Skip to content

Günün Resmi

Günün Resmi

Georges Seurat - La Grande Jatte'de bir Pazar günü 

1884-86, Tuval üzerine yağlı boya, 205 x 305 cm, Şikago Sanat Enstitüsü, Şikago, ABD

Yorumlar

G. Seurat - Pazar, Pazartesi...

20 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4687

Evet, "lanetli Pazartesi" başladı ama benim aklım Pazar'da kaldı diyenler için, (art) izlenimci ve nokta(lama)cı büyüğümüz Georges Seurat'nın en ünlü resmi gelsin... Meseleyi işsizlik sorunuyla paralel irdelemek isteyenler ise "Güneşli Pazartesiler" filmini izlesin!..

Resim kaynağı: http://julieluongo.files.wordpress.com/2007/12/georges_seurat.jpg 

Velasquez, Vulcan, 'chiaroscuro', Paolo Fresu ve Ralph Towner

16 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4612

İşte olağanüstü güzel bir resim. Dün, Prometheus'u zincire vurarken izlediğimiz "majestelerinin demircisi" Vulcan (bu arada Vulcan yahut Vulcanos adı, daha çok Roma mitolojisinde kullanılıyor, demircinin Yunan mitolojisindeki asıl adı Hephaestos), bu kez atölyesinde ve güneş tanrısı Apollo'nun huzurunda. Ressamımız ise bu site ve dolayısıyla bu köşe ilk yayına başladığında izleyip hayran kaldığımız Velasquez amca. 

Resmin yorumlarında, Apollon'un, Vulcan'ı ziyareti "feci bir dedikodu"ya bağlanmış. Apollo, karısı Venüs ile Mars arasında terso bir ilişki olduğunu yeni öğrenmiş ve lafı hemen Vulcan'a yetiştirmek üzere onu ziyaret etmiş. İkiliyi zincire vurmak için yeni bir siparişte bulunuyor olabilir, orası belirtilmemiş. 

Daha çok, resimdeki güçlü anlatım üzerinde duruluyor haliyle. Atölyede çalışanların işlerini bırakıp anlatılanları dinlemeye koyulması, Vulcan'ın kızgın bakışları ve hatta öfkesinin omuzlarına yayılması, Apollon'un parmağını sallaya sallaya olayı anlatması veeee chiaroscuro!

Peki, nedir bu chiaroscuro? Şirazkuro yahut kiaroskuro şeklinde okunurmuş, okunuşu konusunda kesin bir karara varılamamış, ancak anlamı kesin: Işık ve gölgenin tezat yaratacak şekilde kullanılması. Rembrandt'ın ve Caravaggio'nun resimlerinde doruğa çıkan chiaroscuro,  Velasquez üstadımızda ve bu resmin "gölgeli aydınlığı"nda da ön planda. 

Trompetçi Paolo Fresu ile gitarist Ralp Towner'ın son albümlerinin adı da Chiaroscuro diyerek ve dağıtarak bitirelim o zaman!..

Resim kaynağı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Diego_Velasquez,_The_Forge_of_Vulcan.jpg

Dirck van Baburen- Prometheus'un Vulcan tarafından zincirlenmesi

15 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4574

Geçenlerde, Rubens yayınımızı sürdürürken, biz insanlara ateşi çalıp getiren Prometheus'un cezalandırılışını, karaciğerinin kartallar tarafından parçalanıp durmasını anlatan bir resme de yer vermiştik. Hikayeyi anlatırken, gün gelecek Hercules tarafından kurtarılacak da demiştik. Hikayeyi tamamlamak açısından, bunun bir de öncesi, yani "zincire vurulma bölümü" var diyerek, filmi başa sarıyoruz şimdi. 

Tanrılar bu işi "ekselanslarının demircisi" Vulcan'a yaptırıyorlar tabii ki. Enteresan olan, arkada hain hain sırıtan Mercure. Yorumlarda "merhamet içinde baktığı" söylenmiş, ben bir merhamet göremedim! Üstelik birazdan "işe koyulacak" kartalın pençeleri de sol üst köşede gözüküyor. Nerede merhamet! 

Neyse, ışığın ve gölgelerin kullanımında, Prometheus'un yüzündeki dehşeti veren dramatik anlatımın gücünde, ellerde ve yüzlerde beliren anlamın büyüklüğünde... yorumculara katılıyorum ben de. Büyük bir Caravaggio etkisinden bahsedilmiş, hatta van Baburen için Caravaggist denmiş, o konuda haklılar! 

Resim kaynağı: http://www.ibiblio.org/wm/paint/auth/baburen/prometheus/prometheus.jpg

Werner - Huxley portresi

13 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4550

Yıldız Silier,  Özgürlük Yanılsaması adlı çalışmasında önemli bir ayrımın altını çizmiş: "Orwell, kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley'in korkusunun kaynağında ise kimse kitap okumayı istemeyeceğinden, kitapları yasaklamanın gerekmeyeceği vardı." (s. 25, Yordam Kitap)

“Korku”dan değil ama bugünlerde bir Aldous Huxley portresi iyi gider diye düşündüm. Byron Werner diye “okyanus ötesi” bir ressam çizmiş. Tanımam, etmem. Zatan bu okyanus ötesi bana uzak/soyut geldi.  Avusturalya’daki kangurulardan, Patagonya’daki tavşanlara bir dolu suçsuz varlığı zan altında bırakıyor. Pensilvanya daha yakın/somut. Beri yandan “okyanus ötesinde”ki  Washington’u da sarıp sarmalayan vizyon, Pensilvanya’da mevcut değil. Her neyse...

Resim kaynağı: http://www.rockseye.com/werner/portraits/AldousHuxley.jpg

 

Balthus - Sokak

10 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4516

Daha önce, Marat'nın, Danton'un ikamet ettiği spesifik bir sokağa işaret eden (Commerce St. Andre Sokağı) ve bu köşede yer bulan Balthus Bey, bu kez genel olarak sokağa işaret ederek "yerini korudu"! Sokağın hareketli olması, doğrusu ona bu konuda önemli bir avantaj sağladı. Bilhassa top sektiren çocuk ile kucakta taşınan cücenin ve tabii resmin solunda ne yaptıkları pek anlaşılamayan çiftin varlıkları... eee, yorumlayamadık işte!.. Mesaj verelim o zaman: Hayırlı bayramlar... 

Resim kaynağı: http://www.fondation-balthus.com/IMAGINES/IMG%20La%20rue%201933%20PB.jpg

Balthus - Mutlu Günler, V. Beckham, tamirci ve kendisi

8 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4493

Evet, dün söz verdiğimiz gibi bugün de Balthus'un "Mutlu günler"ine yer veriyoruz. Resim öyle bir popüler olmuş, öyle bir popüler olmuş ki, Victoria Beckham bile poz verirken ona anıştırmada bulunmuş:

                        

Victoria Beckham, aynaya bakmayı "unutup" bize bakarken, bir başka Balthus esinli fotoğrafta, ayna kuralına uyulmuş, lâkin bu defa da, şömine ve onunla uğraşan yarı çıplak delikanlı yerine, "tamirci fantağzisi" daha uygun bulunmuş: 

                         

Son olarak, Balthus'un resmini Balthus'a uygulamaya çalışanlar da, karısı ona ayna uzatırken şu şekilde fotoğrafını çekmişler, iyi etmişler:

                          

Resim kaynağı: http://sauer-thompson.com/conversations/archives/002369.html

Balthus - Katia okuyor

7 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4471

"Gitar dersi"nde gitar vazifesi gören genç kız ya da "Mutlu günler"de erkek şömineyle uğraşırken aynada kendini keşfeden genç kız (yarın yayınlayalım bunu da) kadar olmasın, "Okuyan Katia"sı da ünlü bir resmi Balthus'un. Daha dün sokakta gördüğümüz kıza da çok benziyor!

Yine de Katia kimdir bilmiyoruz. Balthus da kendisi ve resimleri hakkında pek bir şey bilinmesini istemiyor zaten. Londra'da Tate Galeri'de 1968 senesinde retrospektif sergisi açıldığında ve galeri kendisinden biyografik bilgi iletmesini rica ettiğinde şöyle bir telgraf çekmişmiş vikipedi'ye göre:

"NO BIOGRAPHICAL DETAILS. BEGIN: BALTHUS IS A PAINTER OF WHOM NOTHING IS KNOWN. NOW LET US LOOK AT THE PICTURES. REGARDS. B." (biyografik ayrıntıya gerek yok. balthus kendisi hakkında hiçbir şey bilinmeyen bir ressamdır. şimdi resimlerine bakalım. saygılar. b.)

Resim kaynağı: http://justunderthesurface.files.wordpress.com/2010/07/balthus-01.jpg

Balthus - Commerce St. Andre Sokağı

6 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4453

Balthus'un "tartışmalı" ve "rahatsız edici" resimlerine bir günlük ara verip, "sakin bir sokak resmi" ile devam edelim. Ancak Paris'teki bu sokağın, Fransız devriminin liderlerinden Marat (8 numarada ikamet etmiş) ve Danton'un (20 numarada ikamet etmiş) kaldığı sokak olduğunu, Marat'nın sokakta bağıra çağıra gazete satarak "sükûnet"i sık sık bozduğunu da belirtelim!

Balthus'un resminde sağda en ön planda yer alan genç kızın ise, diğer resimlerinde kitap okurken, yahut çıplak bedenini incelerken resmedilen kız ile "hemen hemen aynı kişi" olduğunu da ekleyelim...  

Resim kaynağı: http://artchive.com/artchive/B/balthus/balthus_saint-andre.jpg.html

Balthus - Gitar dersi ve Bono tabii ki

3 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4417

"Tartışmalı resim" ise "tartışmalı resim" işte! Ergen bir kız bedeninin gitar gibi kullanılıp okşanmasıyla "kompozisyon"u yahut "su"yu çıkarılan bu "gitar dersi", yirminci yüzyılın en meşhur ressamlarından biri kabul edilen,  hayatteyken Louvre müzesinde eserlerinin sergilendiğini görebilen birkaç ressamdan biri olduğu söylenen meşhuuuur Balthus'un en meşhur resmi.

Gerçi bugün meşhurlukla ilgili asıl mevzumuz Bono idi. İşte onun da varmış bir bağlantısı, ekşi sözlük'ten, "9. balthus entri"sinden öğrendikbir evvelki yüzyılın en önemli gerçekçi ressamlarından. hem münzevî, hem de birçoklarıyla sıkı fıkı bir tipti rahmetli. cenazesinde bono abimiz şarkı söylemiş, belirtmeden geçmeyelim.

Evet, cenazesinde Bono'nun şarkı söyleyebileceği denli meşhur ressamımız Balthus'la ilgili ilk "ekşi entri" ise onu merak edenler için kısa bir özet geçiyor : tam adıyla balthazar klossowski de rola. kadri bilinmemiş polonyalı ressam ve yazar e. klossowski'nin oğlu, balthus. 1900'lerin başında paris'te doğdu. ailesi bir sanat komününün parçasıydı zaten, çevresinde derain, bonnard, rilke gibi adamlar vardı hep. onlardan feyz alması, onlara özenmesi kaçınılmazdı. formel bir eğitim almadan, oraya buraya savrularak resim sanatını öğrendi balthus. annesinin yakın arkadaşı rilke, kendi dostu camus de bu yolda onun destekçileri oldular. başlarda şiirsel natüralizmin egemen olduğu sokak, eviçi resimleri, düşsel peyzajlar çizen balthus zamanla sürrealizmin daha belirginleştiği, alman nouvelle objectivité (yeni nesnellik) akımlarının eksenine girdi; daha içe kapalı, gizli anlamlı, erotik resimler çizmeye başladı. pedofilik ögeler taşıyan lolita resimleri, uyuyan la belle'ler, çizmeli kediler, kadın, erkek ve hayvan anatomilerini bambaşka stillerde kaynaştırdığı grotesk figürler, bu çok kişisel ve masalsı tarzın nüveleri. temelde hiçbir okula bağlı kalmadı balthus. onaylanmayan hayatını da modelleriyle isviçre'deki dağ evinde kedileriyle, ya da paris banliyölerinde asosyal bir şekilde geçirdi. hayatında çok az söyleşi yaptı, fotoğraf çektirdi. bu haliyle bana biraz da salinger'ı hatırlatır kendisi. camus'nün la peste (veba) ve etat de siége (sıkıyönetim) yapıtlarına çizdiği dekorlar görülesidir. bu özgür ve dahi adamın tek varisi, oğlu biraz tanıtmıştır onu dünyaya; çıkarabilmiştir onu kozasından. tabloların sergilere, müzelere, kitaplara girmesinin müsebbibi de biraz o'dur. geçen sene (2001) kaybettik kendisini.

bugünlük bu kadar malumat kâfi.

Resim kaynağı ise viki: http://en.wikipedia.org/wiki/File:Guitarlesson.jpg 

Balthus - Oturma odası

2 Eylül 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 4410

Resmi koyduk, bir yorum gerek şimdi, değil mi? Rubens falan iyiydi de, Rönesans'tan yine bugüne doğru gelelim dedik. Gelmişken "tartışmalı" bir ressam seçelim dedik. Tartışmaların ortasında, "Balthus'u taşa vurduk" gibi denyoca espriler de yapabilelim dedik. Ama bu "oturma odası" resminde tartışılacak bir şey yok ki, zaten vaktimiz de yok, tartışmalı resimlerini, ergen kızlar ve cinsel taciz meselelerini yarına bırakalım dedik. Vakitsizlikten Balthus'un bu resimle ilgili sözlerini bile çeviremedik, (maalesef) İngilizce'sini verdik:

I often paint young girls who are reading. It’s surely because I saw the act of reading as a way to enter life’s deeper secrets. Reading is the great means of access to myths. Green, Gracq, Char, Jouve, Michaux, and Artuad were frequent passageways, as well as the great holy writings of the Bible and initiates like Dante, Rilke, the Pléiade poets, the great Chinese writers, the mystics John of the Cross and Teresa of Avila, not to mention Carroll, the pure German poet Ludwig Tieck, and Indian epics. All these texts and authors were landmarks in my life, and gave me another dimension of time to which I soon felt myself summoned. My young girls who read in dreaming poses are escaping from fleeting, harmful time . . . Fixing them in the act of reading or dreaming prolongs a privileged, splendid, and magic glimpsed-at time. A suddenly opened curtain sheds light from a window and is seen only by those who know how. Thus a book is a key to open a mysterious trunk containing childhood scents. .

Resim kaynağıhttp://www.pierretristam.com/Bobst/07/c112707.htm

 

 

AdaptiveThemes