Skip to content

Günün Resmi

Günün Resmi

Georges Seurat - La Grande Jatte'de bir Pazar günü 

1884-86, Tuval üzerine yağlı boya, 205 x 305 cm, Şikago Sanat Enstitüsü, Şikago, ABD

Yorumlar

İlhan Koman ve Möbius şeritleri

12 Temmuz 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3853

Yüzeylerdeki hareketlerin, dinamik göstergelerin, şaşırtmacalı algının, matematik ve geometri problemlerinin resim ve heykel çalışmaları üzerindeki etkisi, İlhan Koman'ın özellikle son dönem çalışmalarında daha yoğun olarak görülüyor. Örneğin, 1986'daki ölümünden önce altı yıl boyunca Möbius şeritleri üzerine çalışmalar yapıyor. 

Mevzudan çakozlayanlar, şuradaki "teknik" açıklamaları sanırım rahat anlar ve Koman'ın çalışmalarını daha farklı anlamlandırabilirler: http://sci.ege.edu.tr/~mat/yazi/mobius.html

Daha popüler bir anlatım için: http://www.umitcanli.com/school/index.php/2007/12/22/ev-yapimi-mobius-seritleri/

Koman'ın aynı dönem çalışmaları arasında; "möbius türevleri"nin yanı sıra "esnek polyhedra türevleri" de var. 

Resim kaynağı: http://www.koman.org/work/work_1980-86moebius.html

 

İlhan Koman: Yürüyen (yaşlı) adam ya da derviş

9 Temmuz 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3817

Dün gelen "madem kapı kapıyı açıyor, o zaman derviş kapısından geçiverelim İlhan Koman'a" önerisine katılarak  Koman'ın eserlerini paylaşmaya başlıyoruz şimdi de, değerli "günün resmi" takipçileri...

Hulda'nın (Koman'ın yıllarca yaşama alanı ve atölye olarak seçtiği teknesinin adı) gezici sergisi kapsamında, Eylül-Kasım aralığında İstanbul'a da uğrayacak "Derviş"in orijinal adı İlhan Koman'ın web sitesine göre şöyle: "1970 VANDRANDE GUBBEN / WALKING MAN (Stockholm – Sweden)" (Kaynak: http://www.koman.org/main/in_frame_works.htm)

Yalnız Hulda festivaliyle ilgili sitede de anlatıldığı üzere "Derviş" adı da kullanılabiliyor: Onun öyküsü de şöyle:

"İsveçce adı "Yürüyen Yaşlı Adam" olmakla birlikte, Mevlevilerin döner hareketlerden oluşan sema ayinlerine benzer biçimde hafifçe sallanan Hulda gemisinin üzerinde devinmekte olduğundan Koman bu eserinden "Derviş" olarak söz ederdi.

Eser, ahşabın esnekliğini kullanır, hafifçe itildiğinde kendi kendine yürümeğe başlar. Önceki sayfalarda açıklanan "Sonsuzluk Eksi Bir" dizisi yapıtların ilkesine benzer bir ilkeye dayanır.

Bir Yürüyen Derviş kendi içinde kesilerek, orta bölümde aralara sıkıştırılan takozlar sayesinde ayakları ahşabın yapısının izin verdiği derecede ayrılmış tek bir tahta parçasıdır.

Bilimsel olgu: gerilim, mekanik" Kaynak: http://www.huldafestival.org/Content/504/1

Çoğumuzun İstanbul'daki "Akdeniz" adlı heykeliyle tanıyıp bildiği Koman'ın eserlerine genel olarak bakıldığında, bu tür "hareket"ler, geometri, matematik, mekanik denklemler vb. merkezi bir yer oluşturuyor. 

1921 Edirne doğumlu, 1946 Güzel Sanatlar Akademisi mezunu, Paris, İstanbul ve Brüksel duraklarının ardından 1958 yılında İsveç'e yerleşen, 1965'ten 1986'da vefat edinceye dek de, aynı zamanda atölye olarak kullandığı Hulda adlı teknesinde ailesiyle birlikte yaşayan ve üreten  Koman'ın "hareketli yaşamı ve eserleri"nden örnekleri paylaşmaya devam ederiz. 

Bugünkü resmin kaynağı, "resmi site": http://www.koman.org/work/work_1970walkingman.html

Ama hareket halinde görmek isterseniz, dün de bağlantısı verildiği gibi, tekneye uğrayıvereceksiniz: http://www.huldafestival.org/Content/504/1

Mümtaz Yener - Makineler, karıncalar, kalabalıklar...

8 Temmuz 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3805

Güner Ener'in resimlerini paylaşmaya, Kemal Özer'in Acı Şölen adlı kitabında, resim sanatı üzerine yazdığı denemeden ve iki ressamın adını anmasından hareketle başlamıştık. Ener dışında anılan isim ise Mümtaz Yener idi.

1918 - 2007 yılları arasında yaşayan Yener, adına açılan internet sitesinde şu yönleriyle tanıtılıyor: 

"Dönem arkadaşlarıyla 1940 yılında kurduğu ve Türk Sanatı'nda bir döneme damgasını vurmuş olan "Yeniler Grubu"nun toplumsal gerçekçi çizgisinden ödün vermeyen ender sanatçılardandır. (...) 1960'lı yıllarda tuvallerine insanların ve makinaların yanısıra, karıncalar girmeye başlar. Uzun sanat yaşamı içinde toplumsal konular hep resimlerinin ana teması olur. Ayrıntıcı üslubu ile usta işi figüratif yapıtlarında hep kalabalıkları işler. Karıncaların yaşamındaki toplumsallık da sanatçıyı, bu yaratıkları resmettiği bir metafora yöneltir. (...) Toplumsal yapının temeline dayanan çok figürlü çalışmaları Neo-klasik bir üslupta gelişir. Makinalara ve karıncalara yönelişte de bu felsefe saklıdır. İnsan makinaya hükmedebiliyorsa, onu yeniden yaratabiliyor demektir. İnsan, makina ve karınca sanatçının renk ve şekil anlayışında çağdaş bir estetik yapı oluşturur." Kaynakhttp://mumtazyener.com/hakkimda.html

Bu kaynakta, Yener'in aile albümünde yer alan 38 adet resmi ve çok sayıda desen çalışması yer alsa da, tüm bu eserler bir slayt gösterisi içerisinde kopyalanamayacak şekilde paylaşılmış, dolayısıyla aralarında insan ve karınca kalabalıklarını, eylemlerini yansıtan ve bugün yer verdiğimiz resme kıyasla daha çok beğendiğimiz resimlerini paylaşamıyoruz. Siteye girip bakmanızı, özellikle "Girdi, giriyor" ve "Oyunu bana ver" resimlerine, J S Bach ve Beethoven portrelerine, robotlara, makinelere bir göz atmanızı tavsiye etmekle yetinebiliyoruz: http://mumtazyener.com/koleksiyon.html

Adına açılan site dışında, internet ortamında paylaşılabilecek pek bir resmi bulunmuyor maalesef. Gittigidiyor gibi sitelerdeki kartpostallar ve pul gibi birkaç resim dışarıda bırakıldığında, "düzgün" olarak paylaşabileceğimiz tek resmi buradaki "Derviş makineler". Resme yukarıda bağlantısını verdiğimiz koleksiyonda bu isim verilmiş, resmi aldığımız kaynakta ise "Mevleviler" adı kullanılmış. İnternet sitesindeki ve dolayısıyla aile koleksiyonundaki adı doğru varsaydık. Resme pek yorum gerekmiyor sanırım: Yener'in robotları ve makineleri, robotlaşmayı ve makineleşmeyi ele aldığı onlarca resminden biri, zaten hep makine düzeniyle dönüp duran dervişlere yönelmiş sadece! Dönen çarkların ucu nereye gidiyor, bilemiyoruz... 

Resmi aldığımız kaynakta (ki o da, Yener'in tek çocuğu olan Nina Göksun Say'ın bir yazısı imiş) Yener'in 3 çalışması daha var: 

 http://www.lightmillennium.org/winter_02/isikbinyili_kis_02/myener_65sanatyili.html

Bir başka Derviş

8 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3806

Resmi görünce aklıma geldi. Kapı kapıyı açıyor madem, bu bölümde İlhan Koman'ı da sergilemeyi öneriyorum.

İlhan Koman'ın da 1970'te yaptığı bir ahşap Derviş var. İttirince titreşmeye başlayıp hareket ediyor. İlhan Koman'ın gemi-sergisi Hulda, Eylül'de İstanbul'a geldiğinde gerçeği de görülebilir.

http://www.huldafestival.org/Content/504/1

Güner Ener - Klim Samgin'in hayatı

7 Temmuz 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3798

Ressam Güner Ener'den seçtiğimiz son resim, yine yetmişlerde yaptığı kitap kapağı çalışmalarından biri olsun. Gorki'nin son ve büyük eseri "Klim Samgin'in Hayatı" için yapılan bu çizim, maalesef kitabın bugünkü baskılarında bulunmuyor. Evrensel Yayınları, 70'lerde Cem'in kullandığı bu kapak resmi yerine, dört ayrı cilt için de farklı fotoğraflar seçmiş. Cem yayınlarından "resimli baskısı"nı bulmanız için sahafları dolaşmanız gerekiyor. (Aşırı meraklısı için tüyo: Kadıköy'de Moda sineması pasajında kapanmaya yüz tutmuş sahaf dükkânları arasında, girişte hemen sol tarafta [gişenin yanında] bulunan mekânda, birkaç ay önce 1 adet mevcuttu!)

Resim kaynağı: http://gunerener.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=48&Itemid=90

Kaynakla ilgili bir uyarı:  Güner Hanımın web sitesi Firefoks ve Safari gibi modern tarıyıcılarda sorunsuz çalışıyor ancak İnternet Explorer'da biraz sıkıntı mevcut. Ziyaretçilerin Firefoks kullanmalarını tavsiye ederiz...... 

Güner Ener'den Cevap

12 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3859

Ali Bey merhabalar,
Ben Sevgili Güner Ener'in adına bu mesajı size yazıyorum. Güner Hanım ilginiz için öncelikle çok teşekkür etti. Ve bir ricada bulunmamı istedi sizden Güner Hanımın web sitesi Firefoks ve Safari gibi modern tarıyıcılarda sorunsuz çalışıyor ancak İnternet Explorer'da biraz sıkıntılı bununla ilgili bir yarıyı biz sitenin giriş sayfasında zaten kullandık ancak sizde bu konu ile ilgili bir uyarıyı bu siteye verebilirseniz kendisi çok sevinecek. Bir de ek olarak size bir armağan sunmak istiyor kendisi - "Klim Samgin'in Hayatı" ile ilgili kendisinde hala var olan bir kartı - Benimle temas kurabilirseniz kendisi ile iletişim kurmanızı sağlayabilirim.
İlginiz için teşekkür ederiz.
Hazar Volga Ekiz
hazarvolga@gmail.com

Güner Ener - Eski Sevgili ve sansür

6 Temmuz 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3790

Ressam Güner Ener, 1970'li yıllar boyunca, Cem yayınları başta olmak üzere, birçok yayınevi için kitap kapakları hazırlıyor, resimler çiziyor. Dostoyevski, Simonov, Kafka, Gorki, Şolohov, Aytmatov, Aziz Nesin, Erdal Öz, Bekir Yıldız, Yusuf Ziya Bahadınlı, Leyla Erbil... onlarca yazarın kitaplarının kapağı onun çizimleriyle renkleniyor ve bu arada okur için "yeni anlamlar" da kazanıyor. 

Leyla Erbil'in Eski Sevgili adlı kitabı için hazırlanan kapak/resim de bunlardan biri. Ancak diğerlerinden farklı olarak sansürleniyor. Yukarıda sizinle sansürsüz halini paylaştık. "Kitabın orijinal kapağı" yahut "resmin sansürlü hali" ise şöyle:

                                            

Görüldüğü gibi sol üstten resme bir yürüyüş eyleyerek girmesi gereken işçiler ve sağ taraftaki kızıl yumruk sahibi işçi ortalarda yok! Sağ altta "evlilik kurumunun uzanımları" da öyle!

Güner Ener, internet sitesinde bu sansürü şöyle anlatmış:

Bu kapağı yetiştirmek için Güner Ener 56 saat hiç uyumaksızın çalıştı. Uykusuzluk rekorunu kırmıştı. Klişehaneye teslim edilen kapak acele basıldı. İlk baskıları gören patron telaşlandı ve sansür uyguladı. Burada orijinal durumu ve sansürlü durumu sunulmakta.

Resim kaynağı: http://gunerener.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=48&Itemid=90 

Kaynakla ilgili bir uyarı:  Güner Hanımın web sitesi Firefoks ve Safari gibi modern tarıyıcılarda sorunsuz çalışıyor ancak İnternet Explorer'da biraz sıkıntı mevcut. Ziyaretçilerin Firefoks kullanmalarını tavsiye ederiz...... 

Güner Ener - Yoğurtçu

5 Temmuz 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3785

Ressamımız Güner Ener, "çocukluğumuzda sokakları renklendiren" yoğurtçuların resmini 1970 senesinde, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun Atölyesi'nde iken çizmiş. 2007'de ise, deseni zaten yağlı boyayla çizilmiş olan bu çalışmayı renklendirmiş.   

Hocası Eyüboğlu, bu çalışma için şöyle demiş: "Bu iş dünyanın neresinde yarışmaya girse prix alır reis."

Güner Ener'in internet sitesinden, sanatçının yaşam öyküsünün farklı kesitleri okundukça, hoş hikayelere ve Türkiye aydınının gelişim seyri ve dinamikleri ile ilgili  (tabir-i caizse "tipik" kimi özellikleri yansıtan) anekdotlara da ulaşılıyor. Bunlardan, ilk evliliği ile ilgili küçük bir öykücüğü haber olarak da paylaşıyorum, onu da okumanızı tavsiye ederim! Yarından itibaren de yaptığı kitap kapağı çalışmalarına bakalım. Meğer - özellikle 70 baskısı Cem yayınevi kitapları başta olmak üzere - okuduğumuz birçok kitabın kapağında onun resimleri varmış...

Resim kaynağı: http://gunerener.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=43&Itemid=60

Kaynakla ilgili bir uyarı:  Güner Hanımın web sitesi Firefoks ve Safari gibi modern tarıyıcılarda sorunsuz çalışıyor ancak İnternet Explorer'da biraz sıkıntı mevcut. Ziyaretçilerin Firefoks kullanmalarını tavsiye ederiz...... 

 

Güner Ener - Haşhaşlar ve Kemal Özer

2 Temmuz 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3766

Güner Ener'in internet sitesindeki açıklama ve şiir şöyle:

Sn. Kemal Özer'in "Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya" adlı kitabında yer alan "Bir Resim Sergisinden İzlenimler" adlı bölümdeki üçüncü şiir olan "Haşhaşlar" bu tabloyu anlatmaktadır. Üstünde de siyah-beyaz bir baskı bulunmaktadır. 

Haşhaşlar
Hiçbir şey söylemiyor belki
büyüyen eli tarladaki adamın,
ama bırakacak sökülen sapları
boğazına sıralacak birazdan
ocağını aşsız koyanın

Hiçbir şey söylemiyor belki
beyaz başörtülü ırgatlar,
çizilen haşhaş başağı söylemiyor,
söylemiyor bir bulut geçmiş gibi
gün ortasında kararan yeşillik.

Açlıktan, isyandan başka hiçbir şey

Kemal Özer

Kaynak: http://gunerener.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=43&Itemid=60

Kaynakla ilgili bir uyarı:  Güner Hanımın web sitesi Firefoks ve Safari gibi modern tarıyıcılarda sorunsuz çalışıyor ancak İnternet Explorer'da biraz sıkıntı mevcut. Ziyaretçilerin Firefoks kullanmalarını tavsiye ederiz...... 

Güner Ener - Analar ve Kemal Özer

30 Haziran 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3751

"Acı Şölen" adlı düzyazılarını topladığı bir kitapta, "resim-şiir ilişkisi"ni şöyle anlatıyor Kemal Özer: "İkisinin de birer görüntü sanatı olduğunu düşünüyorum.İstif, kompozisyon, mimari, görüntü... Şiirin, açıcı, aydınlatıcı, açıklayıcı bir işlev görmesini istiyorum... Sözcüklerle çizilmiş bir resim de diyebilirim şiire. Ses nasıl ritm sağlıyorsa, görüntü de şiirin dengesini kuruyor..." 

Özer bu makalesinde "Rembrandt Işığı"nı anlatırken, Türk ressamları arasında da "tuttuğu" isimler olarak Mümtaz Yener ile Güner Ener'in adlarını anıyor.

Bugün paylaştığımız resim Güner Ener'den "Analar" adını taşıyor. Ener, kendi web sitesinde, bu resmi ve Kemal Özer'le ilişkisini şöyle anlatıyor:

Mart-1974 yılında açılan ilk sergisinde yer alan bu resimle bağıntılı olarak şair Kemal Özer'in yazdığı 'Analar' başlıklı şiir "Yeni A Dergisi"nin 25.4.1974 tarihli sayısında yayınlanmıştır. 
Yine aynı sergide yer alan iki resimle ilgili şiirleri Cumhriyet Gazetesi'nde 6.9.1975 tarihinde yayınlanmış ve daha sonra basılan "Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya" adlı şiir kitabında "Bir Resim Sergisinden İzlenimler" adlı başlıkla ayrı bir bölüm ve resimlerin siyah-beyaz fotoğraflarıyla yer almıştır. "Analar" kompozisyonu ayrıca, Kemal Özer'in "Oğulları Öldüren Analar" adlı şiir kitabının kapağını oluşturmuştur. 
Aynı tablo 1976 yılında "Kadın ve Toplum" dergisinin iki sayısında kapak olarak kullanılmış, Mart, 1980'de ise Demokrat Gazetesi'nin bir yazı dizisinin başlığı olarak günlerce yayınlanmıştır. Bu tablonun reprodüksiyonu ise 10.000 adet basılmış, tümü satılmış ve yurdun her köşesine ulaşmıştır. 
Ressam Balaban'ın söyleyişiyle: "Güner'in üç resminin reprodüksiyonları pire basar gibi memleketi bastı yav. Nereye gitsem ordalar."

 

Analar

Kıyısına gelip de
bakıyorlar bir uçuruma başları dönmeden;
soğumamış oysa açılan toprak
tabutun daha yeni örtülmüş kapağı
yeni değmiş körpe vücutlara kurşun
dökülen kan dinmemiş daha 
duydukları acı, büründükleri yas
yaktıkları ağıt daha yeni.
Ve nerdeyse doğacak olan güneşe benzer 
bir dirim ışığı yüzlerinde 
yeniden doğurmaya hazır cömertce 
yeni oğullar için mayalanmış yürekleri.

 

Kemal Özer

 

Resmin ve son metnin kaynağı: http://gunerener.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=43&Itemid=60 Kaynakla ilgili bir uyarı:  Güner Hanımın web sitesi Firefoks ve Safari gibi modern tarıyıcılarda sorunsuz çalışıyor ancak İnternet Explorer'da biraz sıkıntı mevcut. Ziyaretçilerin Firefoks kullanmalarını tavsiye ederiz...... 

 

 

 

AdaptiveThemes