Skip to content

Günün Resmi

Günün Resmi

Georges Seurat - La Grande Jatte'de bir Pazar günü 

1884-86, Tuval üzerine yağlı boya, 205 x 305 cm, Şikago Sanat Enstitüsü, Şikago, ABD

Yorumlar

Sergi İzlenimleri

2 Temmuz 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3768

Kemal Özer anmasını ve resimleri gölgelemek istemem. Bu konuyla doğrudan ilgili değil ama resim ve şiir dendiğinde kafamda zonklayan bir şiiri hatırlatmak isterim. Herkesin kafasını zonklatsın diye... Sitede zaman zaman alevlenen sanat ve sosyalizm, sosyalist sanat vb. tartışmalar ekseninde de akılda tutulmasında fayda görürüm. Şiiri yazan bir sosyalist değil ama Türkiye o zamanlar sosyalist olsaydı, Yazarlar Birliği'ne Başkan olması sosyalizmi yüveltecek biri (bence)...

Şiir Necatigil'in...

Sergi İzlenimleri

Ağlar lake duvarlarda gri bir grizu
Ve irin yeşili bir trahom.
Gelir en lüks çiçekçiden çiçekler,
Asılı çocuksu çullar içinde
—açıldı, geldiler.

Onlar çarmıhlarında birer İsa idiler:
Çivi yaralarından sızarken mavi kan.
Ellerde tuzlu badem, dudaklarda içki, teyp
Rimel, ruj, florasan
Başlarını yavaşça biraz daha eğdiler.

Biz hep böyle okuduk en acıklı yazıları
Perlon ve astragan…
İçkili, yarım göz ve ikindi vakti
Sonra gösteri bitti, konfora koştuk
Onlarsa en lüks kâğıtlara geçti.

Schad - Ameliyat

29 Haziran 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3743

İki savaş arası dönemde etkili olan "yeni-nesnelcilik" akımına değinirken ve Dix, Grosz ve Beckmann'dan resimler aktarırken unuttuğumuz bir isim olmuş Christian Schad. Şimdi bu ayıbımızı örtelim ve Schad'ın apandisit ameliyatına bakalım.

Schad'ın akımın diğer üyeleri kadar bilinmemesinin nedeni, farklı yollardan gelip geçmesi sanırım. Yeni nesnelci olmadan önce, dadacı, kübist ve de fütürist bir ressam olarak bilinir, değişik tekniklere başvururmuş. Kullanılmayan birtakım objeleri, paçavraları, eski biletleri, faturaları vb. belli bir aranjman içerisinde düzenler, foto-duyarlılığı olan kağıtlara yapıştırır, sonra onları güneş ışığına tutarmış; "fotojenik çizim" olarak bilinen tekniğin rastgele değil de "paçavralarla düzenlenmiş" bu yeni haline, Tristan Tzara, Schad'ın isminden hareketle "schadograf" dermiş.

Bizim yer verdiğimiz resim ise bu dadacı denemelerden değil, yeni nesnelci, açık seçik bir ameliyat. Ortamda neden o kadar çok makas bulunuyor, onu da cerrahlar yanıtlasın!..

Resim kaynağı: http://en.wikipedia.org/wiki/File:Christian_Schad00.jpg

Kubin - mülahaza

25 Haziran 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3706

Sizlerle paylaştığımız son Kubin resminde, ressamın kendine bakışına ya da insanların kendine bakışına dönük ressam bakışına yer vermek istedik. Gözleyen yahut resme bakanlar tarafından gözlenen kafa, bize biraz oransız göründü. Resmin yorumunda, "Kubin'in genelde bir laptop büyüklüğündeki kağıtlara çizdiği, ancak bu sınırlayıcı formata rağmen çizimlerinin teknik ve imgesel açılardan bir hayli çeşitlilik gösterdiği" belirtiliyor. Belki bu "oransızlık", söz konusu "çeşitliliğin" bir ürünüdür...  

Kaynak: http://www.nytimes.com/slideshow/2008/09/07/arts/0907-JOHN_3.html

Oransızlık mı ters perspektif mi?

25 Haziran 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 3708

Kaçış noktası izleyicide olursa perspektif terse döner. Yani bu resimde kendini izleyen koca kafa, resme bakan bizi, masturbasyon yapan kafasız bedeninin sol arkasında dururken görebilir. Orantısızlık yok aslında.

Bedenin masturbasyon yaptığı ellerinin-bacakların duruşundan ve taze kopmuş kafanın ifadesinden anlıyoruz. Kesik boyundan fışkıran kan ve kafanın taze ifadesi, kopmanın yeni olduğunu gösterir. Bu masturbasyonun alışık olmayan bir biçimde sonlandığı ortada. Kendini tatmin işini ölüme benzer yorumlayan yaklaşımlar var. Normal tatminden çok farklı, melankolik bir hissiyatı var o işin. Bu işi yapanın kendinden bir şeyleri öldürdüğü yorumu da yapılabilir.

Seyirciyi kötü bir duruma düşürüyor. Ressamın mahremine masturbasyonuna ve-veya ölümüne şahit olmuş hissediyorsunuz.

Cahit Irgat'ın seyircilere 'Ulan siz paranızı yersiniz, ben kendimi' deyişini de hatırlattı bana.

ek yorum: fışkıran kan ve meni

25 Haziran 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3709

bu "ayrıntıları" fark edememiştim. yeni bir bakış sağlayan bu geliştirici yorum için çok teşekkür eder, fışkıran kan ve fışkıran meni paralelliği ile ilgili ilkçağ kavrayışına dönük bir alıntıyla "ırak çağrışımsal" bir başka yorum eklerim (kaynak, michel foucault, cinselliğin tarihi, cilt 2, s. 137-8,  çev. Hülya Tufan, Afa, 1988)

"İlk sayfalarında cinsel eylemin ayrıntılı betimlemesini veren Hippokrates'çi 'Üreme Üzerine' kitabı, farklı bir gelenek içinde yer alır: Appolonieli Diogenes geleneği içinde, İskenderiyeli Clemens tarafından da onaylanan bu geleneğin gönderme yaptığı, patolojik comitial rahatsızlık ("bir cinsin birleşmesi, küçük bir saradır") modeli değil, mekanik, ısınmış ve köpüren sıvı modeliydi: Eğitimci 'kimileri der, canlı varlığın tohumunun, kanın öz için gerekli köpük olduğunu varsayar. İlişki öncesi sarılmalar sırasında iyice çalkalanan ve erkeğin doğal ısısıyla ısınan kan bir köpük oluşturur ve meni damarlarına yayılır. Appolonieli Diogenes'e göre aphrodisia adını da bu olay açıklamaktadır.'"

Kubin - Gezinti

23 Haziran 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3672

Sembolist ve de dışavurumcu ressamımız Alfred Kubin için kurulan cümlelerde "ölüm, abartı, irrasyonellik, hayvani güdüler, doğaüstü güçler, kozmik, femmes fatale, imgesel, seksi, garip, hayaletimsi, dekadan, fantazi" gibi sözcükler yan yana ve  farklı kombinasyonlarla kullanılarak şahane yorumlar yapılıyor! 

Bu resimde de, abartılı femmes fatale'imiz irrasyonelliğin ve ölümün peşinde imgesel bir gezinti yaparken, garip doğaüstü güçlere ve hayvani güdülere sahip kırmızı şapkalı dekadanlar, kozmik, hayaletimsi ve seksi bir fantazi yaşayarak ona ayı'nın maskeli ölümünü sunmuş olmasın sakın? Neden olmasın?  

Resim kaynağı: http://www.nytimes.com/slideshow/2008/09/07/arts/0907-JOHN_5.html

Sevgili Ali Mert,  Resimlerle

25 Haziran 2010, yazan Burcakman,
Yorum no: 3705

Sevgili Ali Mert, 

Resimlerle alttaki yorumlar sanki son 2-3 gündür birbirini tutmuyor mu, ben mi kavrayamıyorum yoksa? Bu resim bağlamında bahsettiğiniz "femme fatale" nerede Allah aşkına, benim resimde tek gördüğüm bir ucube, o kadar. Bir kez daha gözden geçirseniz diyorum ...

resimler, yorumlar ve zaman aralıkları

25 Haziran 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3707

resmi kaydedip girmem ile yorumu yazmam, çiziktirmem yahut "uydurmam" arasında geçen 5-10 dakikalık süre zarfında tıklıyor olabilirsiniz resme. (hatta bazen bu süre 30 dakikayı bile bulabiliyor). tabii bazen o kadar saçma sapan yorumlar yapıyor olabilirim ki, resimle yorumu uydurmak her durumda güç oluyordur.  max ernst bahsinde "subjektif okuma" yaparken fena zırvalamamıştım!.. ("femmes fatale" ise sözcüğü cümle içinde kullanmak için  zorlamanın kötü bir ürünü, haklı olabilirsiniz, ama kimilerine göre kırmızı takkeli beyefendileri peşinden sürükleyen ucube hanım, femmes fatale de olabilir, sonuçta sembolizm!)

Kubin - Atın ezip biçtikleri

22 Haziran 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3653

Kısa bir "Basquiat molası"nın ardından, 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başı sembolist ressamlarına kaldığımız yerden devam edelim.

Aynı zamanda romancı da olan Avusturyalı Kubin, Goya ve Klinger'in etkisinde karamsar tablolar çizen, yağlıboyadan çok çini mürekkebine ve suluboyaya "güvenen", Poe, Hoffman ve Dostoyevski'nin kitaplarını resimleyen, annesinin mezarı başında intiharı deneyen, Hitler döneminde "dejenere sanat"a dahil edilen, fantaziye önem veren sembolist ve de dışavurumcu bir büyüğümüzmüş.

Bugün seçtiğimiz resminde, sosyetik bir figürü atının tepesinde "gezip dolaşırken", yani, ayak takımını, atının giyotinli ayaklarıyla ezip biçerken görüyoruz. Aynı sembollerden başka türlü anlamlar türeteceklere de şimdiden hürmetlerimizi iletiyoruz...

Resim kaynağı: http://www.nytimes.com/slideshow/2008/09/07/arts/0907-JOHN_index.html

 

Basquiat - kotasyonlar

21 Haziran 2010, yazan Ali Mert,
Yorum no: 3643

Viki ve ekşi kaynaklara bakar dileyen, biz tanımadığımız bir ressam hakkında fazla ahkam kesmeden (yine de yerimizde duramayıp, açmazlarla dolu olduğuna işaret ederekten) birkaç alıntı/kotasyon vermekle yetinelim kendisinden:

"17 yaşımdan itibaren bir yıldız olabileceğimi düşündüm. Charlie Parker, Jimi Hendrix gibi kahramanlarımı düşünürdüm... Bu insanların nasıl ünlü oldukları konusunda romantik duygularım vardı."

"Bir yıldız olmak istedim, galerilerin maskotu değil."

"Bir resme başlarım ve onu bitiririm."

"Çalışırken sanat hakkında düşünmem. Hayat hakkında düşünmeye gayret ederim."

"Siyah bir sanatçı değilim ben, sanatçıyım."

"İster inanın, ister inanmayın, çizebiliyorum."

Bu beş alıntının kaynağı: http://www.quotelucy.com/quotes/jean-michel-basquiat-quotes.html

"Her çizgi, bir şeyler ifade eder." (Bunun kaynağı kendi galerisi: http://www.brooklynmuseum.org/exhibitions/basquiat/street-to-studio/)

"Siyah insan resimlerimin büyük bölümünde başroldedir; içindeki siyah insanları görmeden çoğu resmi göremeyeceğimi fark ettim." 

Bu son alıntının ve "isimsiz(kafatası)" resminin kaynağı ise: http://jonnysonaquest.wordpress.com/2009/10/01/the-black-person-is-the-protagonist-in-most-of-my-paintings-i-realized-that-i-didnt-see-many-paintings-with-black-people-in-them/

 

 

AdaptiveThemes