Skip to content

Zeytinyağı alırken dikkat edeceğimiz noktalar

7 Haziran 2009, ekleyen kender

Sahip olduğu zenginliklerle soframızın vazgeçilmez yiyeceği olan zeytin, aynı zamanda yağı ile de sağlığa olan katkısını artırmaktadır. Zeytinyağı tüketiminin en önemli etkilerinden biri, kalp-damar hastalıklarının oluşum riskini azaltması ya da hastalık oluştuktan sonra tekrar oluşumunu engellemesidir. Peki, faydaları saymakla bitmek bilmeyen zeytinyağını alırken fiyatından başka nelere dikkat edilmeliyiz?

Zeytinyağı alırken bize yardımcı olacak ipuçları şunlardır:

  • etiket bilgileri
  • ambalaj
  • lezzet

Etiket bilgilerinde dikkat etmemiz gereken noktalar:

  • Asitlik: % 1 ya da % 1'in altında olmalıdır.
  • Tarih: Yağ ömrü en fazla 2 yıldır.
  • Bölge: Kişinin lezzet tercihine bağlı olarak yağın yapıldığı bölge tercih edilmelidir.
  • Coğrafi Bölge: Zeytinin yetiştiği, preslendiği ve çoğu zaman şişelendiği bölgeye ait özellikleri bilmek kişinin kendi lezzet tercihini belirlemesine yardımcı olur.

Ambalaj:

Yağların kesinlikle güneş ışığından korunarak depolanması gerekir. Bu nedenle koyu renkli cam şişelerde, mukavva kutularda korunan şeffaf şişelerde ya da teneke kutularda satılan yağlar satın alınmalıdır.

Lezzet:

Genel olarak zeytinyağı lezzetinin dilin ön tarafında meyvemsi, boğaza yakın bölgede ise baharatsı hissedilmesi gerektiği yönündeki görüş hakimdir. Boğaza yakın kısımlarda hissedilen acılık yağın antioksidan bileşiklerce zengin olduğunu gösterir.

http://www.food.ege.edu.tr/turkce/beslenme.htm

Yorumlar

Zeytinyağı meselesine birkaç ek...

8 Haziran 2009, yazan Mehmet Güven,
Yorum no: 127

Kender meseleyi kısaca özetlemiş ve bundan dolayı ona teşekkür ediyorum. Birkaç ek bilgi de ben vereyim.

Zeytinyağı etiketlerinde bulunması zorunlu olan ve ne aldığımız konusunda bize açık fikir veren 2 temel bilgi vardır. Birincisi ilgili standartlardaki tanımlara uyacak şekilde ürünün ismi, diğeri ise oleik asit cinsinden serbest yağ asidi miktarı.

Zeytinyağının en büyük özelliği, bitkisel yağlar içerisinde rafine edilmeden tüketilebilen tek yağ olmasıdır. Bundan dolayı salatalara vs direkt katılabilir ve kendine özgü tat-kokusunu ısıl işlem görmeden üretildiğinden yitirmez. Ayrıca yağın uygunluğunun önemli bir göstergesi de "serbest yağ asidi miktarı"dır ve yağın tüketilebilir olması için bu miktarın belli sınırlarda olması gerekir. Kısaca, öncelikle yağa rafinasyon işleminin uygulanıp uygulanmadığına göre isim verilir ve buna "sınıf" denir. Rafine edilmemiş zeytinyağına "naturel zeytinyağı" (en kaliteli sınıf budur), rafine edilmiş zeytinyağına "rafine zeytinyağı" (zeytinyağının özgünlüğünü en az taşıyan sınıf budur, ancak rafinasyon işlemi ile serbest yağ asidi miktarı en düşük hale gelen de budur) ve bahsedilen 2 sınıfın karıştırılması ile (yani paçal yapılması ile) satışa sunulanlara ise "riviera zeytinyağı" denir.

Tam sınıflandırma ise şöyledir:

1) Naturel zeytinyağları: rengi yeşilden sarıya değişir ve berraktır. Alt grupları ise (ki bunlara da tür denir);

  a. Naturel sızma: serbest yağ asidi miktarı %1'in altında...

  b. Naturel birinci: serbest yağ asidi miktarı %1-2 arasında...

  c. Naturel ikinci: serbest yağ asidi miktarı %2-3.3 arasında...

2) Rafine zeytinyağları: rengi sarının değişik tonlarındadır, serbest yağ asidi miktarı ise %0.3'ün altındadır.

3) Riviera zeytinyağları: rengi yeşilden sarıya değişir, serbest yağ asidi miktarı %1.5'in altındadır. Her ne kadar adı bana pek çekici gelse de orta kalitedeki sınıftır.

Bunlar teknik bilgilere ekler. Ama birileri kalkıp işin gurmelik boyutuna dair ek başka katkılarda bulunacaksa, pazardan zeytinyağı alan bir insan olarak pek mesut olurum...

 

 

AdaptiveThemes