Skip to content

ERKİN ÖZALP: Chavez ne kadar Marksist?

17 Ocak 2010, ekleyen Erkin Özalp

Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, 15 Ocak günü yaptığı meclis konuşmasında, ilk kez, bir “Marksist” olduğunu söyledi. Aynı konuşmada Hıristiyan olduğunu da belirttiğinden, “hem Marksist hem de Hıristiyan” olduğunu açıkladığı haberleri yapıldı. Ama Chavez, Hıristiyan olduğunu daha önce de dile getiriyordu. Örneğin, geçtiğimiz yılın Eylül ayında CNN’de yayımlanan bir röportajda, “Annem papaz olmamı istiyordu. Fazlasıyla Hıristiyan ve Katolik’im. ... Fazlasıyla inançlıyım. Tanrı’ya, İsa’ya inanıyorum. İsa’yı seviyorum. Ben bir Hıristiyanım” demişti (Kaynak). 

Dahası var... Chavez, Fidel Castro ile arasındaki farkları şöyle tarif etmişti:
 
“Fidel bir komünist. Ben değilim. Ben bir sosyal demokratım. Fidel bir Marksist-Leninist. Ben değilim. Fidel bir ateist. Ben değilim. Bir gün, Tanrı ve İsa hakkında tartışmıştık. Castro’ya, bir Hıristiyan olduğumu söyledim. İsa’nın toplumsal öğretilerine inanıyorum. O inanmıyor. Kesinlikle inanmıyor. Castro, bana, birden fazla kez, Venezüella’nın Küba olmadığını ve 1960’lı yıllarda olmadığımızı söyledi. (...) Demokratik sosyalizm, Venezüella için zorunlu. Castro, benim için bir öğretmen oldu. Bir usta. İdeoloji konusunda değil ama strateji konusunda.” (Kaynak)
 
Daha da fazlası, Hugo Chavez’in, 2007 yılında, kendi kurduğu birleşik sosyalist partiye Venezüella Komünist Partisi’nin katılmaması üzerine, Marksizm-Leninizmi ve Marx’ı açıkça eleştirmiş olması... Chavez, İnternet’te videosu bulunan bir konuşmasında, Marksizm-Leninizmin “dogmatik” olduğunu, geçmişte kaldığını ve bugünün gerçeklerine uygun düşmediğini, işçi sınıfının sosyalizme ve devrime öncülük edeceği tezinin geçerliliğini yitirdiğini, bilgi ve iletişim teknolojilerinin çalışma biçimlerini tümüyle değiştirdiğini ve günümüzde yaşanan gelişmeleri Marx’ın hayal bile edemeyeceğini söylemiş (İspanyolca video, konuşmanın anıldığı bir İngilizce metin).
 
Yani, Chavez’in bir “ortodoks Marksist” olmadığı kesin... Güncel siyasal kaygılarla Marksizm eleştirisi yapmaya kalkıştığında da, liberalizmin en bayağı tezlerinin ötesine geçememiş...
 
15 Ocak’taki konuşmasında Marx’ın Kapital’ini okumaya yeni başladığını belirten Chavez, Marksizmi öğrenerek devrimcileşen biri değil, devrimci mücadele içinde Marksizme yakınlaşan (ve Marksizmi giderek daha fazla benimseyen) biri...
 
Nitekim, aynı konuşmada, 15 yıl önce Castro’nun karşısına bir Hıristiyan olarak çıktığını, ama artık yalnızca bir Hıristiyan değil, aynı zamanda bir devrimci ve bir Marksist olduğunu söylüyor. (Kaynak - çeviri motorları yardımıyla inceledim).
 
Burada, Fidel Castro’nun Chavez’e yazdığı, 14 Aralık 2009 tarihli açık mektuba gönderme var. Chavez’le 15 yıl önce, yani henüz devlet başkanı değilken buluştuklarını hatırlatan Castro, şunları yazmıştı:
 
“Sen çocukluğundan itibaren sana öğretilen Hıristiyanlık ilkeleriyle ve devrimci bir kişilikle yola çıktın; bense Marx’ın düşünceleriyle ve yine devrimci bir kişilikle.
 
Hem bir Hıristiyan hem de bir Marksist için geçerli olan, evrensellikleri kabul edilmiş etik ilkeler var. Buradan hareketle, devrimci düşünceler, inceleme ve deneyimler yardımıyla sürekli bir şekilde zenginleştirilebilir.” (Kaynak)
 
Chavez, meclis konuşmasında, Marksizmin tarihe bilimsel bir yorum getirdiğini ve iki bin yıldır (İsa’dan bu yana) insanlığın önüne konmuş en ileri proje (tasarı) olduğunu savunuyor. Yeni okumaya başladığı Kapital’in yanı sıra, “büyük devrimci” dediği Vladimir İlyiç Lenin’in Devlet ve Devrim’ini ve Marx ile Engels’in Komünist Parti Manifestosu’nu anıyor. Rosa Luxemburg’un “Ya sosyalizm ya barbarlık” demiş olduğunu hatırlatıyor. Kısacası, Castro’nun açık mektubuna, “Ben artık eski Chavez değilim” diyerek cevap veriyor...
 
Bunlar da olumlu işaretler, çünkü Venezüella’daki devrimci süreçte eksikliği en fazla hissedilen şey, devrimci mücadelenin devrimci teorisi (ve bu teorinin taşıyıcı kadroları). Chavez, bugünden yarına, karşımıza “en sıkı” Marksist teorisyen olarak çıkamayacaktır elbette. Ama Venezüella’da yürütülen tartışmalarda Marksizmin temel kaynaklardan biri haline gelmesi, “Chavez’den sonra ne olur” sorusuna daha iç rahatlatıcı yanıtların üretilmeye başlamasını sağlayabilir...
 

 

 

 

AdaptiveThemes