardımımıza
koşar -Zaferimiz o zaman kesindir - ya da yenilgi durumunda bile bu alçakgönüllü
devrimci eylemimiz ,devrime hizmet ettiği için ve tecrübelerimizin başka devrimlere
yararlı olacağı düşüncesiyle yaparız.Uluslararası dünya devriminin desteği olmaksızın
proleter devrimin utku kazanması bizce bilinen birşeydi.Devrimden hemen önce ve
devrimden hemen sonra düşünüyorduk ki ya hemen ya da hiç değilse pek yakında
diğer uluslarda,daha gelişmiş kapitalist uluslarda devrim olacaktır,veya biz mahvola
cağız.Bu düşünceye karşın Sovyet sistemini her koşul durumunda ,ne pahasına olur
sa olsun ayakta tutabilmek için herşeyi yaptık.Çünkü birtek kendimiz için değil
uluslarasası devrim için çalıştığımızın bilincindeydik.Ekim devriminden önce ve sonra
Brest - Litovsk barış antlaşmasını yaparken tekrar tekrar bu inancı dile getiriyorduk.
Bu genellikle doğruydu.
Buna karşın hareket aslında bizim umduğumuz gibi düz bir çizgi izlemedi.Kapitalizm
bakımından en gelişmiş ülkelerde bugüne kadar devrim başlamamıştır..(Kom.Ent
3.Kongresi,1921 Lenin werke ,Band 32.S.502-503,Dietz Verlag )

Lenin,"hareket aslında bizim umduğumuz gibi düz bir çizgi izlemedi " diyerek bir
yanlışlığa parmak basıyor,özeleştiri veriyor.
'Serdal'ın Anlamak İstemedikleri 'başlığını taşıyan yazımda Stalin'den verilen alıntı
nın devamı şöyle :
" Diese zweite Formulierung war gegen die Behauptung der Kritiker des Leninismus,
gegen die Trotzkisten,gerichtet,die erklarten,die Diktatur des Proletariats in EINEM
Lande könne sich nicht "gegen das konservative Europa behaupten "wenn der Sieg
in anderen Landern ausbleibt.
Insofern- aber nur Insofern- war diese Formulierung damals(April 1924) ausreichend
und sie hat zweifelllos einen gewissen Diens geleistet.."(Leninizmin sorunları-
Fragen Des Leninismus,Stalin,Dietz Verlag s.170 ) Türkçe çevirisi özetleşu :
"Bu ikinci formül Leninizmin eleştiricilerine,Troçkistlerin iddialarına :öbür ülkelerde
zafer olmadan ,birtek ülkede proleterya diktatörlülüğünün tutucu Avrupaya karşı koyamıyacağı laf'zına karşı ileri sürülmüştü.
işte bu ölçüde-fakat yalnız bu ölçüde-bu formül nisan 1924'de yeterliydi ,belirli yararları da oldu.
Stalin devem ediyor :
" Fakat sonradan ,bu noktada Leninizme karşı yapılan eleştirilerin üstesinden gelinin
ce ve dıştan bir yardım olmadan.tek ülkemizin olanaklarıyla sosyalist toplumun tam
olarak kuruluşu sorunu gündeme alınınca ikinci formülün açıkça yetersiz olduğu
bundan dolayı DOĞRU OLMADIĞI (a.b.ç.) ortaya çıktı.(aynı yapıt aynı sayfa)
Yazının devaında Stalin neden doğru olmadığını anlaşılır bir şekilde açıklıyor.
Yine Lenin 10.Parti kongresinde şöyle söylüyor :
" Üç yıl içinde,uluslarası devrime güvenmenin ne demek olduğunu-belirlenmiş bir
tarihte bekleme-anlamına gelmediğini kavramayı öğrendik.(Lenin Werke,B.32,S.179)
Evet Lenin ve Stalin SOSYALİST DEVRİM ERTESİ YANLIŞ ANLAYIŞLAŞLARINI
ÖZELEŞTİRİ İLE DÜZELTTİLER.
Uluslararası proleter devrimin utkusu olmadan da geçerli olan slogan ve ilke her
proleter devrimin enternasyonalist anlamda desteklenmesidir.
Lenin ve Stalin'in umdukları Batı Avrupadaki hızlı bir proleter devrim ,Rusyadaki
Proleter devrimin utkusu için önşart değildi.Lenin ve Stalin tespitlerinin ve umdukla
rının yanlışlığını Rusyadaki proleter devrim pratiğiyle gördüklerinde Troçkinin tas
fiyeci sonuçlarına varmadan düzelttiler,Troçki'nin aksine yanlışlarını açıkça kabul
ettiler.Saygılarımla Maden

 

 

AdaptiveThemes