Skip to content

L. DOĞAN TILIÇ: ... ya da her şey eskisi gibi olacak! (Birgün)

14 Eylül 2010, ekleyen Erkin Özalp

Şimdi herkes referandum sonuçlarını yorumlayıp kendince sonuçlar çıkaracak. Daha akıllı olanlar, sonuç çıkarmakla yetinmeyip ders de çıkaracaklar!

Ben dahil pek çok insan, referandumun iktidar için bir güven oylamasına dönüştüğünü yazıp söyledik. Sonuçlar açıklandıktan sonra Başbakan’ın “Bu bir güven oylaması değildi. Bir parti kazanmış ya da kaybetmiş değil” anlamındaki sözlerine bakmayın. Onlar güvenoyu almış olmanın verdiği keyif haliyle söylenmiş sözler.

“Piyasa” da o güven yüzünden coştu, borsa tüm zamanların rekorunu kırarak 1.297.00 puanlık artışla başladı dün güne.

“Piyasa”nın bu coşkusu, tarlasını ekemeyip boş bırakan ve borçlarından bunalan köylü, geçinemeyip kredi kartı altında ezilen memur, siftah edemeyen esnaf, aç karnına intihar eden vatandaş ve işsiz milyonların yarasına merhem değil tabii. Ama anlaşılan, onlar yaşadıklarının sorumlusu olarak iktidarı görmüyor. Tersine o halleri üzerinden bağlanıyorlar iktidara, belki de.

Erdoğan, 1994’te İstanbul Belediye Başkanlığı için girip yüzde 25’le kazandığı seçimden bu yana, 7. seçimini kazanıyor. Pazar günü 49.4 milyon seçmenden 38.3 milyonu sandığa gitti. 21.8 milyon “Evet” derken 15.8 milyon “Hayır” dedi. Arada 6 milyonluk bir fark var. Yüzde 58’e yüzde 42 ile galip “Evet”ler.

Bu bir güven oylaması idiyse, ki öyle demiştik, AKP ve Başbakan güvenoyu almış oldu.

İktidar bu referandumdan zaferle çıktığı tespitini yapacak, kuşkusuz. Pekişen özgüveni ile tam gaz devam edecek bu güne kadarki politikalarına. 10 ay sonraki seçim için moral bulacak. Erdoğan cumhurbaşkanlığını daha çok kestirecek gözüne. Memleket başkanlık sisteminin zeminini oluşturacak bir yeni anayasa hazırlığına girişecek.

CHP, Kılıçdaroğlu’nu yollara salıp arkasında yeterli örgütsel desteği koyamamanın da bir sonucu olarak, “bir tek oy bile önemli” diyen genel başkanına oy kullandıramamanın sıkıntılarını yaşasa da bir süre, ciddi bir sarsıntı yaşamayacak. “Hayır”lar yenilmiş olsa da, kendi oylarını bir miktar artırdığını, “Hayır”ların çoğunun kendisinin olduğunu söyleyip avunacak.

Moral bozukluğu ağır basarsa partide, eskiden beri sıkça yürütülen akla sarılabilir CHP yeniden. Memleketin ezici çoğunluğu sağ ve muhafazakar çizgide diyerek, onların gönlünü kazanmayı, AKP’den rahatsız olan herkesi kendine çekmeyi amaçlayarak rotayı sağa kırmayı önerenler olacak. Böylece, türbana falan dolaşılacak iyice. Belki, kaygan MHP tabanına göz kırpılacak.

Ya da, zor olan seçilecek; Kılıçdaroğlu ile girilen ama henüz altı pek doldurulamamış sola açık çizgide, onun altı da doldurularak, ısrar edilecek.

MHP’de moraller bozulacak, kesin. Sonucu nasıl okurlarsa okusunlar, referandumun asıl kaybedeni olmadıklarına, tabanlarının AKP’ye kaymadığına inandıramayacaklar kendilerini.

BDP haklı olarak moral bulacak. Referandumun, Kürt sorununun kendileri ve PKK muhatap alınmadan çözülemeyeceği gerçeğinin altını çizdiğini vurgulayacak. Hakkari’de yüzde 93, Diyarbakır’da yüzde 65’i yakalamış bir boykotun başarısını, BDP dışındakiler de kabul edecek, el mecbur.

Peki, sosyalist solda ne olacak? “Yetmez ama buna da şükür”cüler, Evren’i yargılatma girişimleri ile durumu kurtarmaya çalışacaklar. (Bunu herkes yapmalı) Ya da, BirGün’ün dünkü manşetinde denildiği gibi, “solda taşlar tekrar dizilecek. AKP’nin piyasacı ve gerici iktidarına destek verenlere karşı duranlar arasındaki fark derinleşecek”.

Ancak, sanılmasın ki böyle olunca “Solda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”. Solun sonuçlardan çıkardığı ders bu olursa, bütün enerjisini sol içindeki taşların yeniden dizilmesine harcar ve solda “oynamaya” devam ederse, korkarım solda yine her şey eskisi gibi olacak. Yüzde 1’lerde, hatta bindelerde dolaşılacak yine.

Ya da oralarda gezinmeyip artık, solun dışına döneceğiz yüzümüzü. İşçiye, köylüye, esnafa, işsize güven verecek başarı öyküleri yaratacağız. Hazır elde birkaç belediye varken, oralardan başlayacağız.

Solun çalıp solun dinlediği tarz değişmezse, galiba bir şey değişmeyecek!

Kaynak: http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1186995520&news_code=1284467247&day=14&month=09&year=2010

Yorumlar

Referandum sonrasında iki gün

14 Eylül 2010, yazan Burcakman,
Yorum no: 4561

Referandum sonrasında iki gün ard arda soL'da yayınlanan ve bir yığın soru işaretini de beraberinde getiren bazı değerlendirmeler ve 'açılımlar' karşısında, yukarıdaki değerlendirme daha içten bir malumun ilanı izlenimi veriyor doğrusu. 

Öyle olacak

14 Eylül 2010, yazan Ziyaretçi,
Yorum no: 4562

Sosyalistler, Türkiye'nin geneline, yani şu veya bu sebepten azınlık durumunda olanlara değil Sünni-Türk kesimlere seslenemedikçe, onlara lafını dinletemedikçe bu tablo ilelebet böyle gidecek.

Seçim haritası açık. Kürtler BDP'ye, balkan göçmenleri, aleviler CHP'ye, diğer küçük azınlıklar zaza, laz, gürcü vs. ÖDP, EMEP ve diğer radikal sola veriyor. Sünni Türk yığınlar ve Sünnni Araplar AKP vb. dinci sağ partilere veriyor. Gayrı müslimler korkudan hiçbir yere bakmadan doğrudan ana akıma yanaşıyor. Zaten bir oy potansiyelleri yok. Solun 'ezilenden yana' olma söylemi Sünni Türk kesimlerde, 'bunlar hep onları kolluyor, bize düşmanlar' diye algılanıyor. AKP bu kesimlerin temsilcisi olarak birkaç kez tescillendi. AKP muhalifi hiçbir akıma, sağ bile olsa yüz vermiyor bu kitle.

Bu yeni de değil, çok eski bir algı. Sadece İP, Türkçü bir söylemle bu algıyı kırmaya çalıştı, o bile olmadı. Balıkesir, İç Ege ve Mersin civarında cüzi bir karşılık buluyor.

Çaresi nedir bilemem ama solun aşması gereken en büyük sorun bu.

 

 

AdaptiveThemes