Skip to content

ERKİN ÖZALP: F tipi sol parti

18 Haziran 2009, ekleyen Erkin Özalp

"2007 yılında yeniden ÖDP liderliğine getirilen Uras, 22 Temmuz seçimlerinde DTP'nin desteğiyle TBMM’ye girdi. Ancak ortaya koyduğu özgürlükçü tavır, parti içindeki ulusalcıları rahatsız etti. Ergenekon’un soldaki faşistleri ayıkladığı ve çetenin uzantılarının partiye uzandığına yönelik açıklamaları gerilimi tırmandırdı. Merkez Yönetim Kurulu (MYK) isim vermeden Uras’ı kınadı.” 

3 Şubat 2009 tarihli bu “haber”, Fethullahçıların yayın organı Zaman gazetesinden. Sol-sosyalizm düşmanlığında sınır tanımayan Zaman gazetesi, sıra Ufuk Uras’a gelince, “özgürlükçü tavır”dan söz ediyor.

Bu gazetenin Ufuk Uras’a yaklaşımı, özellikle Ergenekon Davası ile birlikte değişmişti. Öncesinde, Uras da, solun geri kalanıyla aynı kefeye konuyor ve onunla ilgili haberlere şu tür başlıklar atılıyordu: “Ufuk Uras, İstiklal Marşı okunmayan kongrede ÖDP’nin başına geçti.” Aynı haberin ilk paragrafı şöyleydi: “ÖDP, 4’üncü olağanüstü kurultayını Milli Eğitim Bakanlığı Şûra Salonu’nda gerçekleştirdi. Ancak, ‘devrim şehitleri’ne saygı duruşunda bulunulan kurultayda İstiklâl Marşı okunmadı.” (Zaman)
 
Fethullahçıların yaklaşım değişikliğinden hoşnut kaldığı anlaşılan Uras, partisinin iç tartışmalarını bu gazeteye taşımaktan çekinmedi. Geçtiğimiz yılın Temmuz ayında, Zaman’dan Nuriye Akman’ın sorularına şu tür yanıtlar verebildi:
 
“NA: ÖDP içinde de var ama ulusalcı bir damar, ‘nerden çıktı bu darbe?’ diyen bir kanat.
UU: Kanat demeyelim de solda milliyetçi bir taban olagelmiştir.
Milliyetçi mi, ulusalcı mı?
Hıyara salatalık demek, fark etmiyor sonuç itibarıyla.” (Zaman) 
 
ÖDP’den dün istifa eden Ufuk Uras, bu konudaki yazılı açıklamasını, görünürde, son derece kapsayıcı bir yaklaşımla kaleme almış. “Tüm mağdurların” sol partisini yaratmaya çalışacaklarını anlatmış ve mağdur saydığı kesimleri anmış. Ama bu arada, Fethullahçıları rahatsız edebilecek konulara girmekten kaçınmış. Örneğin, “laiklik” konusundaki yaklaşımını şu şekilde tarif etmiş:
 
“Laiklik, demokratik ve özgürlükçü bir muhteva kazanamadı. Farklı inançlara sahip yurttaşlar, ciddi bir güvensizlik içinde.” (haberveriyorum.net)
 
Peki ya din adına baskı altına alınan, örtünmeye zorlanan kadınlar? Peki ya inanç sömürüsüne maruz bırakılan emekçiler? Peki ya parasızlık nedeniyle eğitim alabilmek için başta Fethullahçılar olmak üzere tarikat ve cemaatlerin kucağına düşen gençler? Onlar, Uras’ın anma (ve kapsama) ihtiyacını duyduğu “mağdur” kesimler arasında yer almıyor.
 
Ufuk Uras ile “özgürlükçü sol”cu arkadaşları, ÖDP’den istifalarıyla ilgili iki ayrı açıklama yaptı. Bu açıklamaların ikisinde de geçmeyen bir sözcük var: “Emperyalizm.”
 
Neden acaba? Sırf, “Hocaefendi” ABD’de bulunduğu için olmasa gerek... Belki de, bir araya gelmeyi planladıkları SHP’nin yeni genel başkanı Hüseyin Ergün’le aynı kanaatteler:
 
Bir kere Türkiye’de emperyalist bir güç yok. Yani Türkiye’yi sömüren yabancı bir güç yok. Küreselleşme karşıtları, aslında tamamen korkuyla bir analiz yapıyorlar. Memleketteki bütün sorunların sebebini emperyalizme ve Batı’ya bağlıyorlar. Kısacası, ileri ülkelerin geri kalmış ülkelere kötülük yaptığını düşünüyorlar. (...) dünyada emperyalizm tarafından sömürüldüğü için geri kalan hiç bir ülke yoktur. Ama sömürülemediği için geri kalan ülkeler vardır. Geçmişte emperyalistler tarafından sömürülmüş olan bazı ülkelerin bugün geri kalmış olmalarının nedeni emperyalizm değildir.” (Taraf) 
 
Gerçekten de “yeni” sayılabilecek tezler... Daha doğrusu, geri kalmışlığın “sömürülmemiş”liğe bağlanmasının “sol adına” dile getirilmesi yeni sayılabilir; yoksa, liberaller yüzyıllardır bu tür tezleri savunuyor, “emperyalizm” ve “sömürü” gibi kavramları kullanmadan...
 
Yakın geçmişe kadar “liberal solcu” olmadıklarını savunan Ufuk Uras ve arkadaşları, 1990’lı yıllarda liberalizmin savunuculuğunu yapmak için kurulan Yeni Demokrasi Hareketi’nin (YDH) önemli isimlerinden biri olan Hüseyin Ergün’le bir araya gelmekte sakınca görmüyor... Güzel... Ergün, şunları da söylüyor:
 
“Bize katılmak için sivil ve demokrat olmak yeterli. Yani Ergenekon karşıtı olacak. Ekonomik, siyasi ve sosyal anlamda devletçi olmayacak. Serbest piyasayı, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini destekleyecek. Bizim diğer partilerden farkımız, bize üye olmak serbest olacak.” (Taraf) (*)
 
Görüldüğü üzere, Hüseyin Ergün de, Taraf gazetesine verdiği röportajda, Zaman gazetesinin “Genç Siviller” türü oluşumlara verdiği destekten yararlanmak için elinden geleni yapıyor. Türkiye sağı ve Fethullahçılar, çok uzun yıllardan beri, “Şöyle demokrat, sivil, inanç özgürlüğüne saygılı, toplumun muhafazakar özelliklerini dikkate alan, devletçi olmayan, AB’ci bir sol parti olmalı” deyip duruyordu. İstedikleri parti kuruluyor!
 
“Darbe planları”, “derin devlet”, “devlet içindeki illegal yapılanmalar”, “Gladyo tipi örgütlenmeler” vs. vs... Liberal solcuların ayırt edici yanı, gerçekten de bunlarla mücadele etmeleri mi? “Demokrasi”nin en yılmaz, en kararlı savunucularından mı söz ediyoruz?
 
Peki ya Emniyet’teki Fethullahçı yapılanma? Peki ya AKP’nin ve Fethullahçıların denetimindeki devlet organlarının yasa-hukuk tanımadan dinci gazetelere “haber servisi” yaparak kamuoyu oluşturması? Peki ya “Ergenekoncu” diye yaftalanan AKP muhaliflerinin mahkemeye bile çıkarılmadan aylarca cezaevinde tutulması? Ama bunların amacı, “Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlamak”tı, değil mi? Pardon!
 
Ağızlarını her açtıklarında “özgürlük”ten, “demokrasi”den ve “yenilenmeden” söz eden liberal solcuların, Ortaçağ karanlığının 21. yüzyıldaki temsilcilerinden medet umabilmesi, onlarla bu kadar rahat bir şekilde kol kola girebilmesi, gerçekten üzücü... Türkiye’deki sol birikim daha güçlü olsaydı, F tipi sol parti kurmaya kalkışamaz, piyasacılığı, AB’ciliği ve Fethullahçılığı “sol” diye yutturma girişiminde bulunamazlardı...
 
Ne diyelim, umarız bu “yeni” girişim bir “uyarı işareti” olma işlevini görür ve bu sayede hayırlara vesile olur...
 
 
(*) bianet.org’a konuşan Ufuk Uras, ÖDP’den ayrılanların SHP ile birleşeceklerine ilişkin haberler için, “siyasi paparazzilik”, “fotoroman yazarlığı” türü ifadeler kullanmış. Ama “sosyal demokratlarla” bir araya gelmek istediklerini bu görüşmede de yadsımamış: “Biz tarihsel buluşmada sosyalistlerle yüzünü sola dönen sosyal demokratların sol değerler, emek değerleri, barış, özgürlük ve demokrasi gibi solun olmazsa olmaz koşulları çerçevesinde yan yana gelmesi gerektiğini düşündük.” (bianet.org) Ayrıca, istifasına ilişkin ilk açıklamasında, yalnızca “sosyal demokratlar”dan değil, “demokrat”lardan da söz ediyor. Diğer yandan, Hüseyin Ergün, Taraf gazetesine şunları söylemişti: “10 Aralık Hareketi var. ÖDP’den ayrılanlar var. Demokrat Kürtler var. Aleviler var. Kadın hareketi var. Biz bütün bu gruplarla temas halindeyiz. Bu hafta ortak bir platform oluşturmak, çağdaş solda bir parti oluşturmak için toplantılara başlayacağız. SHP çatısı altında birleşmek değil bu. Biz yeni bir parti kurar gibi bir araya geleceğiz, buluşacağız!” (Taraf) 
 

 

 

AdaptiveThemes